Vesayet - Muharrem Bayraktar
Türk’e ve Türkiye’ye düşman hale getirilenler sadece Londra’da değil Washington’da, Brüksel’de, Vatikan’da, hülasa Türk’e karşı bir planı olan her yerde “besleniyor, yemleniyor ve üzerimize salınıyor”.ABD’de bu amaçla kurulmuş fonlar var. NED (National Endowment For Democracy) bunlardan biri.Bu fon, Kongre denetiminde oluşturulmuş bir para fonudur. CIA emeklisi Ralp Mcgehee bu fonun CIA’nın örtülü eylemlerine destek amacıyla kurulduğunu anlatır. (M. Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında, Sf. 17).Daha önceki bir çok yazımızda da belirttiğimiz gibi bu fondan binlerce sivil toplum kuruluşu, dernek ve vakıf para aldı. Bu paraların bir çok bölücü amaçlar için kullanıldığı iddiaları ortalıkta geziyor.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacienew prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponssymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena
Bu profesör şöyle diyordu:
“Şu anda Kopenhag Kriterlerini bütünüyle oylayın, hepsine hayır çıkacaktır. Ben burada imzamı atarım. O halde ben bunu biliyorsam doğrudur bu. O halde uluslararası vesayetten yanayım. Kopenhag Kriterlerini uluslararası vesayet Türkiye’ye dayatacaksa, bir biçimde ben de bundan yanayım.”
Adam profesör. Türkiye’de bir üniversitede görev yapıyor. İsmini boşverin, işlevine bakın:
“Ben vesayetten yanayım!”
Nedir vesayet? Kölelik demek, mandayı kabul etmek, emir kulu olmak demek. Egemenliğin başka milletlere ya da devletlere devredilmesine rıza göstermek demek.
“Bu nasıl bir profesördür ki ve hem de hukuk tahsili görmüş bir akademisyendir ki” anayasanın 6. maddesi “Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu” belirtmesine rağmen Brüksel’in vesayetini kabul edebiliyor?
Türkiye’nin Batı vesayetine ya da ABD vesayetine girmesini kabul edenler hiç de azımsanmayacak miktara ulaşmıştır.
Hatta, Türkiye’de de ahtapot gibi kolları olan Vatikan’ın dümensuyuna girmeyi savunanlar da son yıllarda “dinlerarası diyalog” projesi ile hayli mesafe almışlardır.
Bu gibi vesayet ehli kişilerin ikbali de hayli açıktır. Batılı dostları onları habire yemlendirir. Türkiye’de başları sıkışınca Washington ya da Brüksel’e koşar, “Türkiye’ye küfretmeye” oradan devam ederler. Ceplerinde bolca dolar, kapı önlerinde gizli servis ajanları vardır. Bağlar, bahçeler, çiftlikler emirlerine amadedir.
KKTC eski başbakanlarından Derviş Eroğlu, Kıbrıs’ta Rum bayrağı tutan Türk gençlerinin meydanları doldurması karşısında şu yorumu yapmıştı:
“İngilizler yıllardan beri Conflit Resolotion Center (Lider Yetiştirme Merkezi) adı altında bir kuruluş kurdular. Kıbrıslı Türk gençleri Londra’ya götürüp eğittiler. Onları Türk’e düşman hale getirip Kıbrıs’a gönderdiler”.
Türk’e ve Türkiye’ye düşman hale getirilenler sadece Londra’da değil Washington’da, Brüksel’de, Vatikan’da, hülasa Türk’e karşı bir planı olan her yerde “besleniyor, yemleniyor ve üzerimize salınıyor”.
ABD’de bu amaçla kurulmuş fonlar var. NED (National Endowment For Democracy) bunlardan biri.
Bu fon, Kongre denetiminde oluşturulmuş bir para fonudur. CIA emeklisi Ralp Mcgehee bu fonun CIA’nın örtülü eylemlerine destek amacıyla kurulduğunu anlatır. (M. Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında, Sf. 17).
Daha önceki bir çok yazımızda da belirttiğimiz gibi bu fondan binlerce sivil toplum kuruluşu, dernek ve vakıf para aldı. Bu paraların bir çok bölücü amaçlar için kullanıldığı iddiaları ortalıkta geziyor.
Bu fonlardan beslenenler aldıkları paraların tek kuruşunun dahi hesabını vermiş değildirler.
Kimileri ABD’de, kimileri Avrupa başkentlerinde bir tarafan “yemlenip” diğer taraftan vesayet altına girmenin faziletlerini anlatıp duruyorlar.
Vesayet ve ihanet ehlinin kirli çamaşırları, bu ülkeye sevdalananlar tarafından bir bir ortaya çıkarılacak.