Sorun Raporda mı? Emperyalizmin Kendisinde mi? - Erol Manisalı
Batı'nın çifte standardı... ABD ve Avrupa dış sömürü sonucu elde ettiği refahı, ''devletçi ve sosyal politikalarla'' orta sınıfa yayıyor. Türkiye'den, Arap ülkelerinden, Asya'dan, Afrika'dan, Güney Amerika'dan sağlanan kazançlar ''içerde insan hakları sorunlarını çözüyor'' . 6.5 milyar dünya nüfusunu yöneten azınlık, kendi içinde de ''azınlık sorununu'' tabii ki çözmüş oluyor. Afrika'da açlıktan her ay on binlerce çocuk ölüyor: Sömürenler bunlarla ilgilenmiyorlar.
- Kavramları belirli bir zaman kesitinde, örneğin 2004 yılında ''yerel ve ulusal sınırlar içinde ele aldığımız zaman'' hatalı bir değerlendirmeyi en baştan kabul etmiş oluruz.
- Soğuk savaş koşullarından; ABD'nin ve Avrupa'nın sömürgeci politika ve uygulamalarından soyutlanmış bir tahlil, yanlışları da beraberinde getirmiş olur.
- İç sömürü ve dengesizlikleri küresel ve bölgesel dengesizliklerden soyutladığımız zaman ''esas meseleyi'' gözden kaçırmış oluruz. Uzun yıllar ABD'nin ve Batı Avrupa'nın ''kendilerinin dışındaki dünyada yarattıkları bilinçli dengesizlikleri göremezsek'' sadece sonuçları esas alan yanlış bir tahlil yapmış oluruz.
Bu da hataların en büyüğüdür. Buzdağının kendisini görmeden su üstündeki minnacık parçasını esas kabul edersek, insan hakları konusunda yanılgı içinde oluruz. Örneğin ''Avrupa geçen yüzyılda insan haklarını kendi içinde çözdükten sonra Osmanlı içindeki azınlıkların sorunlarını çözmeye yöneldi'' dediğimizde en büyük yanlışı yaparız.
- Emperyalizmin kullandığı araçları, ''onun ideal amaçları gibi göstermiş oluruz'' . Bu da, farkında olmadan (veya olarak) sömürgecileri haklı göstermekle eşanlamlıdır. Sebepler, sonuçlar, maşalar ve idealler iç içe geçmiş ve birbirlerine karıştırılmış olur.
Sorun rapor değil...
Raporun doğrularını ve yanlışlarını tartışmanın yanında ben esas meselenin başka olduğuna inanıyorum. Esas sorun, ''Türkiye'nin içinde bulunduğu ortamda raporun bir amaç olmaktan çok, bir araç gibi ele alınacak olmasındadır'' . Ele alacak olan da Batı emperyalizmidir.
- Batı emperyalizmi Irak'ı işgal ederken ''insan hakları raporlarını ve silah raporlarını'' esas aldı. Batı emperyalizminin amacı, Irak'ı demokratikleştirmek değildi. Batı emperyalizminin şirketlerinin yolunu açmaktı.
Irak'ın ne hale getirildiği ortada. ABD ve ortakları uluslararası hukuka karşı gelerek sivil insanları öldürüyorlar, suç işliyorlar. Faşistçe bir eylemi sürdüren, Batı kapitalizmi ve sömürgeciliğidir. Dün Osmanlı'yı da sömürmek için işgal edip dağıtmak ve paylaşmak istemişlerdi. Yoksa, ''Avrupa'da, içerde hallettikleri insan haklarını Osmanlı'da da uygulamak için değildi'' . Son raporda bu ifadenin yer alması, emperyalizmi meşru göstermek anlamını taşır. ''Irak'a demokrasi götürme yalanında'' olduğu gibi.
Batı'nın çifte standardı...
ABD ve Avrupa dış sömürü sonucu elde ettiği refahı, ''devletçi ve sosyal politikalarla'' orta sınıfa yayıyor. Türkiye'den, Arap ülkelerinden, Asya'dan, Afrika'dan, Güney Amerika'dan sağlanan kazançlar ''içerde insan hakları sorunlarını çözüyor'' .
6.5 milyar dünya nüfusunu yöneten azınlık, kendi içinde de ''azınlık sorununu'' tabii ki çözmüş oluyor. Afrika'da açlıktan her ay on binlerce çocuk ölüyor: Sömürenler bunlarla ilgilenmiyorlar. Aksine bunu ''doğal nüfus kontrolü'' gibi görüyorlar.
- ABD ve AB içerde korumacı, bütünleştirici ve ''ulusalcı'' politikalar izliyorlar. ''İçerde düzen'' derken ''dışarda kaos ortamı'' yaratıyorlar. Türkiye bunlardan payını alan ülkelerden birisidir.
Türkiye, ''Batı kapitalizminin kıskacı altına alınmış, halen sömürülmekte olan'' bir konumda bulunuyor.
- Türkiye'de insan ve azınlık haklarını tartışabilmek için işe baştan başlamak gerekir. Önce Türkiye'nin sömürülmesine karşı çıkmak gerekir. Sonra ''Batı'nın, kendi içinde bütünleşirken dışındakileri neden ayrıştırdığını sorgulamak gerekir'' .
- Batı emperyalizminin etnik ve dini ayrımcılığı asırlardır ''emperyalizminin bir aracı olarak kullandığını gözler önüne sermek gerekir'' . Azgelişmiş ülkelerle sorunun esas sebebinin bu olduğunu vurgulamak gerekir.
- Ve bütün bu çözümlemeler ve sorgulamalarla birlikte ''içimizdeki azınlık haklarını, bir bütünlük içinde'' değerlendirmek zorundayız. Batı emperyalizminin bölgede ve Türkiye'deki oyunlarını ve hesaplarını göz ardı ederek insan hakları ve azınlık hakları sorunları çözülemez.
- Bizim 1961 Anayasası'nı ortadan kaldıran Batı emperyalizmiydi. 1953'te seçimlerle iktidara gelen Musaddık 'ı deviren yine Batı idi. Bunlar sorgulanmadan iç sorunlarımızı çözemeyiz.
Hele Batı emperyalizmi, içimizde iki ayrı Türkiye yaratmış ise. Emperyalizmle işbirliği yapanlar tasfiye edilmedikçe Türkkiye'de sorunlar çözülemez, hafifletilemez. Yazılan ''raporlar'' da Batı emperyalizminin bir maşası olarak Türkiye'ye karşı kullanılacaktır. Aynen Irak'ta ''kitle imha silahları raporları'' gibi...
Aradaki tek fark, işlerin Irak'ta silahlı, bizde silahsız ve sessiz darbelerle yürütülmesidir.
Bütün bu gerçekleri göz ardı ettiğimizde raporlar, ''emperyalizme altın tepside sunulan silahlar'' haline dönüşürler... Tam da Türkiye Batı'nın kıskacı altına alınmış iken...