AB1 Kasım 2004 00:00

AB ve askerler - Zeynep Gürcanlı

Tüm sohbet boyunca Orgeneral Özkök, Avrupa Birliği üyelik süreci konusunda son derece olumlu mesajlar verdi. Hatta, ‘17 Aralık’a kadar hata yapılmaması’ diyerek, tüm Türkiye’ye, son 45 gün içinde daha bir dikkatli davranılması, Türkiye karşıtı Avrupalı grupların eline ‘yeni kozlar’ kazandırılmaması mesajını verdi. Orgeneral Özkök’ün mesajları, o kadar olumluydu ki, bir meslektaşlarımız sohbet sonunda, ‘Paşam, siz bu konuda Türk basınının da önündesiniz’ demek zorunda kaldı. sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effects

Türkiye, üyelik müzakerelerine başlama kararı alınması halinde, Avrupa Birliği ile yeni bir sürece girecek.

Bu süreç, Avrupa Birliği’nin müzakereler yoluyla, Türkiye’deki hemen her konuya doğrudan müdahalesini de beraberinde getirecek. Bu çerçevede, ‘egemenlik’ çatısı altında ‘dokunulmaz’ olarak düşündüğümüz her konuda, karşımıza Avrupa Birliği’nin siyasetçileri, komiserleri, uzmanları çıkabilecek.

Cumhuriyet nesilleri olarak, hepimiz egemenliğin bir devletin yaşamasındaki en önemli unsur olduğunu bilerek büyüdüğümüzden, bu yeni süreç hepimizi biraz sarsacak, üzecek.

Ancak yorumlar, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana izledikleri polikalar, kendi görev anlayışları, devlet içinde kendilerini konumlandırdıkları yer açısından, bu sarsıntıyı en çok Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının yaşayacak olacağı üzerinde odaklanıyor.

Oysa, gerçek durum çok farklı;

Cumhuriyet’in kuruluşunun 81. yıldönümünün kutlandığı, Çankaya Köşkü’nde basın mensupları ile sohbet eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, TSK’nın komuta kademesinin bu ‘sarsıntıyı’, daha Türkiye’nin AB üyeliği ufukta belirmeden aştığını da ortaya koydu.

Tüm sohbet boyunca Orgeneral Özkök, Avrupa Birliği üyelik süreci konusunda son derece olumlu mesajlar verdi. Hatta, ‘17 Aralık’a kadar hata yapılmaması’ diyerek, tüm Türkiye’ye, son 45 gün içinde daha bir dikkatli davranılması, Türkiye karşıtı Avrupalı grupların eline ‘yeni kozlar’ kazandırılmaması mesajını verdi.

Orgeneral Özkök’ün en vurucu cümlesi ise hiç kuşkusuz egemenlik devri konusunda oldu;

‘Bazı konularda egemenlik devri kararı alınması bile, bir egemenlik göstergesidir.’

Paşa gazetecilerin, Avrupa Birliği üyelik süreci nedeniyle Türkiye’nin başka dış politika konularında, örneğin Kuzey Irak’ta ‘daha pasif davranmak zorunda kaldığına’ ilişkin yorumları hatırlatması üzerine de çizgisini hiç bozmadı. ‘Önümüzdeki 50 yıl şekilleniyor’ dedi. Ve politikalar belirlenirken, ‘hesaplı riskler’ alınabileceğinden, ‘dönüşü olabilecek tavizler verilebileceğinden’ bahsetti.

Yunanistan ve Ege

Yine askeri kesimin daha önceki dönemlerde Ege konusunda Yunanistan’a karşı izlediği sert politikalara, demeçlerine karşılık, Orgeneral Özkök Atina’nın yine ısıtmaya başladığı Ege’de ihlal iddialarına da ‘diplomatik’ yanıtlar vermeyi tercih etti;

‘Biz, olimpiyatlar döneminde bir jest yaptık. Şimdi Yunanlılar, olimpiyatlardan sonra da bu jestin sürmesini bekliyorlar. Ancak bunu yapmamız güç. Aslında, bölgedeki hareketlerimiz, geçen dönemlere göre oldukça azaldı. Ben bunları, siyasi çıkışlar olarak algılıyorum.’

Üst kimlik

Orgeneral Özkök’ün, AB konusundaki en kesin mesajı, ilerleme raporunun ardından ortaya çıkan azınlıklar tartışması konusunda oldu.

Ancak bu mesajı verirken bile, yumuşak üslubunu bozmadı;

Ülkede refahın artması, coğrafyanın getirdiği sorunların çözülmesi halinde, zaten ‘azınlıklar’ diye bir sorunu kalmayacağının da altını çizdi; ‘Türkiye, tüm problemlerini hallettikten sonra zaten kimse de Türkiye’den ayrılmayı düşünmez. Bugünün nesillerine düşen, yarını hazırlamaktır’ dedi.

Üst kimlik olan ‘Türk’ kelimesinin tartışılmaması gerektiğini ise, yine son derece diplomatik bir üslupla dile getirdi:

‘Bu kelimeyi kaldırdığınızda, yerine yeni bir tanım koymanız çok daha zor ve sıkıntılı olur, çok daha fazla ihtilafa neden olur...’

Ve son bir not;

Orgeneral Özkök’ün mesajları, o kadar olumluydu ki, bir meslektaşlarımız sohbet sonunda, ‘Paşam, siz bu konuda Türk basınının da önündesiniz’ demek zorunda kaldı.

01.11.2004