Piyasa, Rekabet ve AB - Erol Manisalı
İstanbul Üniversitesi'nde Avrupa rekabet hukuku üzerine bir toplantı yapıldı. Rekabet konusu uzun zamandır üzerinde durduğum bir meseledir. Daha çok iktisadi boyutu ile ilgilendim. Zaten hukuki ve idari boyutları ''iktisadi sonucu hazırlayan'' altyapı ve destek unsurlarıdır. Rekabet sonuçta, iktisadi paylaşım ve refahın bir aracı olursa anlam taşır. Yoksa spor olsun diye rekabet yapılmaz! discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effects
AB'nin 2004 yılı ticaret programını (ve politikalarını) içeren belgeyi okuduğumuz zaman şu başlıkların öne çıktığı görülür:
- AB'nin ticaret politikası içerdeki sanayinin korunmasına yönelik olacaktır.
- Politikamız istihdam arttırıcı önlemleri içerecektir.
-İhracatın arttırılması için bütün araçlardan yararlanılacaktır.
AB içinde rekabet, ''AB'nin dünya üzerindeki etkinliğinin arttırılmasının bir aracı'' olarak düşünülür.
Bu etkinliğin artması için de ''AB içerde ne kadar rekabetçi ise dışarıda da o kadar tekelcidir.''
- Bu nedenle Chirac Airbus veya helikopter ihalesini alabilmek için şantajdan tehdide, rekabetle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan araçları kullanmaktan çekinmez.
- Almanya'nın hükümeti, sanayicileri, hatta işçi sendikaları ''dış etkinliğin artması için'' hep birlikte çalışırlar.
- Brüksel'de, AB şemsiyesi altında, ABD'yi veya Japonya'yı Çin pazarında engellemek için ''hangi kural dışı oyunların oynanacağını kararlaştırırlar.''
- Birkaç yıl önce Fransa'nın Alman, ABD ve İngiliz tanklarının elektronik atış sistemlerini uydu yolu ile bozarak ihaleyi nasıl ele geçirmek istediğini dünya basını ayrıntılarıyla duyurmuştu. Evet doğrudur; AB bünyesi içinde, kendi aralarında Avrupa devletleri rekabetçi bir düzen kurmak için ellerinden geleni yapmışlar. Ancak bu durum, ''dışarıdakiler için'' geçerli değildir. Çünkü amaç, ''içeride iktisadi refah düzeyini arttırmaktır'' . Kapitalizmin içgüdülerini, kendi halklarına yararlı olacak biçimde yönlendirmek için çaba harcarlar.
AB ve ABD dışarıda en tekelci kuralları dayatırlar. ABD-İngiltere ikilisinin Irak'ı işgallerine 6 AB ülkesinin hemen dahil olması, bu ülkede Japonya'ya, Türkiye'ye ya da Brezilya'ya karşı pazarı kapatmaya yönelik bir girişimdir. 1991'de ABD ve İngiltere Ortadoğu'ya yerleşince kendi firmalarına tekel yaratıp diğerlerini kapı dışarı ettiler.
Rekabet ve diğer faktörler
İktisadi, siyasi, askeri ve hukuki öğeler Batı kapitalizminin birlikte kullandığı araçlardır. Siyasi nüfuz ve askeri güç gibi unsurlar Batı kapitalizminin dev firmalarının önünde kapı açan yol makineleri gibi çalışırlar.
Örneğin Türkiye'de sigaradan mısıra, yağlı tohumlardan uçak filosuna Batı'nın dev şirketlerinin Türkiye pazarındaki tekelleri yaygınlaştırılır.
- Kendi pazarımızda Türk firmalarının, ''Batı şirketleri ile rekabet edememelerinin'' tüm yolları ayarlanır.
- KİT'ler, özelleştirme adı altında Batı'nın dev şirketlerine adeta sunulur. TÜPRAŞ'tan Süt Endüstrisi Kurumu'na: Bugünlerde tasarlanan TEKEL'den THY'ye kadar ''özelleştirme-tekelleştirme'' operasyonları incelendiğinde aynı sonuç görülür: Batı'nın dev şirketleri Türkiye'de ''tekelci bir yapı'' oluştururlar.
- Sadece imalat sanayiinde değil, yavaş yavaş bankacılık alanına ve borsalara da kaymakta olan bu tekelci eğilimi ''işin uzmanları'' çok iyi bilmektedirler.
AB hukukundaki rekabet AB içinde uygulanır. Amacı, bu yolla AB'de refah düzeyini yükseltmektir. Ancak Türkiye gibi ''dışarıdaki ülkelerde'' at ile arabanın yeri değiştirilir.
Türkiye'de uygulattırılan ''biçimsel rekabet'' ile AB (ve Batı) şirketlerinin Türkiye pazarında tekel kurmaları sağlanır. Irak'ta ve diğer Ortadoğu ülkelerinde güç kullanılarak yürütülen politikalar, Türkiye'de ''rekabet oyunu'' ile elde edilir. Gümrük Birliği'nin uygulandığı 1.1.1996 tarihinden itibaren Türkiye'nin iç pazarındaki gelişmeleri incelediğimizde şunları görüyoruz:
1) İmalat sanayiinde bütün dallarda yabancı firmaların piyasa içindeki denetim (ve tekelleri) artmıştır, bizimkiler rekabet edemez duruma geldiler.
2) Bankacılıktan İMKB'deki işlemlere kadar yine aynı eğilim görülüyor.
3) Ulaştırma, sağlık, turizm, eğitim gibi hizmet alanlarında, ''yabancı şirketlerin'' etkileri büyüdü.
4) Bütün bunların sonucu olarak dış ticaret açıklarımız, cari açıklarımız ve dış borçlarımız hızla arttı.
Batılılar ve AB, ''ulusal ve AB'ci politikalar izlerken'' bizdeki hükümetler kolonileşme politikalarını uygulattılar. Sebebi çok basit; toplumsal (ve toplumcu) demokrasi işlemiyor.
Demokraside olduğu gibi, rekabet kuralları da biçimsel ve göstermelik; bize değil onlara yarar sağlıyor: İçimizdeki Danimarka aracılığı ile...