Siyaset23 Kasım 2004 00:00

Başbakanlığın raporu daha beter

Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun hazırladığı Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu Raporu’nda Avrupa Birliği tarafından hazırlanan raporu aratacak tarzdan ifadeler bulunması toplumun çeşitli kesimlerinden tepki görmeye devam ediyor.symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena

AKP tarafından 1.5 yıl önce kurdurtulan Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu,Türkiye’de yaşayan Türkler’i bile azınlık olarak görüyor. Rapor Lozan’ı tamamen devre dışı bırakmayı planlarken, Lozan’da yapılan azınlık tanımına da tamamen karşı çıkıyor.

Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü parçalamayı hedefleyen rapora karşı duranlar, çeşitli suçlamalarla karşı karşıya kalırken, Sevr anlaşması adım adım yürürlüğe konuluyor. Bu yürürlüğe konulan rapor hükümet tarafından da destekleniyor.

vatandaşlık anlayışının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine dikkat çekilen raporda, “Çağdaş Avrupa’daki çok kültürlü, çok kimlikli bir toplumsal modelin alınması gereklidir. Hatta zorunludur. Bunun için Türkiyelilik üst kimliğinin benimsenmesi gerekir”deniliyor.

Devletin ülkesiyle bölünmez bütünlüğünün son derece doğal ve bütün dünyada tartışmasız kabul edilen bir husus olduğuna atıfta bulunulan raporda, “milletin bölünmez bütünlüğü” kavramı milletin tek parça olduğunu söylemektir ki, milleti oluşturan çeşitli alt kimliklerin inkarı anlamına gelir. Dolayısıyla demokrasinin özüne karşıdır”ifadelerine yer veriliyor.

Başka bir maddede ise “eşit haklı vatandaşlık temelinde, farklı kimlik ve kültüre sahip kişilerin kendi kimliklerini koruma ve geliştirme hakları(yayın, kendini ifade ve öğrenim gibi) güvence altına alınmalıdır.”denirken, Türk dili konusunda ise, “Türkiye Devleti’nin dili Türkçe’dir” ibaresini anlamak hepten imkansızdır. Çünkü devletin dili olmaz. Resmi dili olur ve o ülkedeki yurttaşlar, devletle ilişkilerinde bu resmi dili kullanmanın yanı sıra çeşitli diller konuşurlar. Bu da doğladır” görüşüne yer veriliyor.

Öte yandan raporda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın da yeniden yazılması gerektiğine yer veriliyor.