ABD'nin TÜRKİYE ÜZERİNE YENİ SENARYOLARI!
ABD’nin birinci senaryosu, Tayyip Erdoğan Hareketi ile bir süre daha yola devam etmektir. Tayyip Erdoğan ABD’nin tüm dediklerini yapmadığı sürece iktidarda kalamayacağını anlamıştır ve bundan sonra ABD ne derse istediğini yapacak kıvama gelmek zorundadır. Ancak bu yeterli değildir. Tayyip Erdoğan’ın İran ve Suriye konusunda ABD’ye açık destek vermesi gerekmektedir. Önümüzdeki Washington ziyaretinde Tayyip’e bu hatırlatılacak ve cevap istenecektir. Tayyip koşulsuz evet demezse ABD ikinci senaryoyu uygulamaya geçecektir..... arcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena
Türk Solu Dergisinin son sayısında Gökçe Fırat imzasıyla yayınlanan “Amerikancı Darbe” başlıklı yazı ilginç iddialar içeriyor. Bu iddiaların en önemli bölümünü yorumsuz olarak size sunuyoruz…
İŞTE İDDİALAR :
“…/… ABD, AB ile ilişkilerin bozulacağını öngörmektedir. Zaten planını da AB’den dışlanan ve AB’den kopmayı tercih eden bir Türkiye üzerine kurmuştur. Fakat bu kopuşun, milli bir zeminde değil Amerikancı bir zeminde gelişmesi için çalışmaktadır. Bu çalışmanın aşamalarını ortaya koyalım.
1. Senaryo:
Amerikancı Tayyip iktidarına devam
ABD’nin birinci senaryosu, Tayyip Erdoğan Hareketi ile bir süre daha yola devam etmektir.
Tayyip Erdoğan ABD’nin tüm dediklerini yapmadığı sürece iktidarda kalamayacağını anlamıştır ve bundan sonra ABD ne derse istediğini yapacak kıvama gelmek zorundadır.
Böyle bir durumun önemli bir göstergesi Tayyip’in İsrail gezisidir. İsrail’i ziyaret eden ilk Türk başbakanı olma unvanını alan Tayyip Erdoğan, bu ziyaret ile, şeriatçı geçmişinin tüm izlerini silmeye çalışmaktadır.
Ancak bu yeterli değildir. Tayyip Erdoğan’ın İran ve Suriye konusunda ABD’ye açık destek vermesi gerekmektedir. Önümüzdeki Washington ziyaretinde Tayyip’e bu hatırlatılacak ve cevap istenecektir.
Tayyip koşulsuz evet demezse ABD ikinci senaryoyu uygulamaya geçecektir.
2. Senaryo: Amerikancı Darbe
İkinci senaryorun en büyük dinamiği laikliktir.
Son dönemde gerek Avrupa basınında gerekse Amerikan basınında Tayyip Erdoğan’ın aslında değişmediği, hâlâ radikal İslamcı olduğu, adeta Ladin’i anımsatırcasına yazılmaktadır.
Bu yazılanlar, Tayyip’i harcamanın ya da devirmenin ön hazırlığı olarak okunmalıdır.
AB karşıtlığı, laiklik zemininde kolaylıkla Amerikancılığa çevrilebilecektir!
Bu formülün izlerini yine siyasette görmekteyiz.
Türkiye’nin bir İslam ülkesi olmadığı yolunda üç açıklama yapıldı, Anayasa Mahkemesi Başkanı, Genel Kurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı tarafından!
Bu, iktidara önemli bir uyarıdır.
Dikkat edilirse Tayyip Erdoğan iktidarı, AB’ciliği, Amerikancılığı, ya da verdiği tavizler konusunda değil, laiklik zemininde uyarılmaktadır.
Oysa bir ülkenin Anayasa Mahkemesi Başkanının da, Genel Kurmay Başkanının da, Cumhurbaşkanının da bu iktidarı öncelikle Türk ülkesinin bölünmez bütünlüğünü korumadığı nedeniyle uyarması gerekmektedir.
Oysa bayrak olayında görüldüğü gibi tüm devlet “provokasyona gelmeme” tavrı almıştır. Bu ise, Akmerikancılıkta uzlaşmaktır.
Tayyip açıkça uyarılmaktadır.
Türkiye seçeneksiz değildir.
Pekala, DYP, ANAP, MHP gibi partilerle ve belki CHP de ikna edilerek Ordu’nun desteğini alan yeni bir iktidar kurulabilir.
Bu, tam da 28 Şubat öncesi Erbakan’ı deviren senaryodur!
ABD’nin üç oltası
Siyasete müdahalenin nasıl yapılacağı bugünden bilinemez. Bunun bir darbe yolu ile mi olacağı ya da seçimle mi olacağına günü geldiğinde karar verilecektir.
Ancak ABD’nin isteği, ABD ile yürüyecek bir Hükümet, Ordu ve Cumhurbaşkanı birlikteliğidir. Böyle bir koalisyon, Türkiye’yi AB’ye karşı ABD-İsrail hattına çekerek, Büyük Ortadoğu Operasyonu için uyumlu hale getirecektir.
ABD’nin bu senaryoyu uygulamak için avantajları da bulunmaktadır.
1-ABD, her ne kadar PKK’yı gizliden desteklese de açıktan PKK’ya karşıdır. Dolayısıyla Apo’yu yeniden yargılayın diyen AB ile karşılaştırıldığında ABD tercih edilecektir.
Nitekim ABD son derece akılcı bir politika izleyerek AİHM’nin Apo kararını eleştirmiştir.
2-ABD, Kıbrıs’ta Rum ve AB planlarına karşı çıkmaktadır. Bu noktada, Türkiye’nin tercih edeceği seçenek olacaktır.
3-ABD, Ermeni Soykırımı’nı tanımayarak AB’ye karşı bir dayanak hale gelmek istemektedir.
Bu üç noktayı ABD’yi tercih etmek için üç halklı neden olarak da okuyabilirsiniz ya da ABD’nin darbe senaryosu için üç olta olarak da!
Cumhurbaşkanlığı
Bu noktadan sonra birinci senaryonun yani Tayyip’le devam senaryosunun zayıfladığı görülmektedir. Bu ise Türkiye’nin laik tabanını ABD’nin yanına çekmek için önemli bir avantajdır. Cumhurbaşkanlığı yolunda ilerleyen Tayyip Erdoğan’ın önü, belki de ancak böyle kesilecektir.
O zaman şimdiki Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök, Tayyip’e karşı Cumhurbaşkanı adayı olarak çıkabilecektir. Nitekim Hilmi Özkök’ün AKP’ye karşı yumuşak olmakla eleştirilen tavrının sebebi hikmeti de böylece ortaya çıkmış olacaktır!
Korkulan Senaryo
ABD açısından işler yolunda giderse sorun kalmayacaktır. Ancak burada iki handikap vardır.
Birincisi, Tayyip’in direnmesi olasılığı. Tayyip Erdoğan kullanılıp atılmayı kabul etmezse yeni bir Ladin olabilir mi?
Ancak ABD’yi Ladin’den fazla korkutan bir şey daha bulunmaktadır. O da Ordu içinde beklenmedik bir depremin yaşanması. Yani Cumhurbaşkanlığına soyunan Hilmi Özkök’ten boşalacak yerin, laik ama aynı zamanda ABD’ye de karşı bir anlayış tarafından doldurulması.
Türk Ordusu’nun genelinin, tüm kademelerde Türk milletinden farklı şeyler düşünmediği ortadadır. Dolayısıyla Türk halkının Amerikan karşıtlığı ve AB karşıtlığının Ordu içinde de paylaşıldığı hesaba katılmalıdır.
Böyle bir durumda, Ordu içinde planlama yapan ABD, baltayı taşa da vurabilir. Amerikancı bir darbe tezgahlarken tam aksine tüm dayanaklarını da yitirebilir!
Buna engel olmak için kamuoyunun yurtsever komutanlar olarak bildiği, güvendiği, saydığı emekli paşalara yönelik soruşturma tehditleri anlam kazanmaktadır.
ABD yurtsever komutanları halk önünde küçük düşürmeye çalışmaktadır. Böylelikle bir taraftan da kendisine tehlike olarak gördüklerini susturmaya ve tasfiye etmeye çalışmaktadır.
Siyaset hızla hareketlenirken, gerçek Atatürkçülerin, gerçek milliyetçilerin özellikle oltaya gelmemesi gerekiyor.”