AB7 Ekim 2004 00:00

AB'nin Dayanılmaz Yalanları! - Ümit Zileli

Çok akıllıcaydı, çoook! Avrupa Birliği Komisyonu'nun Türkiye'ye ilişkin ''İlerleme Raporu'' sözde dün saat 14.00'te açıklandı. Ancak açıklanacak pek bir şey kalmamıştı! Raporun başı, sonu, ortası ve de içinde yer almayıp da ''ima edilenler'' dahil hemen tümü günler önceden basına sızdırılmıştı! - Peki, niçin sızdırılmıştı? levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon

Çok basit, Türkiye'nin tepkisini ölçmek için! Bugüne dek hiçbir ülkeye uygulanmayan ağırlaştırılmış müzakere şartları karşısında Türkiye'nin nasıl bir tavır takınacağını merak ediyorlardı, öğrendiler:

- Teslimiyet!!!

Ortaya çıkan ''şartlar'' karşısında bizim pek etkili, Newsweek'e bile kapak olan Başbakanımız, CNN'e demeç patlatan Dışişleri Bakanımız dahil eveleme geveleme dışında doğru dürüst bir tek laf etmediler, edemediler...

Zamanlama nedeniyle bu yazı resmi açıklamayı beklemeden kaleme alındı. Ancak şapka düşüp kel göründüğü için beklemenin de pek bir anlamı yoktu. Zaten ortaya çıkan tabloya göre ortada bir müzakere filan da yoktu...

- Tek taraflı dayatma vardı!!!

Halkımıza önemle duyurulur!

Peki, müzakere için bir tarihin bile yer almadığı bu raporda neler var?

Neler yok ki! Öncelikle, hadi Komiserimiz Verheugen 'in sözcükleriyle söyleyelim, ''Müzakerelerin sonucu açık bir süreç, herhangi bir ülke istediği zaman durdurabilir.'' Bu açıklamanın Türkçesi şöyle oluyor:

- Örneğin, Kıbrıs Rum kesimi ya da Yunanistan, ya da 25 üyeden herhangi biri ''istemiyorum'' dediği anda bu iş yatar!

Tavsiye kararında Türk işçilerinin Avrupa'da serbest dolaşımını ''daimi'' olarak kısıtlayan bir ifade de büyük olasılıkla yer alacak. AB'ye girişi oralarda iş bulmak, elini kolunu sallayarak yerleşmeye gitmek olarak algılama inadını sürdüren çok sayın halkımıza önemle duyurulur!

Rapor 2014'ten önce hiçbir şey olamayacağını büyük bir incelikle gözümüze sokarak, en erken 2020'leri işaret ediyor! Ayrıca bütün engellemelere karşın kahramanca direnip 2020'lere ulaştığımızı varsaysak bile yine garanti yok. Çünkü referandum var! Fransa, Türkiye'nin üyeliğini müzakerelerin bitiminde halkın oyuna götürecek bir yasa çıkarmaya hazırlanıyor. Üstelik AB Komisyonu'nun yeni başkanı Joe Brosso 'da bu fikri çok sıcak bulup, ''Türkiye sorunu çok önemli bir konudur. Bu konuda karar, ancak Avrupa halklarının onayı ile alınabilir'' dedi bile.

Bu arada unutmadan komşumuz Bulgaristan'la, Romanya'ya 2007'de birliğe alınacakları müjdesi verildi bile. Kimse ''bir dakika, önce referandum yapılsın, müzakerenin sonu açık bırakılsın'' filan da demedi. Hayret!!!

Yalan söylemeye devam!

Bitmedi!

Fransızlar, Türkiye'nin ''Ermeni soykırımını'' tanımaya zorlanmasını istiyor. Rumlar, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımasını, Türk askerinin adadan çekilmesini ve Türk göçmenlerin geri dönmesini istiyor. Gördüğünüz gibi bu arkadaşlar şu atasözünü çok iyi biliyor:

- İsteyenin bir yüzü kara, vermeyen zenci!

Biliyorsunuz, AB Lozan Antlaşması'nda da değişiklik bekliyor. Nedir bu değişiklik? ''Azınlık kavramı ve hakları'' konusunda açılım! Yani, Kürtlerin de azınlık olarak kabul edilmesi ve tüm toplulukların haklarının arttırılması! Kısaca ''bölün artık şu ülkeyi eyaletlere'' diyecekler ama diyemiyorlar! Ne gam; ona da sıra gelecek nasıl olsa!

İngiliz The Times gazetesinin geçen gün yaptığı yorum, aslında tüm söylenenlerin en güzel özetiydi:

- Avrupa Türkiye'ye yalan söylemekten vazgeçmeli...

Bugün Cumhuriyet dahil, tüm gazetelerde resmi raporu okuyacaksınız. Lütfen bir kereye mahsus hepsini alın, yan yana koyun ve okuyun... İçerden ve dışardan utanç verici bir yalan kuşatmasına hedef olduğumuzu gözlerinizle göreceksiniz...

- Ama yalnızca bakmayın, görün!

- O zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin nasıl tasfiye edildiğini de göreceksiniz!!!