AB10 Eylül 2004 00:00
Geleceği Görememek - Cüneyt Arcayürek
Güneydoğu ve Doğu illerinin Türkiye haritasında yer almayışındaki amacı ve nedeni, artık ilköğretim öğrencileri bile yanıtlayabilir."Akıl Adamlar"ı parasal yönden ünlü Soros'un desteklediğine değinmek ve sonra Verheugen'in Diyarbakır’daki basın toplantısındaki kimi söylemlerine şöyle bir göz atmak:AB'nin Türkiye’nin o bölgeye bakış açışını, daha öteye gidelim, geleceğe donuk Güneydoğu ve Doğu ile ilgili olası planlarını anımsatmaya, akla getirmeye yeterli.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecleocin 150 mg read cleocin 300 mgarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena
Bu günlerde ahval-ı adiyeden saydığımız, alkışladığımız, marjinal eleştrişerle karşılanan kimi gelişmelerin yarınlarda başımıza daha büyük açacağını düşünüyor muyuz acaba?
Geleceğimizi AB’ye yatırdık. Bugünü ve tabii AB gözüylü parlak gören yazı, söylev, söyleşi. TV, gazete, siyaset…hep beraber mutluluk tüküleri söyleyerek yarınlara yelken açıyor Türkiye.
Güldüren, küstüren olayların, söylemlerin bini bir para. Örneğin İzmir’de devlet başkanlarına gösterilen itibar ve övgülerle karşılanan Genişleme Komiseri Verheugen'in bir sözü var ki, güldürüyor insani.
Verheugen, "Daha önemlisi" diyor; AB projesini sadece aydın kesim, iş çevreleri degil, "ülkenin 'en fakir yörelerinde yaşayan' insanlar bile destekliyor".
Hiçbir itirazımız yok bu saptamaya; ama, Verheugen'in anlamadığı, algılayamadığı gerçek başka:
Elbette yoksullar da AB'yi istiyor, üstelik bir an önce üye olmamızı... Yıllardır ülkenin yoksul kesimlerine medyasıyla siyasetçisiyle, AB'ye girersek kısa sürede fakir fukaralıktan kurtulacaklarını şırıngaladık.
AB'ye üye olursak şıp diye kansere çare bulunacak, kalp krizleri azalacak, yemek içmek giyinmek, ohooo SÖZÜ MÜ olur, neredeyse bedavaya gelecek.
Demokrasinin başladığı 1950 öncesi yıllarda Demokrat Parti'nin sigarayı beş kuruşa satacakların propagandalaşma halkın inandığı gibi, şimdi her beklenti, her alanda umut AB'ye bağlanıyor.
İşsizlire çare mi; AB demek, Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde is bulmak, çoluk çocuk yaşamak demek. Oysa üyelik işsize ne yazar? Bir ülkeye başvuracağını, başvuru kabul görürse o ülkeye gidebileceğini nereden bilsin garibim? Pasaportu cebine koydu mu, ver elini dilediği Avrupa ülkesi. Orada is hazır, para hazır. Okul, ev, sosyal yardım hazır... Sanıyor.
AB'de bu sanı üyelikle birlikte 30-40 milyon Türk’ün bavullarını kaptığı gibi ülkelerine geleceği, daha doğrusu işgal edeceği- korkusunu yayıyor.
AB sürecinde yeni koşul yok, ama su sıralar "nihaikarar" da yok! AB Komisyonu'nda bir bakıyorsunuz poyraz, bir bakıyorsunuz lodos esi-yor. Övgüler, olumlu söylemler dışındaki haberlere yer vermekten özenle kapılan medyamızda elbette rastlamadınız. Hollandalı komisyon üyesi Bolkestein Ukrayna ve Beyaz Rusya'yı bizden daha demokrat ülkelerden sayıyor, AB'ye girersek tarım ve belgesel politikaların uygulanamayacağını.. komisyonun dış ilişkilerden sorumlu üyesi Chris Patten ise üyelik müzakerelerinin "başlayabileceği umudunda" olduğunu söylüyor.
"Akıl Adamlar Raporu" var ya, su manşetlere sığdırılamayan rapor... Raporu tanıtan belgenin "kapağının arka planına Güneydoğu ve Doğu Anadolu'nun bir bölümünün olmadığı bir Türkiye haritasının yerleştirildiğine" bizim matbuat-i millimiz yer vermiyor.
•••
Güneydoğu ve Doğu illerinin Türkiye haritasında yer almayışındaki amacı ve nedeni, artık ilköğretim öğrencileri bile yanıtlayabilir.
"Akıl Adamlar"ı parasal yönden ünlü Soros'un desteklediğine değinmek ve sonra Verheugen'in Diyarbakır’daki basın toplantısındaki kimi söylemlerine şöyle bir göz atmak:
AB'nin Türkiye’nin o bölgeye bakış açışını, daha öteye gidelim, geleceğe donuk Güneydoğu ve Doğu ile ilgili olası planlarını anımsatmaya, akla getirmeye yeterli.
Adam Güneydoğu halkının "daha ekonomik, sosyal (altını çizelim daha çok) siyasi hak istediğini" söylüyor ve... "bizim de Türk hükümetinden beklediğimiz her zaman bu yönde olmuştur" diyor.
O bölgenin ekonomik gereksinimlerini görmemek, hatta kimi yanlış uygulamaları kabul etmemek olanaksız. Ne çare, gelmiş geçmiş hü-kümetlerin gerektiği ölçüde ekonomik yaptırımları gitmeyişindeki neden, o bölgeyi göz ardı etmelerinden kaynaklanmadı. Verheugen'in de kabul ettiği gibi "siyasal istikrara bir türlü sağlanamaması", terörün ara vermeksizin bölgeyi kasıp kavurması, hatta yapılanların yakıp yıkması, ekonomik yaptırımları başlatmayı, hız vermeyi engelledi.
AB Komiserini ne Ankara'daki, İstanbul ve İzmir'deki görüşmeler ilgilendiriyor.
Diyarbakır gezisi, AB'nin Güneydoğu'ya bakış acısının önemli ilk işaretlerini veriyor.
Geleceğimizi AB’ye yatırdık. Bugünü ve tabii AB gözüylü parlak gören yazı, söylev, söyleşi. TV, gazete, siyaset…hep beraber mutluluk tüküleri söyleyerek yarınlara yelken açıyor Türkiye.
Güldüren, küstüren olayların, söylemlerin bini bir para. Örneğin İzmir’de devlet başkanlarına gösterilen itibar ve övgülerle karşılanan Genişleme Komiseri Verheugen'in bir sözü var ki, güldürüyor insani.
Verheugen, "Daha önemlisi" diyor; AB projesini sadece aydın kesim, iş çevreleri degil, "ülkenin 'en fakir yörelerinde yaşayan' insanlar bile destekliyor".
Hiçbir itirazımız yok bu saptamaya; ama, Verheugen'in anlamadığı, algılayamadığı gerçek başka:
Elbette yoksullar da AB'yi istiyor, üstelik bir an önce üye olmamızı... Yıllardır ülkenin yoksul kesimlerine medyasıyla siyasetçisiyle, AB'ye girersek kısa sürede fakir fukaralıktan kurtulacaklarını şırıngaladık.
AB'ye üye olursak şıp diye kansere çare bulunacak, kalp krizleri azalacak, yemek içmek giyinmek, ohooo SÖZÜ MÜ olur, neredeyse bedavaya gelecek.
Demokrasinin başladığı 1950 öncesi yıllarda Demokrat Parti'nin sigarayı beş kuruşa satacakların propagandalaşma halkın inandığı gibi, şimdi her beklenti, her alanda umut AB'ye bağlanıyor.
İşsizlire çare mi; AB demek, Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde is bulmak, çoluk çocuk yaşamak demek. Oysa üyelik işsize ne yazar? Bir ülkeye başvuracağını, başvuru kabul görürse o ülkeye gidebileceğini nereden bilsin garibim? Pasaportu cebine koydu mu, ver elini dilediği Avrupa ülkesi. Orada is hazır, para hazır. Okul, ev, sosyal yardım hazır... Sanıyor.
AB'de bu sanı üyelikle birlikte 30-40 milyon Türk’ün bavullarını kaptığı gibi ülkelerine geleceği, daha doğrusu işgal edeceği- korkusunu yayıyor.
AB sürecinde yeni koşul yok, ama su sıralar "nihaikarar" da yok! AB Komisyonu'nda bir bakıyorsunuz poyraz, bir bakıyorsunuz lodos esi-yor. Övgüler, olumlu söylemler dışındaki haberlere yer vermekten özenle kapılan medyamızda elbette rastlamadınız. Hollandalı komisyon üyesi Bolkestein Ukrayna ve Beyaz Rusya'yı bizden daha demokrat ülkelerden sayıyor, AB'ye girersek tarım ve belgesel politikaların uygulanamayacağını.. komisyonun dış ilişkilerden sorumlu üyesi Chris Patten ise üyelik müzakerelerinin "başlayabileceği umudunda" olduğunu söylüyor.
"Akıl Adamlar Raporu" var ya, su manşetlere sığdırılamayan rapor... Raporu tanıtan belgenin "kapağının arka planına Güneydoğu ve Doğu Anadolu'nun bir bölümünün olmadığı bir Türkiye haritasının yerleştirildiğine" bizim matbuat-i millimiz yer vermiyor.
•••
Güneydoğu ve Doğu illerinin Türkiye haritasında yer almayışındaki amacı ve nedeni, artık ilköğretim öğrencileri bile yanıtlayabilir.
"Akıl Adamlar"ı parasal yönden ünlü Soros'un desteklediğine değinmek ve sonra Verheugen'in Diyarbakır’daki basın toplantısındaki kimi söylemlerine şöyle bir göz atmak:
AB'nin Türkiye’nin o bölgeye bakış açışını, daha öteye gidelim, geleceğe donuk Güneydoğu ve Doğu ile ilgili olası planlarını anımsatmaya, akla getirmeye yeterli.
Adam Güneydoğu halkının "daha ekonomik, sosyal (altını çizelim daha çok) siyasi hak istediğini" söylüyor ve... "bizim de Türk hükümetinden beklediğimiz her zaman bu yönde olmuştur" diyor.
O bölgenin ekonomik gereksinimlerini görmemek, hatta kimi yanlış uygulamaları kabul etmemek olanaksız. Ne çare, gelmiş geçmiş hü-kümetlerin gerektiği ölçüde ekonomik yaptırımları gitmeyişindeki neden, o bölgeyi göz ardı etmelerinden kaynaklanmadı. Verheugen'in de kabul ettiği gibi "siyasal istikrara bir türlü sağlanamaması", terörün ara vermeksizin bölgeyi kasıp kavurması, hatta yapılanların yakıp yıkması, ekonomik yaptırımları başlatmayı, hız vermeyi engelledi.
AB Komiserini ne Ankara'daki, İstanbul ve İzmir'deki görüşmeler ilgilendiriyor.
Diyarbakır gezisi, AB'nin Güneydoğu'ya bakış acısının önemli ilk işaretlerini veriyor.