AB10 Aralık 2004 00:00

Avrupa'da Türklere Niçin Yer Yok? - Arslan BULUT

Nice Antlaşması'nın 191'inci maddesinin Avrupa'da AB'ye muhalefeti yasakladığını bildiriyor: "Bu madde, Avrupa politik partileri için yeni bir statü öngörmekte, AB''ye kendisini destekleyen partilere finansal yardım yapmak, desteklemeyenlerin finansmanını engellemek ve faaliyetini yasaklamak yetkisi vermektedir.cialis coupons printable link discount prescription drug cardnaproxennatrium site naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena

Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fisher, 4 yıl önce, "Avrupa idealine kendini adamış ve politik entegrasyonu sağlayabilecek pozisyondaki birkaç üye devletin ağırlık merkezini oluşturacağı bir grup devlet mi ortaya çıkacaktır? Veya bunun için doğru zaman ne zamandır? Kimler bu oluşumun içinde olacak?" diye soruyor ve cevabı da kendi veriyordu: "Gelecekte Fransız-Alman yakın işbirliğini içermeyen hiçbir Avrupa projesi başarılı olamayacaktır." Fisher, Berlin Humboldt Üniversitesinde 12 Mayıs 2000 tarihinde yaptığı konuşmada özetle şöyle demişti: "Günümüzden yaklaşık elli sene önce, Robert Schuman barışın korunması amacıyla ''Avrupa Federasyonu'' görüşünü sunmuştur.

Avrupa Birliği''nin bu son safhası, yani doğuya genişleme ve siyasi bütünleşmenin tamamlanması kesinlikle Fransa ve Almanya''ya bağlıdır.

Euro''nun piyasaya girmesi sadece ekonomik entegrasyonun en ileri noktası değil, aynı zamanda tamamıyla bir siyasi yasadır, çünkü, bir para birimi sadece bir ekonomik faktör olmaktan ibaret değildir, aynı zamanda onu garanti eden hakimiyetin gücünü temsil eder.

Kosova savaşı''ndan sonra alınan Avrupa Ordusu kararı, birliğin Euro para biriminden sonraki ikinci önemli adımı olmuştur.

Pan-Avrupacılık! Genişleme, bir pan-Avrupa programıdır.

Genişlemenin, Alman şirketleri ve istihdam açısından büyük faydaları olacaktır.

Bu nedenle Almanya doğuya doğru süratli bir şekilde genişleme konusunu destekleyen tutumunu sürdürecektir.

Avrupa idealine kendini adamış ve politik entegrasyonu sağlayabilecek pozisyondaki birkaç üye devletin ağırlık merkezini oluşturacağı bir grup devlet mi ortaya çıkacaktır? Veya bunun için doğru zaman ne zamandır? Kimler bu oluşumun içinde olacak? Bu ağırlık merkezi anlaşmalarla belirlenmiş çerçeveler dahilinde mi yoksa dışında mı oluşacak? Ama en azından bir şeyin kesin olduğunu söyleyebilirim: Gelecekte Fransız-Alman yakın işbirliğini içermeyen hiçbir Avrupa projesi başarılı olamayacaktır.

Avrupa hükümeti! Politik entegrasyonun tamamlanması yolunda, olası bir geçici adım da, daha sonra bir ağırlık merkezinin oluşturulması olabilir.

Bu devletler gurubu, Federasyon anayasasının çekirdeğini teşkil edecek yeni bir Avrupa antlaşmasını yürürlüğe sokacaklardır.

Bu antlaşmaya dayanarak, Federasyon kendi kurumlarını geliştirebilecek, AB içinde mümkün olan en fazla konuda üye devletler adına tek bir ses olarak konuşabilecek bir hükümeti, kuvvetli bir parlamentoyu oluşturacak ve doğrudan seçilmiş bir başkan atayacaktır.

Esasında bu ağırlık merkezinin kendisi yeni bir kavram, politik entegrasyonun tamamlanması için itici güç olup, başından beri gelecekteki federasyonun bütün elemanlarını bünyesinde ihtiva etmelidir." Bizde bazıları Türk Birliğine Pantürkizm, panturanizm diye hala soğuk bakarken, Fransa ve Almanya, Pan-Avrupacılığı hayata geçirmek yolundadır.

Pan-Avrupacılık içinde de doğal olarak Türklere yer yoktur! Avrupa''da AB''ye muhalefet yasağı! Kutlu Merih, Nice Antlaşması''nın 191''inci maddesinin Avrupa''da AB''ye muhalefeti yasakladığını bildiriyor: "Bu madde, Avrupa politik partileri için yeni bir statü öngörmekte, AB''ye kendisini destekleyen partilere finansal yardım yapmak, desteklemeyenlerin finansmanını engellemek ve faaliyetini yasaklamak yetkisi vermektedir.

''Avrupa Partiler'' için Birlik tarafından ''tanınma'' şartı getirilmekte ve bu şekilde muhalefet bir anlamda yasadışı pozisyonuna sokulmaktadır.

Avrupa Adalet Divanı yetkililerinin yakın bir geçmişte yaptıkları bir yoruma göre, ''Avrupa Birliğini herhangi bir şekilde eleştirmek'' kutsal değerlere karşı gelerek günah işlemekle aynı anlamdadır ve bu günahı işleyenler kısıtlanabilecektir." Fransa''da "Ermeni soykırımı yapılmamıştır" dediği için Türk Büyükelçisinin mahkemeye verildiğini hatırlayalım.

Diplomatik dokunulmazlık sahibi bir kişi değil de başka bir Türk aynı sözü söyleseydi, mahkum edeceklerdi.

Çünkü, Fransa''da "Ermeni soykırımı yapılmamıştır" demek yasal olarak suçtur! Yahudilerle ilgili olarak da benzer yasalar vardır!