İstihbarat23 Haziran 2005 00:00

UYUYAN GÜZEL TÜRKİYE !

ABD ve Rusya`nın başı çektiği insan beyinlerinin kontrolüne yönelik ortaya atılan iddialar tüyler ürperten cinsten. Üstelik Türk yetkililerde bu deneylerin varlığından haberdar.   Pojenin adı: Uyuyan güzel Amacı: İnsan beynini toplu bir karşı gösteri olduğunda kontrol altına alıp sakinleştirmek , yönlendirmek..   Düşünün  ki bir ülke.. Tarihiyle, geçmişiyle hasımlarına yenilmeyen bu ülkenin insanlarına bişeyler(?) olmuş. Kendileri bile ne olduğunu anlayamadıkları için şaşkınlar.Çünkü dün kovduğu düşmanına bugün kendileri  kapıyı açmış durumdalar…En haklı oldukları konularda bile elpençe durur konuma gelmişler…Ne dersiniz? Uyuyan güzel miyiz?  cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis coupons printable link discount prescription drug carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenaabilify link abilify

  

Bir ülke... Adı `Milli Değer`. Bu ülkenin insanları, yüzyıllarca değerlerine sahip çıkmak için, her türlü zorluğa katlanmış, gerektiğinde savaşmaktan kaçınmamışlardı. Amaçları, hasımlarına karşı ülke sınırlarını, yeraltı, yerüstü para kaynaklarını korumak ve topraklarının her karışına sahip çıkmaktı. Ülke toprakları üzerinden birçok nesil geçti. İnsanlar, yönetimler değişmişti ama ülkenin değerleri hep aynı kalmıştı. Gelen her nesil, topraklarına ve kaynaklarına sahip çıkmak için yaşamıştı.

 
`Milli Değer` ülkesinin değerlerine göz koyan hasımları ise, geçen bu süre içinde birçok yöntem denemişler ama hiç birinde amaçlarına ulaşamamışlardı. Bazen, ülke yönetimlerine adamlarını yerleştirdiler, bazen halkı isyana getirmeye çalıştılar. Fakat hiç bir zaman başaramadılar. Çünkü ülke halkı da yönetimleri kadar değerlerine bağlıydı. Birlikte aynı değerleri koruyarak yıllarca yaşadılar. `Milli Değer` ülkesi her yönden güçlü bir ülkeydi. Zaten asırlarca, değerlerini bu yolla korumayı başarmıştı.


Ancak günün birinde, hayatlarını hiçe saydıkları bu değerleri hiç düşünmeden hasımlarına verdiler. Yeraltı, yerüstü kaynaklarını, topraklarını, sınırlarını... Dünya olanları anlamıyordu. Çünkü herkes `Milli Değer` ülkesinin inançlarına nasıl sahip çıktığını, değerlerini yüzyıllardır can siperane nasıl koruduklarını biliyordu. Dünya olanları konuşuyor, kimse yaşananlara bir cevap veremiyordu. `Milli Değer` ülkesinin halkı ise tüm inançlarını kaybetmiş, yıllardır düşman oldukları `hasım ülke` vatandaşlarına tabi olmuşlardı. Asırlardır, iki ayrı uçta yer almalarına karşın, artık `Milli Değer` ülkesinin halkı kendilerine ters düşen değerlerin peşine takılmış, hatta yıllarca hasımlık yaptıkları ülke halkının menfaati için çalışmaya başlamışlardı.

 

Ülke içinde depresyonlar, intiharlar ve bugüne kadar hiç görülmemiş olaylar yaşanıyordu. Kimse şaşkınlığını gizlemiyordu. Olacak şey değildi. `Milli Değer` ülkesinin insanlarını, sanki görünmez bir el kontrol etmeye başlamıştı. Bu arada diğer ülkelerde de buna benzer olaylar yaşanıyordu. Onlarda, tüm kaynaklarını ve sınırlarını yine aynı hasım ülke adına ellerinden çıkarmışlar ve onlara hizmet etmeye başlamışlardı.

--------------------------------------------------------
 
Projenin kod adı :Uyuyan Güzel
Projenin amacı :İnsan Beyninin uzaktan kumandası, yönetilmesi, yönlendirilmesi...
Projeye başlama gerekçesi : Toplu bir ayaklanma ve karşı gösteri halinde insanları kontrol altına almak,  sakinleştirmek, teslim olmalarını sağlamak...
Projenin şu anki uygulama amacı :       Dünya ülkelerini teslim almak
Projenin uygulandığı ülkelerin durumu: Ülke, halkları ile birlikte kontrol altında...


Aslında yukarıda anlattığımız olay bir senaryo. Ancak, son günlerde koşulanlara ve yetkililerin yaptığı açıklamalara bakılırsa, bu senaryonun yakın bir zamanda gerçekleşme ihtimali var. Gelişmiş ülkelerde denenen, özellikle ABD ve Rusya`nın başı çektiği insan beyinlerinin kontrolüne yönelik deneylerle ilgili, ortaya atılan iddialar tüyler ürperten cinsten. Üstelik Türk yetkililerde bu deneylerin varlığından haberdar. Proje üzerinde çalışan yetkililerin, beyin kontrolü projesi ile ilgili çarpıcı bir gerekçeleri var ; "Biz bu araştırmayı, insanlığın hayrı için yapıyoruz. Bu teknikle toplu bir ayaklanma, ya da gösteri halinde kimsenin canı yanmada olay yatıştırılacak. Bunun yanında terör örgütlerinin eylemlerinin engellenmesi içinde bu proje önemli"


"Uyuyan Güzel"


Adında dahi uygulama amacı ile ilgili anlamı içeren ve ABD`de yürütüldüğü iddia edilen bir proje. Projenin adı "Uyuyan Güzel". İnsan beyinlerini kontrol altına almak için uzun zamandan buyana sürdürülen bu çalışmalarda denek olarak kullanılanların, yıllar sonra çeşitli mahkemelere yaptıkları şikayetlerle ortaya çıkan insanlık açısından dehşet verici bir tablo.

 

 Proje, çalışmalarda görevli bazı üst düzey yetkililerin kamuoyuna bilgi sızdırmaları ile iddia olmanın çok daha ötesine geçip, farklı kesimlerin de ilgisini üzerine çekti. Projenin şu anda hangi aşamada olduğunu kestirmek zor ama yetkililerin yaptıkları açıklamalarda varılan ortak nokta, bu çalışmaların yeni olmadığı ve uzun zamandan buyana devam ettiği yönünde. Hatta ABD güvenlik birimlerinin, parapsikoloji araştırmalarının yapılması içinde büyük kaynak ayırdığı ortaya atılan iddialar arasında. Olayı yine iddia olmaktan çıkaran durum ise, ABD güvenlik birimlerinde üst düzey görevlerde bulunan bazı generallerin, parapsikoloji ile ilgili yayınladığı kitaplar. Aslında bu zamana kadar sürekli söylenen ama Türkiye`de "komplo teorisi" tanımlamasından daha da öteye gitmeyen bu teoriler, şimdilerde farklı bir şekilde dikkat çekiyor.  Bu konuda Türkiye`de yayınlanan "CIA Belgeleriyle Zihin Kontrol Operasyonları" kitabında, "Uyuyan Güzel" adlı projede uygulanan teknikler ve insan beyinlerinin nasıl kontrol altına alındığını anlatan bilgilere yer veriliyor. Bu söylemleri iddia olmanın ötesine taşıyan yazı ise kitabın ilk sayfasında yer alıyor.


Yazıda kitabın içindeki bilgilerin;
"Bu kitap Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Doktrin Komutanlığı`nın 08 Ocak 2003 gün ve ID. ve HRK:3584-17-03\ İsth. Ve İKK. Ş. (20) sayılı emri ile faydalı eser olarak uygun görülmüştür" ibaresi ile önemi vurgulanıyor.

 

Proje deneniyor


Terör eylemlerinin engellenmesi, insanlık suçu işleyenlerin yakalanması ve bu tür suçlara mani olunması gibi insani amaçlarla yapıldığı iddia edilen çalışma, ABD Ulusal Güvenlik Birimi (NSA) tarafından yürütülüyor. Bu projenin kötü amaçlarla kullanıldığını düşündüğünüz zaman ise ortaya çıkan manzara korkutucu. Aslında, sadece ABD`de değil, gelişmiş pek çok ülkede, kurum ve kuruluşlarda çalışmalar yapılıyor.

 

 ABD Güvenlik Birimi tarafından insan beyinlerinin kontrolü için kurulan birimlerden biride MKULTRA. Bu birimin, kimyasal, biyolojik ve radyolojik maddelerin insan davranışlarını kontrol etmeye yönelik bir dizi gizli araştırma yaptığı iddia ediliyor. Bu teknolojide ABD`nin yanı sıra Ruslarında önemli yol kat ettiği aktarılan bilgiler arasında.

 

Özkaya; "Tarikatlarda da beyin yıkanıyor"

 


"CIA Belgeleriyle Zihin Kontrol Operasyonları" kitabının yazarı Ömer Özkaya ise daha çarpıcı gerçeklere dikkat çekiyor. Özkaya; devletin devlet olma özelliği sağcı, solcu, dinci ve bunun gibi farklı kesimleri içinde bulundurmasından geçtiğini söylüyor. Kısacası; devletler çeşitli grupları içinde barındırıyor çünkü insanların özgür düşünme hakları var ve buna göre yaşıyorlar. Devletin devlet olmasında saklı olan diğer özellik ise, bu grupları kontrol altında bulundurmasında yatıyor. Bunun yanında bazı devletlerin diğer ülkelerde de etkin olmaya çalıştığını, bu nedenle o ülkelerde insanların toplu olarak bulundukları grupları kontrol altına almak için çabaladıklarına dikkat çekiyor.

 

Özkaya, Türkiye`deki birçok tarikatın arkasında da gizli servislerin olduğunu iddia ediyor. Onlara göre bu tarikatlarda bulunan insanlar toplu olarak kontrol ediliyor. Kontrol, adı geçen yeni teknoloji ile olmasa da, insan psikolojisine uygun olarak yapılan farklı tekniklerle sağlanıyor. Özkaya, "Bu tarikatların bazılarında `Cihat` ilan ediliyor ve tarikat üyelerinden bombalı eylemlerde bulunması isteniyor. Din için çalışan bir insanın hiçbir zaman adam öldürmemesi gerekir ama bu insanlar yüzlerce masumu öldürebiliyor." diyor. Özkaya, bu konuda insanların tarikatlardan uzak durmaları gerektiğini savunuyor. Bunun yanında, dünyanın adı konmamış bir savaşın içinde yer aldığını da iddia eden Özkaya, insanların kontrol edilmelerine yönelik olarak yapılan çalışmaların, toplumların geleceği açısından büyük tehlike arz ettiğine dikkat çekiyor.Türkiye`nin geç kalmadan bu alanda tedbirini alması gerektiğini savunuyor.

 


Bilim adamları da kabul ediyor

 


Bilim adamlarına göre de, insanların zihinleri kontrol altına alınabilir. Boğaziçi Üniversitesi Elektromanyetik Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Selim Şeker, Ertuğ Taşdemir`i incelediğini ve anlatılanların doğru olduğunu söylüyor. Şeker, sadece Ertuğ Taşdemir değil aynı şikayetlerle birçok kişinin başvuruda bulunduğunu, bunların arasında bazı öğretim görevlilerinin olduğunu bile söylüyor. Prof. Dr. Selim Şeker, dünya yapısının çeşitli elektromanyetik alanlar içerdiğini ve insanların 5 duyu organı ile bu alanların bazılarını algılayabildiğini vurguluyor. Prof. Şeker, adı geçen araştırmaların, aslında insanların algılayamadıkları dalgalar üzerinde yapıldığını ve kontrol altına alınmak istenen kişinin bilinçaltına gerekli düşüncelerin aktarıldığını dile getiriyor.

Şeker; insan beyinlerine gönderilen elektromanyetik ışınların, beynin belli bölgelerini uyardığını, kontrol altında bulunan insanların durumu fark etmeden iradelerini yitirdiklerini savunuyor.

 

 Prof. Dr. Şeker, "Kontrol altında bulunan insanlara yaptırılmak istenen ne ise, beynin o bölgesinin uyarılması yeterli. İnsan beyni, elektronik bir cihaza benziyor. Her duygunun, düşüncenin beyin içinde farklı bir noktası var. Bu noktaların uyarılması halinde, beyin uyarılan noktanın talimatı doğrultusunda harekete geçiyor.

 İnsan beynindeki noktalar arasında öyle yerler var ki bunların uyarılması durumunda kişi adam bile öldürebilir. Yani bu yöntemle insanlar katil bile yapılabilir. Bunun yanında, yine aynı elektromanyetik dalga yöntemi ile uygulanan kişiye uzak bir mesafeden kalp krizi geçirtilebilir. Bu durum devlet başkanları için bile geçerli. Ülkelerin, yeni teknolojiden haberdar olmaları ve konu ile ilgili araştırma yapmaları gerekiyor" diyor.

 

 Prof. Dr. Şeker, bunun yanında insan beyinin çözülemeyen birçok sırrı olduğunu ve ABD`de ki bilim adamlarının bu yönde çalışmalar yaptıklarına da değiniyor. "ABD`de bu alanda yapılacak olan çalışmalar için yüklü miktarda paralar ayrılıyor" .Türkiye`nin ise bu konuda çok geride olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Selim Şeker, "Bizler bilim araştırmalarına bütçe ayıramıyoruz. Zaten bu alanda yapılan araştırmalar oldukça pahalı. Biz daha bir profesöre bilgisayar dahi tahsis edemiyoruz. "Zihin Kontrol" teknolojisi dünya için oldukça önemli ve yeniçağın silahı. Bu konuda Türkiye`de gerekli önlemi bir an önce almalı.

 

 


Nasıl yapılıyor?

 


Belirlenen merkezlerden gönderilen elektromanyetik dalgaların beyne yöneltilmesi sayesinde, deneğin beyin fonksiyonları kontrol edilebiliyor. Sistem, "elektrik akımı bulunan her şey, çevresine elektromanyetik dalga yayar" prensibine dayanıyor. "Sinyal istihbaratı"nın geçerli olabilmesi için, ilk olarak insan beyninin yaydığı elektromanyetik dalgaların tespit edilmesi gerekiyor. Kişiden kişiye insanların yaydığı elektromanyetik dalga boyu değişiyor. 3-50 hertz arasında değişen bu dalgalara, "beynin parmak izi" de deniyor. Bu dalgaların tespitinden sonra sonuçlar bilgisayara kaydediliyor. Yaydığı elektromanyetik dalgaları tespit edilen kişi, 24 saat boyunca yerleşik bir alandan uydular aracılığıyla takip edilebiliyor.

 

 Bunun yanında kişinin öfke, acı, endişe, küçümseme, ümitsizlik, dehşet, sıkıntı, kıskançlık, korku, uyku, terör gibi durumlarda yaydığı frekansları da tespit edilebiliyor. Çünkü beyindeki elektromanyetik dalga her duygu durumunda farklılık gösteriyor. Bunların tespitinden sonra ise aynı dalgalar kişinin beynine gönderilerek, aynı duygular dışarıdan yaratılıyor. Bir bakıma kişinin duygu ve düşüncelerine dışarıdan müdahale ile kişi kontrol altına alınıyor, yaratılmak istenen duygu durumu kişide oluşturuluyor

 



Yetkililer ne diyor


Bu arada haber ile ilgili görüşlerini aldığımız, bazı TSK ve emniyet yetkilileri ise bu alanda yapılan çalışmaları doğruluyorlar. Onlara göre de "Zihin kontrol" alanındaki çalışmalar, bazı ülkelerin gizli servisleri tarafından yapılıyor. İsminin açıklanmasını istemeyen askeri bir yetkili, ABD`de parapsikoloji araştırmalarının yoğun şekilde devam ettiğini ve istihbarat çalışmalarında bu yöntemlerin kullanılması için çaba sarf edildiği gerçeğine dikkat çekiyor.

 

 İstihbarat çalışmaları açısından insan beyinlerinin kontrolü için yapılan araştırmalarla ilgili bilgi sahibi olduklarına da dikkat çeken askeri yetkili,  Türkiye`nin de bu alanda çalışma yapması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu arada Türkiye istihbaratında önemli isimler arasında yer alan bazı yetkililerde olayı doğruluyor. Onlara göre de ABD gizli servisleri tarafından insan beyinlerinin kontrolüne yönelik deneyler yapılıyor. Gerek bilim çevreleri, gerek üst düzey yetkililer aynı zamanda Türkiye`de de bu alanda çalışmaların başlaması konusunda görüş birliğine varıyorlar.


CIA mecliste


TBMM gündeminde de bir soru önergesi tartışılıyordu. Önergeyi hazırlayan CHP İzmir Milletvekili Kemal Anadol, `The Guardian` gazetesinin haberine dayanarak verdiği soru önergesinde, CIA`nin Türkiye`de işkence merkezinin olup olmadığını sordu. Konu ile ilgili açıklama yapan Dış İşleri Bakanı Abdullah Gül ise önergeye şu yanıtı verdi; "Türkiye`de CIA`nin sorgu merkezinin olması mümkün değildir." (????)


Yüzlerce mağdur


Sadece ABD ve diğer ülkelerde değil, Türkiye`de de beyin kontrol operasyonlarında kullanıldıkları iddiası ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`ne başvuranların sayısı yüzü geçiyor. Hatta ABD mahkemelerine başvuran Akwei, iddiasını kanıtlayarak 750.000 dolar tazminat almaya hak kazandı.