Siyaset17 Kasım 2004 00:00

Azınlık' ve 'Federasyon'... -

'Azınlık' ve 'Federasyon'... Vural SAVAŞ Yargıtay Onursal C. Başsavcısı ''Azınlık'' ve ''federasyon'' terimleri hakkında bilmemiz gerekenler: Litvanya'nın bağımsızlık hakkını savunan The New York Times'ın yazarı William Saphire 'a, bir Sovyet diplomatı şöyle demiş: ''Siz Litvanya'nın ayrılma hakkını destekliyorsunuz. Ama aynı zamanda 1861'de, Amerika İçsavaşı'nda ayrılıkçı Güney eyaletlerini dize getiren ve birliği koruyan Abraham Lincoln 'ü de savunuyorsunuz. Bu çelişki değil mi?''  acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadaclaritin mazilo claritinekombo claritin maziloarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cenadiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

Saphire, 15/03/1990 tarihli The New York Times gazetesindeki yazısında bu suçlamaya şu karşılığı verdiğini anlatıyor: ''1861'de ayrılmak isteyen Güney eyaletleri arasında sadece Teksas, tarihinde bağımsız bir cumhuriyet olmuştu. Ayrıca tüm Güney eyaletleri, birliğe kendi rızaları ile katılmışlardı. Oysa üç Baltık Cumhuriyeti -Estonya, Letonya ve Litvanya- kendi iradeleri dışında, Molotov Ribbentrop Paktı sonucu Sovyetler Birliği tarafından zorla ilhak olmuşlardır.''

...Türk ve Kürt halkları, yüzlerce yıl birlikte, kardeşçe yaşadılar. Vatan topraklarını savunmak için birlikte savaştılar. Bu gerçeklerin ışığında ayrılıkçılığın hiçbir meşru temeli yoktur. ( Ergun Balcı , Cumhuriyet gazetesi, 29/03/1990)

Fransa Millet Meclisi, Korsika halkının kendisine özgü bir varlığı olduğunu kabule yönelik bir kanunu kabul etmişti. Yapılan başvuru üzerine Fransız Anayasa Divanı, kanunun ilgili maddesini, yürürlüğe girmeden iptal etmiştir.

İptal edilen madde şudur: ''Fransız Cumhuriyeti, Fransız halkının bu bileşim öğesi niteliği ile tarihi ve kültürel bir topluluk oluşturan Korsika halkının, kendi kültürel benliğini muhafaza etmek ve kendisine özgü iktisadi ve sosyal çıkarlarını savunmak haklarını teminat altına alır. Ada olma niteliğine bağlı bu haklar, milli birliğe saygı, anayasanın, cumhuriyet kanunlarının ve işbu statünün çizdiği çerçeve içinde kullanılır.'' Fransız Anayasa Divanı, çok haklı olarak, çelişkiler ile dolu bu hükmü, Fransız Anayasası'nın ''Cumhuriyet tektir ve bölünemez'' kuralına aykırı bulmuştur.

Cevdet Akçalı, ''Bir Azınlık Konferansı ve Alınan İki Önemli Karar'' başlıklı makalesinde, çok önemli hususlara değinmiştir (Yeni Şafak gazetesi, 01/11/2004):

''Azınlık hakları deyince birçoklarının aklına, ülkelerin bir bölgesinde etnik bir çoğunluk varsa, bu bölgede bir federe devlet kurulmalıdır. Bu federe devlette yaşayan etnik grubun, 'self determination' hakkını kullanarak isterse ayrı bir devlet kurma hakkı vardır, gibi bazı düşünceler gelmektedir. Azınlık hakları olduğu iddia edilen bu konu, 2000 yılında Moldavya'nın başkenti Kişinev'de toplanan bir konferansta tartışılmıştır. Orada yapılan uluslararası toplantının adı, yerel yönetimler ve azınlık haklarıydı. Bu toplantıya ben, Avrupa Konseyi Çevre ve Yerel Yönetimler Komisyon Başkanı sıfatıyla katıldım. Konferansı ilgilendiren asıl konu, demokratik yapısı federasyon olan ülkelerde bunun nasıl uygulandığını incelemekti. Bu sebeple konferansa katılanlar arasında, Amerika, İsviçre, Federal Almanya ve Rusya'dan uzmanlar katılmıştı." Söz konusu konferansta alınan kararlardan bir tanesi, ülkelerde etnik, dini temellere dayalı federe devletler kurulamaz. Federe devletlerin kuruluşunda alınması gereken kıstas, coğrafi, ekonomik ve sosyal şartlar olabilir. Bu sebeple, şu bölgede şu etnik çoğunluk vardır ve burada bir federe devlet kuralım tezi, demokratik prensiplerle bağdaşamaz. ''Toplantıda cevaplandırılması gereken ikinci soru şu idi: İster etnik, ister dini temele dayanan bir azınlığın, kendi kendisini idare etme yani 'self determinasyon' hakkını kullanarak müstakil bir devlet kurmak istemeye hakkı var mıdır? Bu sual, bilhassa İsviçre'den gelen uzmana soruldu. Çünkü İsviçre, sisteminin demokrasiye uygunluğu en az tartışılan ülkelerinden birisiydi. Ona sorulan sual şu idi: 'İsviçre'deki kantonlardan herhangi birisi, self determinasyon hakkını kullanarak ayrı bir devlet kurabilir mi?' Uzmanın verdiği cevap çok açıktı: İsviçre devleti, orada kantonlarda yaşayan bütün vatandaşlarının iradesi ve konsensüsü, yani uzlaşması ile kurulmuştur. Bu uzlaşma, yani milli irade, ancak yeni bir konsensüsle bozulabilir. Bir kantonun birlikten ayrılmasına karar verme hakkı İsviçre'de yaşayan vatandaşlara aittir.'' Amerika'daki Kuzey-Güney Savaşı'nın temelinde de bu fikir vardır: Güneyde bulunan bazı eyaletler, Amerika devletinden ayrılmak istemişlerdir. Kuzeyliler de, bunu bir harp sebebi saymışlardır. Amerika bütün Amerikalıların uzlaşma iradesiyle kurulmuştur. Güney'de yaşayan insanların tek başına bu anlaşmayı bozmaya hakları yoktur.

''Türkiye'de Kürt meselesinin hallini düşünürken bazılarımız, bu sorunu bir federasyon formülüyle halletmeyi düşünmektedirler. Turgut Özal 'ın bu meseleyi halletmek için, 'Federasyon fikrinin de tartışmaya açılması gerekir' dediği iddia edilmiştir.'' Bilinmelidir ki, azınlık hakları içerisinde, her etnik topluluğun ayrı bir federe devlet kurma hakkı yoktur. Böyle bir hakkın varlığını iddia etmek, demokrasi fikriyle bağdaşamaz. ''Adı geçen konferansta alınan iki kararı tekrarlayalım: Bir ülkede, özel haklara sahip bazı bölgeler kurulacaksa, bunun gerekçesi o bölgede yaşayan etnik veya dini azınlığın bulunmuş olması değildir.''

''Milli bir uzlaşma ile kurulmuş bir devletin yapısı, ancak yeni bir milli uzlaşma ile bozulabilir.'' Dünya İnsan Hakları Konferansı (1993) Viyana Bildirgesi'nde ''kendi kaderini tayin hakkının'' , ''eşit haklar'' ilkesine uygun olarak ırk, din ve renk ayrımı gözetmeksizin ülkesine ait bütün insanları temsil eden bir hükümete sahip egemen ve bağımsız bir devletin, ülke bütünlüğünü ve siyasi birliğini kısmi veya bütüncül biçimde parçalayacak herhangi bir eylemin desteklenmesi ve bu eyleme yetki verilmesi anlamında yorumlanamayacağı belirtilmiştir ( Bülent Acar , Ankara Barosu Dergisi, 1995/3). Fransa'nın Birleşmiş Milletler Teşkilatı nezdindeki daimi temsilcisi, örgütün İnsan Hakları Bölümü Başkanı'na 16/09/1976 tarihinde şunları yazmıştı: ''Irk ayrımcılığının reddi Fransız hukukunun temel ilkelerinden biridir. Fransız hukuku, Fransa ulusunun birliği ilkesine dayanır ve etnik nitelikli farklılığı reddettiği gibi, bu nedenle hiç bir azınlık kavramını da kabul etmez.'' Fransa'nın, ECOSOC'ta yayımlattığı, 05/03/1991 tarihli belgede de şunlar yazılıdır: ''Fransa, toprakları üzerinde, özellikle ırksal, dilsel, dinsel esaslara dayalı grupların varlığını kabul etmez. Fransa'nın bu konudaki kavramları evrensel bir ilkeye dayanır: Bütün insanlar, saygınlık ve hukuk yönünden özgür ve eşit doğarlar. Fransız Anayasası bir ve bölünmez olan Fransa Cumhuriyeti'nin tüm vatandaşlarının yasa önünde eşit olduğu ilkesinden ilham alır. Fransız halkının birliği ve eşitliği, etnik kriterlere dayalı farklılıklar ile ilgili tüm savları yok sayar (Pulat Y. Tacar , Terör ve Demokrasi, s.206). '' 81. yıldönümünü kısa bir süre önce kutladığımız Cumhuriyetimizin, 1961'e kadar geçerli olan 1924 Anayasası'nın 88. maddesi şöyle bir hüküm içermektedir: ''Türkiye ahalisine (halkına) din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibarı ile Türk ıtlak olunur (denir).''

İşte size ''Türk'' demenin ırkçılığı hiçbir zaman içermediği ve Türk vatandaşları arasında genel bir eşitlik bulunduğunun en güzel kanıtı... Türkiye'de, Lozan Antlaşması'nda kabul edilenler dışında azınlıklar bulunduğunu ve Türkiye'deki azınlıklara yeterince kültürel haklar tanınmadığını ısrarla ileri süren Almanya'nın İçişleri Bakanı Otto Schily , Suddeutssche Zeitung gazetesine verdiği demeçte bakınız ne diyor: ''En iyi uyum asimilasyondur. Uyumun hedefi, Alman kültürüne çekmektir insanları. Mümkün olan her dili destekleyemeyiz. Ayrıca böyle bir şey kaosa sürükler. Ben birinci dili Türkçe olan homojen bir Türk azınlığın oluşmasını istemiyorum. Türkler bizim kültür alanımızda büyümeli ve anadilleri de Almanca olmalı...'' Tüm bunları ve daha fazlasını bilenler; ülkemizde ''federasyon'' ve ''azınlık hakları'' terimlerini sık sık tekrarlayanları, ''cahil'' ya da ''hain'' olarak nitelendirmekle onlara haksızlık mı yapıyorlar acaba? Bence değil...

Uazmanın verdiği cevap çok açıktı: İsviçre devleti, orada kantonlarda yaşayan bütün vatandaşlarının iradesi ve konsensüsü, yani uzlaşması ile kurulmuştur. Bu uzlaşma, yani milli irade, ancak yeni bir konsensüsle bozulabilir. Bir kantonun birlikten ayrılmasına karar verme hakkı İsviçre'de yaşayan vatandaşlara aittir.'' Amerika'daki Kuzey-Güney Savaşı'nın temelinde de bu fikir vardır: Güneyde bulunan bazı eyaletler, Amerika devletinden ayrılmak istemişlerdir. Kuzeyliler de, bunu bir harp sebebi saymışlardır. Amerika bütün Amerikalıların uzlaşma iradesiyle kurulmuştur. Güney'de yaşayan insanların tek başına bu anlaşmayı bozmaya hakları yoktur.