Şartlı kölelik - Muharrem Bayraktar
AKP hükümeti ve ayarlı medya, 17 Aralık Zirvesi’ni zafer olarak nitelendirmeye devam ediyor. Brüksel’e giderken “İmtiyazlı ortaklığı asla kabul etmeyiz, tam üyelikten başka bir seçeneğe asla razı olmalıyız” diyenler, tam bir üçkağıtçı mantığı ile Brüksel’deki hezimeti profesyonelce gizleme çalışıyorlar. 17 Aralık, bir hezimetti ve 41 yıl beklenilen Avrupa kapılarında uğranılan büyük bir hayal kırıklığı idi.Brüksel üçkağıtçıları, bu hayal kırıklığını ne kadar gizlemeye çalışsalar da , gerçekler bir bir ortaya çıkacak ve çıkıyor da.Bu üçkağıtçıların içine düştüğü trajikomik durumu biz söylerken inanmayanlara, âşık oldukları Avrupa ülkelerinden yükselen acı ama gerçek sesleri aktaralım bugün.discount drug coupons site printable coupons for cialis
17 Aralık, bir hezimetti ve 41 yıl beklenilen Avrupa kapılarında uğranılan büyük bir hayal kırıklığı idi.
Brüksel üçkağıtçıları, bu hayal kırıklığını ne kadar gizlemeye çalışsalar da , gerçekler bir bir ortaya çıkacak ve çıkıyor da.
Bu üçkağıtçıların içine düştüğü trajikomik durumu biz söylerken inanmayanlara, âşık oldukları Avrupa ülkelerinden yükselen acı ama gerçek sesleri aktaralım bugün.
1– İsviçre Başbakanı Goran Persson, Erdoğan’ın Zirvedeki tavrının çok aceleci olduğunu söyleyerek “Türkiye şartlı üyeliği resmen kabul etti” dedi.
Goran daha acı konuştu: “Türk Heyeti, kabul edilemeyecek konuları onayladı. Türkiye hiç direnmedi.
Direnmeyip kabule yönelince biz de önlerine çıkıp engel olmak istemedik”
2– İtalya Dışişleri Bakanı Gianfranco Fini ise, “Türkiye, kabul edilemez olarak gördüğü kalıcı derogasyonlara boyun eğdi” açıklamasını yaptı.
3– Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Papadopulos:
“17 Aralık bizim için, söz ve rol sahibi olacağımız bir fırsatlar sürecinin başlangıcıdır. Biz istediklerimiz aldık. 3 Ekim 2005’e kadar Türkiye bizi tanımak zorunda. Tanınmazsa üyelik müzakerelerini veto ederiz”.
4– Hollanda Dışişleri Bakanı Bernard Bot:
“Oyunun kuralları değişti. Türkiye müzakere tarihi almışsa da, Avusturya ve Fransa’da düzenlenecek referandumlar sebebiyle, büyük ihtimalle Avrupa Birliği’ne giremeyecek.”
Bizimkiler, AB ile oturdukları kumar masasında “içinde müzakere tarihi geçen” bir cümlenin metne girmesi uğruna, önlerine gelen her şarta boyun eğdikleri için ağır bir yenilgiye uğradılar.
Batıdan yükselen sesler de bu yenilgiyi açıkça ortaya koyuyor.
“Derogasyonu kabul etmeyiz, şartlı üyeliği reddederiz” diye ahkâm kesenlerin, nasıl süt dökmüş kediye dönerek her şeye razı olduklarına Batılı liderler de işte böyle şaşırıyor.
İşin daha vahim tarafı, 20 yıl sürecek bir müzakere süreci sonunda, üyelik hayalinin liderlerin kararıyla değil, referandum sonucu halkın vereceği sözümona demokratik bir kararla, açıkça reddedileceği tuzağını bile kabullenmişler bizim üçkağıtçılar.
Bu kadar ağır bir diplomatik yenilginin, bu kadar rezil bir müzakere maskaralığının, hiç utanmadan ve sıkılmadan, verilen tavizler kamuoyundan gizlenmeye çalışılarak yansıtılmaya çalışılması, tam da Türkiye’yi yönetenlerin Kasımpaşalılığına yaraşır bir tavır.
Hülasa, Avrupa Birliği, Türkiye için öteden beri “şartlı üyelik” projesini yürürlüğe sokmayı planlıyordu ve “bu projeyi asla kabul etmeyiz” diyen Kasımpaşalı siyasetçi ekolüne A’dan Z’ye kabul ettirdi.
Böylece, bugün sevinilen sürecin, “şartlı üyelik” ya da diğer bir ifadeyle “şartlı kölelik”ten başka bir şey olmadığı da ortaya çıkmış oluyor.
Şartlı kölelere ithaf olunur...