Siyaset18 Kasım 2004 00:00

Türkiye nasıl sömürgeleşti?- Ümit Zileli

Türkiye son 20 yılda ne kadar borç ödedi? Ankara Ticaret Odası (ATO), hazırladığı ''Bütçe Raporu'' nda Türkiye'nin son 20 yılını mercek altına almış ve ödediğimiz borç miktarını dolar cinsinden ortaya çıkarmış: - Tam, 1 trilyon 236 milyar dolar! symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena

İnanılmaz değil mi? Ben size çok daha inanılmaz, bir o kadar da acıklı ve de yürek dağlayan bölümünü henüz söylemedim; şimdi sıkı durun, ATO raporu diyor ki;

- Türkiye son 20 yılda, 185 milyar doları anaparaya, 71.5 milyar doları da faize olmak üzere toplam 257 milyar dolar dış borç ödemesi yaptı.

- Aynı süreçte ödenen iç borç tutarı ise yaklaşık 1 trilyon dolar!!!

Evet, 20 yılda dışarıya ödenen borcun neredeyse dört katı kadar, şu andaki iç ve dış borç toplamı olan 300 milyar doların da yine dört katı kadar para iç borç ödemesine gitmiş!

Peki, bu 20 yıl içinde yatırıma ne kadar para ayrılmış? Yalnızca 75.3 milyar dolar! Yani iç borca ayrılan paranın 15'te biri!

Biliyorsunuz, iç borç 1984 yılında Özal iktidarıyla birlikte başladı. Katlanarak sürdürüldü. Devlet başı sıkıştıkça yüksek faizli ve garantili devlet tahvilleriyle para topladı. Kimden topladı? Vergi vermeyenden, yani kayıt dışı para sahiplerinden, kara paracılardan, sıcak para tacirlerinden... Yani vergi toplayamayan, kara parayı engelleyemeyen, kayıt dışı ekonomiyi önleyemeyen devlet, bir de bu kesimlere borçlanıp üstüne para ödedi!

Tabii, yine Özal'ın dâhiyane buluşu olan ''sıcak para'' nın uluslararası sahiplerini de unutmayalım. Türkiye 20 yılda bu üç kesime tam 1 trilyon dolar kaptırdı! Bu zavallı ülkenin yönetici kadroları 2000-2004 yılları arasında tam 513 milyar dolar iç borçlanma ile Cumhuriyet tarihinin rekorunu da kırdı!! ATO'yu yürekten kutluyorum; Türkiye'nin 20 yılda nasıl iflas noktasına getirildiğini, nasıl köleleştirildiğini pek güzel özetlemiş.

- Demek ki, Yüce Divan'a daha çok iş düşecek!!!

Nasıl İslam Cumhuriyeti olunur?

Çok basit! İsterseniz birkaç örnek verelim:

- Cumhuriyet'in Millet Meclisi'nin başkanı yalnızca dini bayramlarda değil, her türden dini günlerde de mesaj yayımlamaya başlar...

- Cumhuriyet'in iktidar milletvekili, Meclis'in lokantasında misafirleriyle birlikte ilahiler okumaya başlar. ''Ne yapıyorsunuz'' diye soran muhalif milletvekilinin de üzerine yürür...

- Cumhuriyet'in Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı imam, 10 Kasım günü saat 09.05'te tam sirenler çalarken minareye çıkıp sala vermeye başlar...

- Cumhuriyet'in birtakım ''aydın'' ı da hiç utanıp sıkılmadan ''artık ne darbe ne de şeriat tehlikesi kaldı'' diye fetva verir...

Ne kadar kolay değil mi?!

İsrail'in GAP senaryosu

Nokta dergisini çıkardığımız sıralarda bir gün Yazıişleri Müdürü Uygar Eremektar odama geldi. Elindeki kâğıtları sallayıp, ''Abi büyük iş, yalnız bir sorun var'' dedi. Büyük iş, İsrail'in GAP yöresinde büyük çapta toprak satın aldığına dair istihbarat raporlarıydı. Muhabir arkadaşımız Hasan Taşkın , dudak uçuklatacak bu raporu ele geçirmişti. Sorun ise, bu raporun istihbarat raporu olduğunu söyleyemeyecek olmamızdı. Hasan'ı Urfa'ya gönderdik. Çok başarılı bir çalışmayla yöredeki durumla ilgili çarpıcı bilgileri ele geçirdi. İstihbarat raporu yerine, ''bir sivil toplum örgütü araştırması'' diyerek haberi kapağa taşıdık.

GAP kapağı müthiş ses getirdi. Hasan her gerçek gazetecinin yakalamak için çırpınacağı bir büyük habere imza atmayı başarmıştı. Aylar sonra önümde duran kitap bana bir kez daha o günlerin heyecanını yaşattı. Hasan Taşkın, bu haberi yeni bilgilerle destekleyerek kitaplaştırmıştı. Üstelik istihbarat sözcüğüne konan yasak da kalkmıştı

- İstihbarat raporlarında İsrail'in GAP senaryosu

Türkiye üzerine hangi oyunların oynandığını, hangi senaryoların yazıldığını görmek istiyorsanız Ozan Yayıncılık'tan çıkan bu kitabı mutlaka okuyun. Kalemine sağlık Hasan kardeşim.