AB4 Ekim 2004 00:00
ŞAHİTLİĞE AZ KALDI - Hulki Cevizoğlu
Geçen pazartesi günkü yazımın başlığı "Manşetler şahit olsun" idi.Avrupa Birliği''nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen''ın Brüksel''de Başbakan Erdoğan ile görüşmesi sonrası bizim gazetelerin manşetlerini eleştirmiştim.Onlara göre, sonuç harika (!) idi.arcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena
Çünkü, Avrupa her zamanki gibi bizi "sağmaya" devam ediyor, arzularını yerine getirtiyor ve alacağını alana kadar kapısında oyalıyordu.
Daha önce de, birkaç yerde vurgulamıştım.
Durumumuz tıpkı, "evlenme vaadiyle kandırılan kız" gibi.
REFERANDUM VE KABUL EDİLEMEZ YENİ ŞARTLAR Kısa sürede bile, gerçekleri görmek isteyenler için, "kalp gözü açık" ya da "kalpleri ve beyinleri mühürlenmemiş" insanlar için yeni belirtiler ortaya çıktı.
Önce, AB''nin iki güçlü kurucusundan biri olan Fransa''nın Cumhurbaşkanı Chirac, "Türkiye''nin üyeliği için bir halk oylaması (referandum) yapılması gerektiğini, bunu kendi anayasalarına koyacaklarını" açıkladı.
Üstelik bu halk oylaması hemen değil, bize her şeyi yaptırdıktan sonra (başka ne kaldıysa!), gemilerimizi yaktırdıktan sonra gerçekleşecekti.
Bunun zamanı, Chirac''a göre en erken 2015 yılı.
"En erken" demek yanıltıcı olabilir.
Sanki, o yıl geldiğinde gerçekleşecekmiş gibi algılanabilir.
Şunu sormak ve mümkünse yanıt almak gerekir: En geç ne zaman?...
Bilindiği gibi, bırakın güçlü Fransa''nın kararını (ki halkı bize hayır diyor), AB ülkelerinden herhangi birinin hakkımızdaki olumsuz kararı üyeliğimizi engellemeye yetiyor.
Yani, AB''den kararlar "oy çokluğu" ile değil, "oy birliği" ile çıkıyor..
İkinci olarak, bizim "egemen medyamızın" çok sevdiği komiser Verheugen''in açıklaması şok etkisi yarattı.
(Her şey bu kadar açık ortada iken, kim niye hâlâ şok oluyorsa?!..) Verheugen, "Türkiye''nin rapordaki her şeyi kabul etmesinin kolay olmayacağını" söyledi.
Hani her şey kolaylaşmıştı, hiçbir engel kalmamıştı?..
GÜN GELİYOR...
AB iki gün sonra, 6 Ekim''de "Türkiye İlerleme Raporunu" resmen açıklayacak.
Bu rapor "egemen medya" tarafından nasıl sunulur bilmiyorum ama, büyük bir olasılıkla "olumlu" gösterilmeye çalışılacaktır.
Satır aralarına gizlenmiş ve 17 Aralık''taki asıl karara temel oluşturulacak bilgileri iyi okumak gerekir.
(Ceviz Kabuğu programı da yok ki, ekranda milyonlarca insanımıza gerçekleri iletelim...
Nasıl, bu da Ceviz Kabuğu''nun başına gelenleri anlamak için bir başka örnek değil mi?..
Yeri gelmişken, bu konudaki bilgilere ''cevizkabugu.com.tr'' adresinden ulaşabileceğinizi belirtelim.) 6 Ekim''e bir şey kalmadı.
Yarından sonra ak ile kara ortaya çıkacak.
Manşetler şahit olsun, demiştik.
Şahitliğe az kaldı.
24 Eylül''deki gazete manşetlerini hatırlamak isterseniz, 27 Eylül tarihli yazımıza arşivden bakabilirsiniz.
O gün gelince biz de bir kez daha hatırlatırız.
TABU YIKARKEN, KENDİ TABUSUNU YARATMAK! Bu arada, bizim politikacılarımızın yıllardır söyledikleri "tabuları yıkıyoruz" sözünün bugün de moda olduğunu belirtelim.
Aslında yıkılan bir tabu, mabu yok.
Yıkılan ve yıkılmak istenenler, ülkemizin yıllardır kendisini ayakta tutan değerleri; Türklük, ulusal birlik ve güvenliğe yönelik kavramlar, kurumlar, ilişkiler ve değer yargıları.
Tabuları yıkıyoruz diye ortaya çıkanlar, kendi tabularını yaratıyor!.
O tabuları bizlere, "çağdaş değerler" olarak, "küreselleşmenin gereği" olarak sunmaya çalışıyorlar.
Bizden olanı dışlayıp, yabancıyı kabul ettirmeye, bizleri kültürsüzleştirmeye, yabancılaştırmaya çalışıyorlar.
Şimdi de, AB eleştirilerine bile dayanamayıp, AB''yi kutsamamızı istiyorlar.
AB üyeliği ile daha neler olacağını sonraki yazılarımızda örneklerle açıklayalım ki, başımıza neler gelecek somut olarak görelim.
Yoksa, "genel ve süslü ifadelerin gölgesinde" herkesi kandırmak mümkün.
Daha önce de, birkaç yerde vurgulamıştım.
Durumumuz tıpkı, "evlenme vaadiyle kandırılan kız" gibi.
REFERANDUM VE KABUL EDİLEMEZ YENİ ŞARTLAR Kısa sürede bile, gerçekleri görmek isteyenler için, "kalp gözü açık" ya da "kalpleri ve beyinleri mühürlenmemiş" insanlar için yeni belirtiler ortaya çıktı.
Önce, AB''nin iki güçlü kurucusundan biri olan Fransa''nın Cumhurbaşkanı Chirac, "Türkiye''nin üyeliği için bir halk oylaması (referandum) yapılması gerektiğini, bunu kendi anayasalarına koyacaklarını" açıkladı.
Üstelik bu halk oylaması hemen değil, bize her şeyi yaptırdıktan sonra (başka ne kaldıysa!), gemilerimizi yaktırdıktan sonra gerçekleşecekti.
Bunun zamanı, Chirac''a göre en erken 2015 yılı.
"En erken" demek yanıltıcı olabilir.
Sanki, o yıl geldiğinde gerçekleşecekmiş gibi algılanabilir.
Şunu sormak ve mümkünse yanıt almak gerekir: En geç ne zaman?...
Bilindiği gibi, bırakın güçlü Fransa''nın kararını (ki halkı bize hayır diyor), AB ülkelerinden herhangi birinin hakkımızdaki olumsuz kararı üyeliğimizi engellemeye yetiyor.
Yani, AB''den kararlar "oy çokluğu" ile değil, "oy birliği" ile çıkıyor..
İkinci olarak, bizim "egemen medyamızın" çok sevdiği komiser Verheugen''in açıklaması şok etkisi yarattı.
(Her şey bu kadar açık ortada iken, kim niye hâlâ şok oluyorsa?!..) Verheugen, "Türkiye''nin rapordaki her şeyi kabul etmesinin kolay olmayacağını" söyledi.
Hani her şey kolaylaşmıştı, hiçbir engel kalmamıştı?..
GÜN GELİYOR...
AB iki gün sonra, 6 Ekim''de "Türkiye İlerleme Raporunu" resmen açıklayacak.
Bu rapor "egemen medya" tarafından nasıl sunulur bilmiyorum ama, büyük bir olasılıkla "olumlu" gösterilmeye çalışılacaktır.
Satır aralarına gizlenmiş ve 17 Aralık''taki asıl karara temel oluşturulacak bilgileri iyi okumak gerekir.
(Ceviz Kabuğu programı da yok ki, ekranda milyonlarca insanımıza gerçekleri iletelim...
Nasıl, bu da Ceviz Kabuğu''nun başına gelenleri anlamak için bir başka örnek değil mi?..
Yeri gelmişken, bu konudaki bilgilere ''cevizkabugu.com.tr'' adresinden ulaşabileceğinizi belirtelim.) 6 Ekim''e bir şey kalmadı.
Yarından sonra ak ile kara ortaya çıkacak.
Manşetler şahit olsun, demiştik.
Şahitliğe az kaldı.
24 Eylül''deki gazete manşetlerini hatırlamak isterseniz, 27 Eylül tarihli yazımıza arşivden bakabilirsiniz.
O gün gelince biz de bir kez daha hatırlatırız.
TABU YIKARKEN, KENDİ TABUSUNU YARATMAK! Bu arada, bizim politikacılarımızın yıllardır söyledikleri "tabuları yıkıyoruz" sözünün bugün de moda olduğunu belirtelim.
Aslında yıkılan bir tabu, mabu yok.
Yıkılan ve yıkılmak istenenler, ülkemizin yıllardır kendisini ayakta tutan değerleri; Türklük, ulusal birlik ve güvenliğe yönelik kavramlar, kurumlar, ilişkiler ve değer yargıları.
Tabuları yıkıyoruz diye ortaya çıkanlar, kendi tabularını yaratıyor!.
O tabuları bizlere, "çağdaş değerler" olarak, "küreselleşmenin gereği" olarak sunmaya çalışıyorlar.
Bizden olanı dışlayıp, yabancıyı kabul ettirmeye, bizleri kültürsüzleştirmeye, yabancılaştırmaya çalışıyorlar.
Şimdi de, AB eleştirilerine bile dayanamayıp, AB''yi kutsamamızı istiyorlar.
AB üyeliği ile daha neler olacağını sonraki yazılarımızda örneklerle açıklayalım ki, başımıza neler gelecek somut olarak görelim.
Yoksa, "genel ve süslü ifadelerin gölgesinde" herkesi kandırmak mümkün.