"Devlet Politikası"nın çöküşü hayırlı olsun! - Arslan Bulut
Türkiye''nin Avrupa Birliği macerası, 57.hükümet döneminde Cumhurbaşkanı seçilen Ahmet Necdet Sezer''in göreve başlamasından itibaren, resmen "devlet politikası" olarak açıklanmaya başlandı.Daha önce de buna benzer açıklamalar yok değildi, ancak Cumhurbaşkanı ve Milli Güvenlik Kurulu seviyesinde, Türkiye''nin Avrupa''ya girişinin bir devlet politikası olduğu ilan edilmemişti... 57.hükümet döneminin sonuna doğru, "devlet politikası"ndan cesaret alan güç odakları, artık sanki bütün Türk halkı Avrupa Birliği''ne tam üyeliği arzuluyormuş gibi hiçbir ciddi araştırmaya veya gerçek ankete dayanmayan yönlendirmelere başladı.Yapılan anketlerdeki sorular da yönlendiriciydi...levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatabilify abilify alkohol abilify
Kıbrıs için Kofi Annan planı savunulurken, bugüne kadar Kıbrıs''taki liderliğiyle sadece Kıbrıs Türkleri''ne değil, Türkiye''nin güvenliğine de büyük hizmet vermiş olan Denktaş''a hakaretler ediliyor, eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren bile, Mehmet Ali Birand''ın programlarında malzeme olarak kullanılıyordu. Sonunda Avrupa için yumurta geldi kapıya dayandı.
Verilen bütün tavizlerden sonra, hala hiçbir AB adayı ülkeden istemediklerini Türkiye''den istiyorlar.
Öyle ki artık hızlı AB''ciler bile "İkinci taslak daha ağır" diyebiliyor. *** Gerçeği, Avusturya''nın Salzburger Nachrichten gazetesinden Manfred Perterer yazıyor: "Giderek katılıma şüpheli bakanların açıkça söylemeye cesaret edemedikleri, her gün çıkardıkları yeni engellerle gizlemeye çalıştıkları gibi bir izlenim oluşuyor.
''Türkiye''yi AB''de istemiyoruz'' demek dürüstçe olurdu.
Hatta iyi argümanlar gösterildiğinde belki böyle bir görüş savunulabilirdi bile; ama bunu söyleyecek cesaret yok." *** Almanya ve Fransa, "Üniter bir Türkiye''nin de içinde olduğu Avrupa''yı Türkler yönetir" korkusu içindedir.
Kimliğini asla terk etmeyecek olan 100 milyonluk Türk nüfusunun Avrupa''yı kendi hedeflerinin dışına çıkaracağını tahmin ediyorlar.
İdeolojik temelleri çok eski olan Avrupa Birliği kavramının yakın tarihteki dayanağı, sınırları belirlenmiş bir Avrupa''nın, dünyanın geri kalan coğrafyasını sömürmesi Şkrine dayalı "Kapalı kale Avrupa" projesidir.
Fransa ve Almanya''nın oyları, AB organlarında oy çokluğunu sağlamaya yeterlidir.
Bugün için parada birliği sağladılar; ordu kurdukları, bunu da Fransa''nın nükleer gücü, Almanya''nın genetik, kimya ve Şzik alanındaki teknolojik birikimi ile destekledikleri an, "Tek Avrupa"yı gerçekleştirmiş olacaklar.
Türkiye''yi, bu planı nüfusuyla bozacağı için istemiyorlar. *** AB yasalarının kabulü, Türk egemenliğinin ortadan kalkması anlamını taşır.
Bu durumda, Türkiye, Avrupa''nın bir eyaleti durumuna dönüşmüş olacaktır.
Avrupa egemenliğinin kabulünü öngören "Ulusal Program"ın ulusal niteliği bulunduğunu söylemek de insanları aptal yerine koymak demektir.
Sözde ulusal programın ne getirdiği ne götürdüğü, şimdi ortaya çıkmıştır.
Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu, bütün kararlarında, "Kıbrıs''ta işgalcisiniz, Ege adalarında, hatta kayalıklarında hak iddia etmeyin, Ermeniler''i katlettiğinizi kabul edin, etnik kökenlere göre yeniden yapılanın, Ege''den çıkın, Patriği cihan patriği olarak tanıyın, Ruhban Okulu''nu açın ve IMF programına harfiyen uyun" diyordu.
Şimdi bunların bir kısmını müzakerelerin başlaması için şart olarak ileri sürmeye çalışıyorlar! *** Türkiye tam anlamıyla bir yol ayırımına gelmiştir.
Açıkça görülüyor ki Avrupa Birliği''ne üyelik konusundaki "devlet politikası" tam anlamıyla çökmüştür! Hayırlı, uğurlu olsun! Bu noktada ne olabileceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok.
Bütün aldatmalara rağmen, doğru bilgilere dayalı olarak kamuoyu yeniden oluşacak ve gerileme durdurulacaktır. Türkiye''nin savunduğu "Tek Türkiye"dir...
Fakat, Avrupa karşısında "tek parça" kalabilmenin birinci şartı, onu dengeleyecek yeni bir güç merkezi oluşturmaktır. Tek Türkiye''nin devam edebilmesi, büyümesiyle ve tarih tezini doğru zemine oturtmasıyla doğru orantılıdır.
Sadece Türklüğün değil, bütün insanlığın geleceği, başını Türkiye''nin çekeceği bir güç merkezi oluşturulabilmesine ve insanlık tarihinin doğru zemine oturtulmasına bağlıdır.
Asıl alternatif, yeni bir güç merkezi kurmaktır ve o da Türk Birliği''dir.