Öcalanın yakalanmasıyla ilgili şok Mossad bilgileri (2-3)
Evet, ilk bölümde anlatıldığı gibi Mossad, Öcalan'ın paketlenmesi için düğmeye basmıştı. Roma'ya gönderilen bir kadın ajanın da aralarında bulunduğu 6 kişilik Mossad ekibi, Öcalan'ı yakın takibe alıyordu. Peki bu kadın ajanın misyonu neydi? İşte detaylar: (NOT: Aşağıdaki metin Mossad'ın 2001 tarihinde hazırlanan"çok gizli" kayıtlı bir belgesinden alınarak, aynen tercüme edilmiştir. Metin aralarında parantez içinde verilenler, JÖNTÜRK'ün notlarıdır.) "Aralık 1998'de biri kadın, ikisi teknisyen 6 ajan, Roma'da Pantheon'a yakın Mossad'a ait bir eve yerleştiler. Ajanlar, Vatikan'a yakın bir apartman dairesinde bulunan Öcalan'ın nefes alışını bile dinlemeye başladılar.cialis manufacturer coupon open drug coupon cardescitalopram i alkohol go escitalopram i alkohol
Bat Leveyha'nın (kadın ajanlara verilen ad) görevi, bir şekilde yolunu bulup Abdullah Öcalan'a yanaşmaktı. Kadın ajan, Kürtler, PKK gibi konularda özel eğitim almıştı ve Türkçe'nin yanısıra Kürtçe'yi lehçeleriyle konuşabiliyordu ve Öcalan'ın sekse düşkünlüğünden yola çıkılarak, gerektiğinde onunla cinsel ilişkiye girme talimatı almıştı.
Ajanlar, Öcalan'ın yakalanması ile ilgili her türlü altyapı hazırlamışlardı ki, bir gelişme tüm hesapları alt üst etti. Öcalan, İtalya'yı terkediyordu. Bu gelişme üzerine İspanya, Portekiz, Tunus, Fas ve Suriye'deki Mossad üsleri alarma geçirildi. Öcalan, sırra kadem basmıştı.
Mossad'ın izleme birimleri, Öcalan'ın İtalya sonrasında, Fransa, Norveç ve İsveç'e giriş yaptığını tespit ettiler, ama bir türlü "sıcak temas" sağlayamadılar.
2 Şubat tarihinde Mossad, Öcalan'ın Hollanda'ya giriş yapmaya çalıştığını tespit etti. Hollanda, Öcalan'a ülkeye giriş izni vermiyordu. Bu arada, Amsterdam'daki Mossad ajanı da, Öcalan'ın KLM'ye ait bir uçakla Kenya'ya hareket ettiğini bildirdi.
Bu gelişme bizim açımızdan sevindiriciydi. Çünkü, Kenya ile başta istihbarat olmak üzere birçok konuda çok yakın ilişkilerimiz vardı.
...Ve 5 Şubat tarihinde Kenya'nın başkenti Nairobi'de yine özel bir Mossad timi çoktan gereken hazırlıkları yapmış ve aynı gün bu ülkeye gelen Öcalan'ı yakın takibe almıştı."
Mossad'ın Orta Afrika'daki faaliyetlerinde kuşkusuz Kenya'nın çok büyük önemi bulunmaktadır. Bizler, Kenya ile vardığımız anlaşmalar çerçevesinde bu ülke üzerinden diğer ülkelerin istihbarat birimlerinin bölgedeki faaliyetlerini kolayca izliyoruz.
Kenya'nın Mossad'a tanıdığı "özel statü" ile bu ülkede güvenli merkezler oluşturulduğunu ve Kenya'nın küçük, ancak etkili istihbarat örgütünün tüm kayıtlarına ulaşabildiğimizi bir kez daha hatırlatmakta yarar bulunmaktadır.
Öcalan'ın Kenya'da Yunanistan Büyükelçiliği'nde olduğu anlaşıldıktan sonra Mossad, "güçlü kulakları" ile gelişmeleri izlemeye başladı. İlk başta Tel Aviv'den gelen emir "Sadece izleyin ve bir şey yapmayın" şeklindeydi.
Mossad timi, Öcalan'ın "koruması" oldukları kolayca anlaşılan ve Yunanistan Büyükelciliği'ne girip çıkan birkaç PKK'lıyı da yakın takibe almıştı.
Durum böyle "izleme" pozisyonundayken, Tel Aviv'den "Ne gerekiyorsa yapılacak" (Yani Öcalan yakalanacak ve Türkiye'ye teslim edilecek) emri geldi.. Emir, Mossad'ın Başkanı Efraim Halevy'dendi...
Türkiye, Öcalan'ın teslimi ile yaşayacağı sorunların farkında mıydı bilinmez, ama operasyon için artık düğmeye basılmıştı.
Yunanistan Büyükelçiliği'ne giriş çıkış yapan Kürtler'den biri yakın takip altındaydı ve bu kişinin Nairoba'deki bazı barlara gittiği tespit edilmişti. Hazırlanan plan çerçevesinde bu PKK'lı "yemleme" için aracı olarak seçildi.
Bir pazar akşamı, Mossad'ın "Kürt tipli ve Kürtçe'yi tüm lehçeleriyle konuşan" ajanlarından biri, PKK'lıya Norfolk Hoteli'nin barında yaklaşmayı başardı. Kendisini, Kenya'da çalışan bir Kürt olarak tanıttı...
İçki ve içkiye katılan bir ilaç (Mossad'ın konuşturma aracı olarak kullandıklarından biri) sayesinde Mossad ajanı ile PKK(lı arasındaki samimiyet epey ilerledi. PKK'lı, Öcalan'ın Yunanistan Büyükelçiliği'nde hazırladığı bir "manifestoyu" yazmakla vakit geçirdiğini ve sığınma için başvurduğu başta Güney Afrika olmak üzere birçok Afrika ülkesinden "red" cevabı aldığı için moralinin bozuk olduğunu anlattı.
Alınan bilgi yeterliydi...
Diğer yandan Kenya'daki Yunanistan Büyükelçiliği'nde "şaşkın şaşkın" ne olacağını düşünmekle vakit geciren Öcalan'ın nefes alışı bile, yüksek teknoloji ürünü cihazlarla dinleniyordu..
...Ve Mossad ekibi yeni bir hamle daha yapılması emri aldı.
Norfolk Hoteli'nin barında PKK'lı korumaya (ya da hizmetli) yanaşan Kürt tipli Mossad ajanı, Yunanistan Büyükelçiliği'ni arayarak, PKK'lı ile acil konuşmaları gerektiğini söyledi.
Aynı barda ikinci kez biraraya gelinmişti..
Mossad ajanı, PKK'lıya, Öcalan'ın Yunanistan Büyükelçiliği'nde daha fazla kalmasının "can güvenliği" açısından tehlikeli olduğunu anlattı ve eğer isterse Mossad'ın Öcalan'ı Kuzey Irak'ta "güvenli bir bölge"ye götüreceğinden bahsetti.
Aslında, sözkonusu teklif, Öcalan'ın Yunanistan Büyükelçiliği'nde sarfettiği ve Mossad tarafından kaydedilen "Bu durumda en iyisi Kuzey Irak'ta olmak. İzimizi orda kolayca kayıp ettiririz" şeklindeki sözlerinden yola çıkılarak hazırlanmıştı.
Mossad ajanı, PKK'lıdan Yunanistan büyükelçiliği'ne gidip Öcalan'la konuşmasını ve "durumu bütün açıklığı" ile anlatmasını istedi.
Tuzak bu derece basit bir şekilde kurulmuş ve "yemleme" gerçekleşmişti..
Mossad ekibi bundan sonra Yunanistan Büyükelçiliği için "kulaklarını" daha fazla açtı.
Öcalan, Yunanlılar'ın ve çevresindeki bazılarının karşı çıkmalarına rağmen, Kuzey Irak'a gitmek istediğini söylüyordu.
Aynı anlarda Falcon-900 tipi bir özel uçak Nairobi Havaalanı'na, bazı işadamlarını alacağını belirterek iniş yapıyordu.
Aynı uçak kısa bir süre sonra icinde Mossad ekibi ve Öcalan olduğu halde kalkış yapacaktı.. (Yani Mossad'a göre Türk ekibine Öcalan'ın Kenya'da teslim edilmesi gibi bir durum sözkonusu değil)..
Operasyon başarıyla sonuçlanmıştı..
Bir gün sonra da Türkiye'nin Başbakanı Bülent Ecevit, Öcalan'ın yakalandığını açıklıyordu..."