AB Senaryosu Çatlıyor - Yiğit Bulut
Öyle ya; ya Türkiye AB sanal treninden iner ve 'bu maşa ile kontrol ettikleri' birçok dinamik ellerinden çıkarsa! Ya Türk halkı uyanır da, kendisine anlatılan masalları ve masalcıları buruşturup bir kenara atarsa!acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis forum link cialis bez receptafusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acneclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilo
Ortada daha vahim bir de başka gerçek var: Ne zaman yapıldığı bile belli olmayan bir ankete göre görünürde Türk halkının yüzde 70'inden fazlası AB taraftarıyken, sahaya inince duyulan cümle tamamen farklı: 'Bu kadar taviz, bu kadar aşağılama ile bu yolculuk devam edemez. AB, 17 Aralık'ta 2002 yılında söz verdiği çizgiden çıkar ve 'müzakereler hemen başlar' noktasından en küçük bir geri adım bile atarsa, 17 Aralık AB kararı kesinlikle kabul edilemez.
Sonuç 1: Konunun daha maddi detaylarına bile girmeden görülen net gerçek: Türk halkı kandırılmaktan bıktı. 17 Aralık tarihinde çıkan karar, Gümrük Birliği ile birleştirilmeli ve 'devam kararı referanduma' götürülmeli. Daha açıkçası bol 'eğer'li bir AB sürecinin devam edip etmeyeceğine bundan sonra Türk halkı karar vermeli.
İşin maddi yönüne gelince:
Anadolu toplantılarında öne çıkan fikir: AB beklentisi ve sıcak para döngüsü içine girmiş olan Türk mali sistemi Türk KOBİ'lerine kredi üretmiyor. Gümrük Birliği'ne diğer AB ülkeleri gibi tam olarak tabi olan Türk-Anadolu sermayesi vize dahi alamadığı yani AB'ye mal satamadığı için haksız rekabet boyunduruğu altında yok olup gidiyor. Örnek: Isparta'da halı üretimi Gümrük Birliği yüzünden yok olmuş. Şimdi merkez Hindistan-Çin firmaları destekli Almanya.
Sonuç 2: Gümrük Birliği'nin zararı, tam üye olmadan katlanabileceğimiz, sınırları çoktan geçti. Bugünden itibaren kapıda bekleyeceğimiz '1 güne' dahi sabrımız ve dayanma gücümüz yok. Türk hükümeti Anadolu topraklarından yükselen bu feryadı lütfen duysun ve 18 Aralık sabahı ona göre karar versin. Gümrük Birliği'nin bundan sonra devam etmesinin tek şartı: Acil serbest dolaşım.
Sevgili yatırımcılar, durumun 'ne kadar vahim olduğu' İstanbul'da oturduğumuz yerden o kadar iyi anlaşılamıyor olabilir. Ama bana sorarsanız, içinde bulunduğumuz Gümrük Birliği sürecinin 1839 Baltalimanı Anlaşması'ndan bir farkı kalmamış ve orta-küçük ölçekli Türk sermayesi de günden güne yok oluyor. Bu noktada devletin halen görev yapan en önemli beş bürokratından birinin bana söylediğini sizlere aktarmak istiyorum: 'Banka sahipliği yabancıların eline geçtikçe çok büyük iki tehlike var; yabancı bankalar Türk KOBİ sistemine hiç kredi üretmez ve topladıkları mevduatların zorunlu kısmı haricini istedikleri gibi yurtdışı off-shore merkezlere gönderebilirler.'
Son söz: Beni tanıyanlar bilir, hiçbir siyasi otoriteye tam tabiriyle 'yalakalık' yapmadım, yapmam. Bu bağlamda şimdi söyleyeceklerimi de lütfen bu gözle değerlendirin: Eğer Recep bey, AB'ye rest çekecek ve bu sanal döngüyü kıracaksa, bunda da samimi ise, içeride 'AB bitsin de hükümeti sıkıştıralım' diyenlere karşı bu iradeyi gösterenlere sonuna kadar sahip çıkmak bizim görevimiz. Haydi Recep ağabey, vur yumruğunu masaya, Gümrük Birliği ve AB'den her şartta çıkar sağlayan '3-5 kişinin' değil, 'halkın başbakanı' olduğunu göster!! Bu halk seni sırtında taşır.