Hükümetin ve medyanın yalanları ortaya çıkıyor! İstenenin 11'de 1'i
17 Aralık zirvesinde hükümetin değişiklik taleplerinden yalnızca 1'i dikkate alındı. 17 Aralık kararlarında müzakerelerin 'ucu açık' bir süreç olduğu vurgulanırken 3 Ekim 2005'te başlaması da Kıbrıs koşuluna bağlandı. escitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholabilify link abilify
1- Müzakere kararı ertelenemez: Hükümet, 17 Aralık karar taslağının 17. paragrafına, müzakere kararının daha sonraya bırakılabileceğini ima ettiği için karşı çıktı. AB, bu paragrafı değiştirmedi. Yine de müzakere kararı başka bir zirveye bırakılmadı. Ancak tarama süreci nedeniyle müzakareler 2006'da başlayabilecek.
2- Türkiye, Avrupa değerlerini paylaşıyor: Karar taslağının 18. paragrafında, Türkiye'nin ''Avrupa değerler topluluğuna'' katılması amacından söz ediliyordu. AB'ye tam üyelik hedefini sulandıran bu ifade 17 Aralık kararında değiştirildi, ancak bu kez de 23. maddede Türkiye üye olamasa da Avrupa yapılarına güçlü bir şekilde bağlı kalması ifadesine yer verildi.
3- Kıbrıs koşul olamaz: AB Dönem Başkanlığı'na iletilen belgede, Kıbrıs konusunda şu şekilde itirazda bulunulmuştu: ''19. paragrafta yer alan Türkiye'nin Ankara Anlaşması'nı yeni üyeleri dikkate alacak şekilde uyumlandırması konusunun, siyasi kriterlerle hiçbir ilgisi yoktur. Bu nedenle konu zirve sonuç bildirisinde yer almamalıdır. '' AB, Kıbrıs konusunda geri adım atmadı, Kıbrıs'a ilişkin ek protokolün imzalanması için 3 Ekim 2005'e kadar süre tanıdı.
4- Avrupa Parlamentosu'na atıf olmasın: 17 Aralık sonuç bildirgesi taslağının 21. paragrafında, Avrupa Parlamentosu'nun aralık ayında alacağı karara atıfta bulunuluyordu. Hükümet, bunun AB zirveleri sonuç bildirgelerinde olağan bir uygulama olmadığını belirterek çıkarılmasını istedi. Bu ifade 17 Aralık kararında aynen yer aldı.
5- Müzakere tarihi 26 Nisan 2005 olsun: Hükümet, AB Komisyonu'nun 6 Ekim'de açıkladığı rapor ve yaptığı tavsiye ışığında müzakerelerin 26 Nisan 2005'te başlatılmasını istiyordu. AB, 3 Ekim 2005 tarihini belirledi.
6- Müzakere değil, katılım müzakeresi: Taslak belgenin 22. paragrafının başlığı, ''müzakerelerin çerçevesi'' şeklindeydi. Ankara bunun ''katılım müzakerelerinin çerçevesi'' olarak değiştirilmesini istedi. 17 Aralık kararında bu ifade aynen kaldı.
7- Müzakereler için yeni kıstaslar: AB karar taslağında her bir müzakere başlığının açılıp kapanması konusunda kıstaslar (benchmarks) öngörüyordu. Hükümet, tek ölçütün, Kopenhag siyasi kriterleri olduğunu vurgulayarak ''Yeni kıstasların getirilmesi, yapay önkoşullar anlamına gelebilecektir'' dedi. 17 Aralık kararında bu kıstaslar aynen kaldı.
8- Kalıcı sınırlamalar kabul edilemez: Hükümet, taslakta öngörülen kalıcı sınırlamalara ''özel ortaklık'' anlamına geleceği için karşı çıktı. AB ise uzun geçiş dönemleri ve derogasyonların (sınırlamaların) yanında ''kalıcı olarak başvurulabilecek'' özel önlemlere yer verdi.
9- Kırmızı çizgimiz, tam üyelik: Hükümet, 17 Aralık öncesinde gönderdiği belgede, kırmızı çizginin tam üyelik olduğunu vurgulamıştı. 17 Aralık'ta katılımın ''paylaşılan bir hedef'' olduğu belirtilirken müzakerelerin ucu açık bir süreç olduğu ve sonucunun baştan garanti edilemeyeceği vurgulandı.
10- 2014 tarihi motivasyonumuzu kırar: Hükümet, ''2014 yılının belirtilmesi, Türkiye'nin müzakerelerde motivasyonu açısından da yararlı değildir'' demişti. 17 Aralık kararında bu ifade aynen yer aldı.
11- Müzakerelerin hedefi için Lüksemburg önerisi: Hükümet, ''ucu açık müzakere süreci'' ifadesine karşı, önceki aday ülkelerle müzakerelerin başladığı 1997 Lüksemburg zirvesinin 26. paragrafını önermişti. Bu paragrafta, ''Müzakerelere başlama kararı, aynı zamanda müzakerelerin başarıyla sonuçlandırılacağı anlamına gelmez. Farklı aday ülkelerle müzakerelerin sonuçları ve müteakip katılım, her birinin Kopenhag kriterlerine uyumuna ve AB'nin yeni üyeleri entegre edebilme yeteneğine bağlı olacaktır'' deniliyordu. Ancak 17 Aralık kararında, önceki aday ülkelerden farklı olarak, tam üyeliğe alternatif önerilere de kapı aralandı.