Kendimizi kandırıyor muyuz? - Abdulkadir Özkan
Dikkat edilirse bazı ülkelerin liderleri Türkiye'nin AB'ye alınmasının gerekli olduğunu söylemelerine karşılık, böyle bir durumun ortaya çıkması halinde kendi halklarına soracaklarını, bir başka ifade ile referanduma gitmek zorunda olduklarını da söylemeyi ihmal etmiyorlar. Böyle olunca da Türkiye'nin AB'ye girişinin imkansız olduğunu söylemek yanlış olmaz.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesnaproxennatrium site naproxen kruidvatfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnecialis walgreen coupon site cialis couponmicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mgoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Türkiye'nin AB'ye üyeliği yolundaki tüm çalışmalar nedense hep tek yanlı vermeler şeklinde oluyor. Böyle oluyor da bir ilerleme sağlanabiliyor mu? Yani, Türkiye'nin AB'ye alınacağı kesin mi? Ortada böyle bir kesinlik yok. AB'den gelen açıklamalara dikkat edildiğinde görülür ki, Türkiye'nin AB üyeliğinin en erken 2015 yılında gerçekleşebileceği ortada. Bu da kesin değil. En erken 2015 deniyor. Kimler söylüyor bunu? Bugün AB'de belirli görevlerde bulunanlar ile Birlik üyesi ülkelerin liderleri. Peki Türkiye'nin AB'ye üyeliği Birlik üyesi ülkelerin liderlerinin isteği ile mümkün olabilecek mi?
Bu soruya evet demek sadece kendimizi kandırmak anlamına gelir. Kaldı ki, bugün Türkiye'nin AB'ye girişine karşı olmayan liderlerin açıklamalarının da ne kadar samimi olduğu ayrı bir konu.
Dikkat edilirse bazı ülkelerin liderleri Türkiye'nin AB'ye alınmasının gerekli olduğunu söylemelerine karşılık, böyle bir durumun ortaya çıkması halinde kendi halklarına soracaklarını, bir başka ifade ile referanduma gitmek zorunda olduklarını da söylemeyi ihmal etmiyorlar.
Böyle olunca da Türkiye'nin AB'ye girişinin imkansız olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Birkaç gün önce bir dostum ile sohbet ederken, konu dönüp dolaşıp Türkiye'nin AB üyeliğine geldi. Dostum, uzunca bir süre Almanya'da kaldığını ve burada kendileri ile görüştüğü birçok Alman’ın Türkiye'nin AB'ye alınmasına şiddetle karşı olduklarını kendisine açık bir şekilde ifade ettiklerini söyledi.
Dostumun bu sözleri üzerine Almanya'da bir takım resmi ağızlardan yapılan açıklamaların samimi olmadığını düşünmemizin doğru olup olmayacağını sorduğumda, "Samimi olsalar bile bu onların kişisel görüşlerinden öte bir anlam ifade etmez. Eğer sonunda Almanya'da referanduma gidilecek olursa Türkiye'nin Birliğe alınması yönünde bir kararın çıkması çok zor olur. Kaldı ki, şu anda bazı Alman yetkililerin Türkiye lehine yaptıkları açıklamaların bugüne yönelik ve günü kurtarma adına yapılan açıklamalar olduğunu söylemek yanlış bir değerlendirme olmaz" karşılığını veriyordu.
Dostum bu kanaate nereden vardığını da şöyle açıklıyordu:
"Birlik üyesi ülke yöneticileri Türkiye'nin Birliğe alınmasını samimi olarak istiyor olsalar fedakarlığı hep bizden istemezlerdi. Ama, görünen o ki, AB hep istiyor ve Türkiye de hep vermek zorunda kalıyor. Eğer, Türkiye istekler karşısında biraz direnç gösterecek olsa bir anda Türkiye'ye karşı yapılan açıklamalarda ciddi değişiklik ortaya çıkıyor."
Bu değerlendirmelerin yanlış olduğunu söylemek mümkün mü?
Hemen belirteyim ki bazı çevrelerin ifadesine göre ben "ABkarşıtı"yım. Ancak, bu karşıtlık kesinlikle ABdüşmanlığı değildir. Karşıtlığımın sebebi AB ile ilişkilerimizde eşit şartların olmaması, tek taraflı olarak hep bizim Avrupa'ya benzemeye çalıştığımızdır. Kimse böyle bir değişime ve benzeme çabasına ihtiyacımızın olup olmadığını düşünmediği gibi, AB'ye girişimizin bize ne kazandırıp ne kaybettireceğinin ciddi bir muhasebesinin de yapıldığı inancında değilim. ABkarşıtlığımın sebebini işte bu durum oluşturuyor.
Beni rahatsız eden bir başka husus ise, Türkiye ABDile yakın ilişki içinde. Yıllarca Doğu blokuna karşı ABD'nin başını çektiği Blok içinde yer aldı. Bu hususta da öylesine ileri gidildi ki, birçok ülke yeni oluşumlar peşinde koşar, ABD'ye bağımlılığını mümkün olduğu kadar azaltmanın yollarını araştırırken, Türkiye'nin ABD'ye bağımlılığı sürekli olarak daha da ilerledi. Bu bağımlılık devam ederken, şimdi de AB'ye girmek gibi bir çabanın içindeyiz. Biz AB'ye girdiğimizde ne yapacağız? İngiltere gibi ABD'nin AB içindeki bir başka ileri karakolu mu olacağız? Bu sorunun cevabını kimse vermiyor.
İşte tüm bu belirsizlikler de gösteriyor ki, Türkiye kendi bağımsız iradesi ile ve çıkarları doğrultusunda bir dış politika izlemiyor. Benim itirazımın esasını işte bu tavır oluşturuyor.