17 Aralık Çığırından Çıktı - Selim SOMÇAĞ
29 Kasımda açıklanan 17 Aralık AB zirvesinin taslak metni Kıbrıs Rum Yönetiminin tanınması, Ege sorununun Yunanistan’ın istediği şekilde çözülmesi gibi çok ağır şartlar içeriyordu (Bkz “17 Aralığa Yunan-Rum Kıskacı”). Gırtlağına kadar döviz borcuna battığı için kurtuluşunu müzakere tarihinin yaratacağını umduğu döviz girişine bağlamış olan malûm medya işlerin kötü gitmesi karşısında aklını oynatmak üzere. Bu yüzden taslak bazı üyelerin itirazı karşısında iki gün sonra yeniden yazılmak üzere geri çekilince bunlar “Taslak yumuşatılıyor” diye başlık attılar. Ben doğrusunu yazdım; “Taslak çok yumuşak bulundu; ağırlaştırılacak” dedim (Bkz “17 Aralık Yaklaştıkça Üyelik Uzaklaşıyor”).levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesdiscount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectsbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus
29 Kasımda açıklanan 17 Aralık AB zirvesinin taslak metni Kıbrıs Rum Yönetiminin tanınması, Ege sorununun Yunanistan’ın istediği şekilde çözülmesi gibi çok ağır şartlar içeriyordu (Bkz “17 Aralığa Yunan-Rum Kıskacı”). Gırtlağına kadar döviz borcuna battığı için kurtuluşunu müzakere tarihinin yaratacağını umduğu döviz girişine bağlamış olan malûm medya işlerin kötü gitmesi karşısında aklını oynatmak üzere. Bu yüzden taslak bazı üyelerin itirazı karşısında iki gün sonra yeniden yazılmak üzere geri çekilince bunlar “Taslak yumuşatılıyor” diye başlık attılar. Ben doğrusunu yazdım; “Taslak çok yumuşak bulundu; ağırlaştırılacak” dedim (Bkz “17 Aralık Yaklaştıkça Üyelik Uzaklaşıyor”).
Her zaman olduğu gibi sonuçta malûm medyanın iddiası değil, benim yazdığım doğru çıktı; taslak dün ağırlaştırılmış şekilde açıklandı. Taslaktaki bazı yenilikler şöyle:
-Türkiye’nin üyeliği ile ilgili genel değerlendirmeye “AB’nin yeni üyeleri abzorbe etme kapasitesi de dikkate alınacak” ifadesi eklenmiş. (Madde 17) Yani Türkiye bütün şartları yerine getirip ağzıyla kuş tutsa bile AB “Kapasitem doldu” diye Türkiye’yi reddedebilecek. Tam bir ipe un serme. Böyle bir açık kapıyla müzakerelere başlanması ne ifade eder?
-İlk taslakta müzakerelerin askıya alınması önerisini üye ülkelerin en az üçte biri yapabiliyordu. Yeni taslakta bu şart kaldırılmış. Tek bir ülke bile bu öneriyi yapabiliyor.
- Türkiye’nin derhal 1963 Ankara Anlaşmasını birliğe bu yıl katılan 10 ülkeye de teşmil etmesi isteniyor (Madde 19). Bu de facto Kıbrıs Rum Yönetiminin tanınması anlamına geliyor.
-İlk taslakta üç kelimelik bir ifade vardı “Sınır anlaşmazlıklarının çözülmesi.“ Gördüğüm kadarıyla medyada ya da hükümet kanadında bunun üzerinde duran olmadı. Ben bunun Ege sorununun Lahey Adalet Divanına götürülmesi anlamına geldiğini yazdım (Bkz “17 Aralık Yaklaştıkça Üyelik Uzaklaşıyor”). Nitekim bu konu yeni taslakta üstü örtülü değil, açıkça yer alıyor. Mevcut ikili sınır anlaşmazlıklarının Lahey Adalet Divanında çözümlenmesi isteniyor (Madde 20). Burada ilk konu Ege sorunu. Daha uzun vadede bu kapsam içine Hatay bile alınabilir. AB isterse pekâla onu da bir “ikili sınır anlaşmazlığı” olarak niteleyebilir.
-6 Ekim Raporunda ve ilk taslakta üyelerin yararlandıkları haklardan işgücünün serbest dolaşımına kalıcı kısıtlama getirilmişti. İkinci taslakta kalıcı kısıtlamaların kapsamı genişliyor, işin içine yapısal politikalar ve tarım da dahil ediliyor. Yani Türkiye’nin AB’den birliğe yapısal uyum amaçlı olarak malî yardım alması, Türk tarımının Ortak Tarım Politikası çerçevesinde AB sübvansiyonlarından yararlanmasının önü kesiliyor. Bu şartların altına imza atarak serbest dolaşımdan, yapısal uyum yardımlarından ve tarım sübvansiyonlarından vazgeçtikten sonra zaten Türkiye’nin AB üyesi olmasının hiç bir anlamı kalmıyor. Ama başka türlüsü de olamaz; çünkü Türkiye mevcut üyelerin yararlandığı haklarla üye yapılırsa AB’nin tarım desteği için ayırdığı yıllık 50 milyar euroluk kaynağı (ki AB bütçesinin yarısıdır) 20 milyar euro kadar arttırması gerekiyor ki, bu imkânsız.
İkinci taslakta tablo böyle. Tabiî bu 17 Aralıkta böyle kalacak değil; büyük ihtimalle nihaî metin referandum, AB uygun gördüğünde üyelik yerine özel statü gibi şartlarla daha da ağırlaştırılmış olarak çıkacak. Düne kadar sıkıntıları örtbas etmeye çalışan hükümet de Pollyannacılığı bırakarak AB’ye tepki göstermeye başladı. Dışişleri Bakanı Gül, dün yeni taslakta Türkiye’nin isteklerinin yer almayıp, AB’nin yeni şartlar ileri sürdüğünüı görünce taslağı Ankara’ya getiren Hollandalı Bakan Nicolai’la yapacağı basın toplantısını iptal etti. Bundan az sonra, nedense bu kritik dönemde Yunanistan’ı ziyaret etmekte olan Hollanda başbakanı Balkenende, bir yanına Yunanistan başbakanını, bir yanına Kıbrıs Rum Yönetimi liderini alarak “Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyetini tanımamasına katlanamıyoruz. Türkiye 17 Aralığa kadar Kıbrıs’ı tanımak için adım atmalı” açıklamasını yaptı. Artık güneş balçıkla sıvanamadığı için yalan kumkuması malûm medya bile “AB İle İpler Gerildi” demeye başladı. Kısacası daha 17 Aralık gelmeden üyelik işinin suyu fena çıktı. Hayal ticaretiyle siyaset, bankacılık, borsaclık yapmak isteyenlerin hepsine hayırlı olsun!