AB2 Aralık 2004 00:00
Avrupa İçin Bir Dönüm Noktası - Can Dündar
Amsterdam Üniversitesi'nden siyasi kültür profesörü Jos de Beus konuşmasında "Çokkültürlülük modelimiz pratikte çöktü" dedi ve -Türkiye'ye telkin edilenin tersine - "demokrasinin selameti için alt kültürlerin baskısının zayıflatılması gerektiğini" söyledi.sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectsarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenacialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon
İnanılır gibi değil:
Türkiye'ye ana dilde yayın ve eğitim dayatan Avrupa bunlardan vazgeçmeye başladı.
Çokkültürlülüğün kalesi sayılan Hollanda, haftada 2.5 saatlik anadilde eğitim uygulamasına "Uyumu güçleştiriyor" gerekçesiyle son verdi.
30 yıldır her akşam kamu radyo kanalı NPS'den yapılan 45 dakikalık Türkçe yayın da eylülden itibaren haftada 45 dakikaya indirildi.
Gerekçe yine aynı:
"Bu yayınlar Türklerin uyumuna engel oluyor."
Hollanda'nın 4 büyük kentine her hafta yarım saat Türkçe yayın yapan MTNL televizyonu da yılbaşından itibaren Hollandacaya dönüyor.
* * *
20 yıldır NPS Türkçe yayınlarını yöneten Ahmet Azdural durumu şöyle değerlendiriyor:
"Bir panik havası var. Ayrımcı bir rejime doğru gidiyoruz. İlk kez Hollandalılar 'Sizler ve bizler' diye konuşmaya başladı."
11 Eylül saldırısının yaşandığı gün, Azdural'ın 15 yıllık komşusu kapısını öfkeyle yumruklayıp "Sen ne diyorsun bu işe" diye sormuş.
Hollandalı tarihçi Geert Mac, cumartesi makalesinde "Zihnimizin kapısını açtık ve kilerdeki korkularımızı dışavurduk" diye yazdı.
Acı ama gerçek:
Barış içinde bir arada yaşamanın simgesi "Hollanda modeli" çöküyor.
* * *
ODTÜ Avrupa Araştırmaları Merkezi'nin Hollandalı sivil toplum kuruluşu Forum'la birlikte düzenlediği toplantı bunu doğruladı.
Amsterdam Üniversitesi'nden siyasi kültür profesörü Jos de Beus konuşmasında "Çokkültürlülük modelimiz pratikte çöktü" dedi ve -Türkiye'ye telkin edilenin tersine - "demokrasinin selameti için alt kültürlerin baskısının zayıflatılması gerektiğini" söyledi.
Bir Türk gözlemci bu talebi şöyle yorumladı:
"İşin sonu modern bir aparthaid'a gidiyor."
* * *
"Irk ayrımcılığı" anlamına gelen "apartheid", Hollanda kökenli bir sözcük...
Avrupa'nın hafızası bu sözcüğün insanlığı nereye sürüklediğini iyi hatırlıyor. Ancak şimdilerde o dersler unutulmuşa benziyor.
Bu kez de genetik değil, kültürel bir ayrımcılık yaşlı kıtayı kuşatıyor.
Yeni ırkçılık, "kimlik ve din farklılığı" üzerine kuruluyor.
Eğitim, "siyah" ve "beyaz"ların okullarında ayrı sürüyor. Yabancılar, özellikle de Müslümanlar düşman muamelesi görüyor.
Müslümanlara çatarak seçime giren aşırı sağcı Pim Fortuyn'in partisi 150 sandalyeli parlamentoda 26 üyelik alıyor.
Onun öldürülmesinden sonra kurulan, Geert Wilders'in partisi aynı söylemle kamuoyu yoklamalarında 23 sandalyeye ulaşmış görünüyor.
Zanlıları teşhir etmemeyi ilke edinen Hollanda basını, ırkçı Van Gogh'un Faslı katil zanlısının fotoğrafını, "Yayımlanmasındaki kamusal çıkar, yayımlanmamasındaki bireysel çıkardan fazla" gerekçesiyle basıyor.
Medyada, sokakta, yabancılara tahammül azalırken, öfke büyüyor.
Hollanda, 11 Eylül'le gelen güvenlik kaygıları içinde "Ya sev, ya terk et" diyor.
* * *
Avrupa Birliği'nin dönem başkanı Hollanda, Avrupa'nın laboratuvarı durumunda...
Politikalar önce burada sınanıyor.
Ve Türkiye, tam da "yeni ırkçılık"ın, "medeniyetler çatışması"nın temellerinin atıldığı bu ortamda Avrupa'nın kapısını çalıyor.
Hepimize kolay gelsin!
Türkiye'ye ana dilde yayın ve eğitim dayatan Avrupa bunlardan vazgeçmeye başladı.
Çokkültürlülüğün kalesi sayılan Hollanda, haftada 2.5 saatlik anadilde eğitim uygulamasına "Uyumu güçleştiriyor" gerekçesiyle son verdi.
30 yıldır her akşam kamu radyo kanalı NPS'den yapılan 45 dakikalık Türkçe yayın da eylülden itibaren haftada 45 dakikaya indirildi.
Gerekçe yine aynı:
"Bu yayınlar Türklerin uyumuna engel oluyor."
Hollanda'nın 4 büyük kentine her hafta yarım saat Türkçe yayın yapan MTNL televizyonu da yılbaşından itibaren Hollandacaya dönüyor.
* * *
20 yıldır NPS Türkçe yayınlarını yöneten Ahmet Azdural durumu şöyle değerlendiriyor:
"Bir panik havası var. Ayrımcı bir rejime doğru gidiyoruz. İlk kez Hollandalılar 'Sizler ve bizler' diye konuşmaya başladı."
11 Eylül saldırısının yaşandığı gün, Azdural'ın 15 yıllık komşusu kapısını öfkeyle yumruklayıp "Sen ne diyorsun bu işe" diye sormuş.
Hollandalı tarihçi Geert Mac, cumartesi makalesinde "Zihnimizin kapısını açtık ve kilerdeki korkularımızı dışavurduk" diye yazdı.
Acı ama gerçek:
Barış içinde bir arada yaşamanın simgesi "Hollanda modeli" çöküyor.
* * *
ODTÜ Avrupa Araştırmaları Merkezi'nin Hollandalı sivil toplum kuruluşu Forum'la birlikte düzenlediği toplantı bunu doğruladı.
Amsterdam Üniversitesi'nden siyasi kültür profesörü Jos de Beus konuşmasında "Çokkültürlülük modelimiz pratikte çöktü" dedi ve -Türkiye'ye telkin edilenin tersine - "demokrasinin selameti için alt kültürlerin baskısının zayıflatılması gerektiğini" söyledi.
Bir Türk gözlemci bu talebi şöyle yorumladı:
"İşin sonu modern bir aparthaid'a gidiyor."
* * *
"Irk ayrımcılığı" anlamına gelen "apartheid", Hollanda kökenli bir sözcük...
Avrupa'nın hafızası bu sözcüğün insanlığı nereye sürüklediğini iyi hatırlıyor. Ancak şimdilerde o dersler unutulmuşa benziyor.
Bu kez de genetik değil, kültürel bir ayrımcılık yaşlı kıtayı kuşatıyor.
Yeni ırkçılık, "kimlik ve din farklılığı" üzerine kuruluyor.
Eğitim, "siyah" ve "beyaz"ların okullarında ayrı sürüyor. Yabancılar, özellikle de Müslümanlar düşman muamelesi görüyor.
Müslümanlara çatarak seçime giren aşırı sağcı Pim Fortuyn'in partisi 150 sandalyeli parlamentoda 26 üyelik alıyor.
Onun öldürülmesinden sonra kurulan, Geert Wilders'in partisi aynı söylemle kamuoyu yoklamalarında 23 sandalyeye ulaşmış görünüyor.
Zanlıları teşhir etmemeyi ilke edinen Hollanda basını, ırkçı Van Gogh'un Faslı katil zanlısının fotoğrafını, "Yayımlanmasındaki kamusal çıkar, yayımlanmamasındaki bireysel çıkardan fazla" gerekçesiyle basıyor.
Medyada, sokakta, yabancılara tahammül azalırken, öfke büyüyor.
Hollanda, 11 Eylül'le gelen güvenlik kaygıları içinde "Ya sev, ya terk et" diyor.
* * *
Avrupa Birliği'nin dönem başkanı Hollanda, Avrupa'nın laboratuvarı durumunda...
Politikalar önce burada sınanıyor.
Ve Türkiye, tam da "yeni ırkçılık"ın, "medeniyetler çatışması"nın temellerinin atıldığı bu ortamda Avrupa'nın kapısını çalıyor.
Hepimize kolay gelsin!