İstihbarat3 Mayıs 2005 00:00

TÜRK DÜŞMANLARININ YENİ BULUŞMA ADRESİ

Kimler yok ki, PKK artıkları, Pontus’lular, Yunanlılar, Ermeniler, EOKA’cılar, Hataylı Araplar. GKRY 1999’dan önce olduğu gibi gene Türkiye’ye yönelik yıkıcı faaliyetlerin bir üssü olma hazırlığı yapıyor. Rumlar, APO yakalandığı zaman üzerinde bir Kıbrıslı Rum’un pasaportu çıkınca kısa bir süre seslerini kesmişlerdi. Ancak AB üyesi olunca terörün sesleri gene duyulmaya başladı. fusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnecialis walgreen coupon site cialis coupon

         RUM TARAFINDAKİ TÜRK KARŞITLARI KİMLER?

    Kimler yok ki, PKK artıkları, Pontus’lular, Yunanlılar, Ermeniler, EOKA’cılar, Hataylı Araplar.

Bunların ipini çeken, Rumlar, Yunanlılar ve Ermeniler, bu te4rörist bozuntularını KKTC ve Türkiye’ye saldırtmaya hazırlıyorlar. Bu arada Kıbrıs’ta üslenmiş olan ve Türkiye üzerinde kirli emelleri bulunan ülkelerin ajanlarını da unutmayalım onlarda bu oyunun içinde rol alıyorlar.

Rumların, Türklere saldırtmak için kucak açtıkları Türk düşmanlarının kimler olduklarını görelim.

                 PKK’IN ARTIKLARI

Listenin başında ilk yer alanlar. PKK artıklarıdır. Bunların sayıları Güneyde yaklaşık15 bin kadardır. Rum yönetimi ve özellikle Kilise Türk düşmanı oldukları için onlarla özel şekilde ilgileniyor. Para problemleri yok. Hatta fazladan haraç topluyorlar. Polis bu yasa dışı davranışlarını hoşgörü ile karşılıyor, amirlerinden fırça yememek için görmezlikten geliniyor. Rum basınında yer alan haberlere göre, Rum Mafyası ile uyuşturucu ve silah kaçakçılığında da yapıyorlar.

Güneydeki PKK artıklarının KKTC’deki ayrılıkçı sempatizanlarla da bağlantıları var. Ellerini kollarını sallayarak, sınırı geçiyor, Kuzeydeki yerleşiklerden haraç alıyor, 17 yaşına gelmiş Çocuklarını sözde silah altına alıp silah eğitimi görmeleri için Rum eğitim kamplarına götürüyorlar. PKK Annan planıyla birlikte solcu partilerin himayesinde KKTC’DE de örgütlendi. Lefkoşa’da gerçekte eğitim kapları olan spor kulüpleri var. Rum tarafında eğitilen PKK militanlarının Kuzeyden Türkiye’ye sızmaları da kolay oluyor.

Dünya teröre karşı birleşirken, Rumlar PKK’lar için Lefkoşadakinden sonra Limasol’da yeni bir şube açarak teröre desteğini artırmaya devam ediyor. Limasol’da yaşayan Kürtlerin, her hafta Cuma ve Cumartesi akşamları, Kapalı Türk Çarşısı olarak bilinen bölgede bulunan ve üzerinde PTÖ Lideri Abdullah ÖCALAN’ın resmi ile “PKK” yazılı bir tabela asılı olan iki katlı bir binada toplantı yaptıkları, toplantılara katılanlar arasında görevlendirmeler yapıldığı, görevlendirilen PTÖ mensuplarının, GKRY’de yaşayan Kürtlerin evlerini dolaşarak, tehditle örgüte mali yardım topladıkları ve toplantılara katılma konusunda baskı yaptıkları, Memiş isimli bir Kürt’ün, Yunanistan üzerinden GKRY’ye gittiği ve GKRY tarafından kendisine 700 KL. aylık bağlandığı, Kürt Ali olarak tanınan bir başka PTÖ mensubunun, GKRY’de yaşayan Araplar ile birlikte, PTÖ adına zorla para topladığı öğrenilmiştir. Lefkoşa’da Lazaros MAVROS, Limasol’da ise Gallenos isimli şahıslar başta olmak üzere, Rum’lardan büyük destek gören bölücü örgütün 200’den fazla militanının gemilerle getirilerek, GKRY’nin kırsal kesiminde örgütlenmekte olduklarına dair haberler alınmıştır.

Son olarak; Mustafa SİVRİ ve Bian KELEŞ isimli doğulu vatandaşların yasa dışı yollardan GKRY’ye girmesine göz yumularak göstermelik bir ceza verildiği ve terör örgütü saflarında mücadele etmeleri karşısında kendilerine bir şey yapılmayacağı yönünde taahhütlerde bulunulduğu hususunda bilgiler alınmıştır.

PKK terör örgütü militanlarının düzenlediği eylemlere Limasol’da bulunan Kıbrıs Kürdistan’la Dayanışma Derneğinin Rum üyelerinin katılması da dikkat çekmiştir. Eylemi düzenleyen PKK terör örgütü militanları Kürtçe olarak Türkiye aleyhinde sloganlar atmış, tehdit ve küfürler savurarak sözde değişen örgüt bayraklarını ve tutuklu terörist başının posterlerini bir kez daha göstererek maskelerini indirmişlerdir.

Strateji uzmanlarının konuya ilişkin yaptıkları analizlerde; GKRY’de yaşayan PTÖ mensuplarının, geçmiş yıllardan beri, örgütlenme faaliyetlerine ve çeşitli zamanlarda (yıldönümleri, protesto yürüyüşleri gibi) etkinlik yapmaların Rum yetkililerin müsaade ve teşvik ettiği yönünde tespitleri ortaya çıkmaktadır. GKRY’nin, “Terörün Finanse Edilmesiyle Mücadele Sözleşmesi” metnini ve Güvenlik Konseyi’nin 1372 sayılı terörle mücadele kararının uygulama raporunu, Aralık 2001 içerisinde BM’ye gönderdiğinin bilinmesine rağmen bu yaptırıma uymaması ve anlaşmaları işine geldiği gibi yorumlaması, AB ile yapılması öngörülen anlaşmalara ne kadar sadık kalacağının da bir göstergesi olarak yorumlanmaktadır.

Rum geçmişte olduğu gibi gene terör ve saldırganlığı bir devlet politikası haline getirmeye hazırlanıyorlar.

Bu arada şunu da belirtelim. KKTC’de askerlik yapmamak için Türkiye’den kaçmış yaklaşık 27 bin asker kaçağı var. Bunların çoğunluğu Kürt kökenli gençlerdir.

                      PONTUSLULAR

Rum tarafında 60 bin kadar Pontuslu Rum yaşamaktadır. Güney Kibrisin nüfusunu arttırmak amacıyla Yunanistan’ın yolladığı bu insanlar Rumlarının korkulu rüyası oldular. Bunlarla birlikte suç oranları yüzde yüz arttı. Buna rağmen Türkiye aleyhinde faaliyetlerde bulunmaları için kilisenin himayesinde örgütleniyorlar. Bunların Yunanistan’daki Pontus dernekleri ile bağları bulunmaktadır.

Şimdi işin acı tarafına gelelim. KKTC polisi Türkiye’den gelerek Karpaz köylerine yerleşen bir grup Karadenizlinin menfaat amacıyla Güneye sızarak Rumları Pontuslu olduklarına inandırmışlardır. Bunlar Türkiye’den geldiklerinde iktidarda olan CTP’ye yamanmış seçim kampanyası süresince parti için ayak işleri yaparak sempati kazanmışlardır. KKTCdeki diğer Karadenizliler, bu bir avuç hemşerilerinden utanç duyuyorlar ama yapabilecekleri bir şey yok.



                          YUNANLILAR

Güney Kıbrıs’a yerleşmiş bir grup fanatik Türk düşmanı Yunanlı maceraperest, Türk düşmanlığı propagandası yapıyor, gençleri kışkırtıyor Rum tarafına geçen Türklere saldırtıyorlar. Bunlar Yunanistan’daki “Hrisi Avgi-Altın şafak” örgütü de bağlantıları var.

Bu arada 17 Kasım terör örgütü ve PKK’nın Yunanistan’da üslenmesi için aracı olan APO hayranı Yunanlı politikacılar ve emekli olmuş yüksek rütbeli subayların sık sık Kıbrıs’a gidip gelmeleri turistik amaçlı geziler olmasa gerek.


                       ERMENİLER

Güney Kıbrıs’ta azınlık olarak yaşayan Ermenilerin, bu topraklarda Türklere karşı sürdürdükleri düşmanlık Türkiye’nin güvenliği açısından üzerinde hassasiyetle durması şart olan bir konudur.


Güney Kıbrıs, uluslararası terörün bir kolu olan Ermeni ASALA örgütünün de üssü olmuştu. ASALA'nın katilleri, Avrupa'da yabancı ve Türk hedeflere yönelik cinayetlerini gerçekleştirdikten sonra, kendilerine verilen Güney Kıbrıs pasaportlarını kullanarak, "Cyprus Airlines" uçaklarıyla Güney Kıbrıs'a giderek orada devletin güvencesinde gizleniyorlardı.


O dönemde Güney Kıbrıs'ta terörün koordinatörü ve hamisi Savunma ve İçişleri Bakanı Hristodulu Venyamin'di. Bugün ise hamileri Sosyalistlerin lideri VASSOS LİSSARİDİSDİR. Venyamin, dünyayı umursamıyor ve ilişkisini gözler önüne sermekten de kaçınmıyordu. O, 1974'ten önce de Türklere karşı düşmanca davranışlarıyla tanınan bir fanatikti. Makarios'un yaşadığı dönemde KGB ve Suriye Muhaberatı ile Güney Kıbrıs bağlantılarını sağladığı da biliniyor. Onun uluslararası terörle olan ilişkileri konusunda yazılabilecek pek çok olay var.


Bu olay Rum Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Paulos Stokkos ile İçişleri Bakanı Hristodulos Venyamin arasında geçmiştir.


ASALA örgütünün, Türk diplomatları öldürdüğü günlerde, Ermeni katilleri Güney Kıbrıs'ta gizleyen, onları gözden uzak tutan Venyamin idi. Venyamin'in Kıbrıs Adasını uluslararası terörün üssü haline getirmesini hoş karşılamayan, bundan endişe duyan aklı başında insanlar da vardı. Bunlardan biri de Paulos Stokkos'tu.

Stokkos, ASALA katillerinin kendi bölgelerinde devlet tarafından korunmasının Güney Kıbrıs için ciddi sorunlar yaratabileceğini düşünüyor, Ermenilere Güney Kıbrıs'ta kalmaları için izin vermek istemiyordu.


Bu yüzden de Venyamin ile arası açılmıştı. Venyamin'in emirlerine karşı gelmiş, Ermeni teröristlerin adaya yerleşmemeleri konusunda direnmişti.

Venyamin, Stokkos'u yıpratmak ve görevinden uzaklaştırmak için ona İsrail casusudur iftirasını attı ve yalancı şahitlerle onu suçlayarak tutuklattı. Stokkos, vatana ihanetten yargılandı.

Güney Kıbrıs'ta görevli yabancı diplomatların davaya büyük ilgi göstermeleri ve Stokkos, savunmasını yaparken Venyamin'in uluslararası terörle olan bütün ilişkilerini açığa çıkarması üzerine, Venyamin'in başında bulunduğu İçişleri Bakanlığı, ülkenin güvenliğini tehlikeye düşüreceği gerekçesiyle yargılanmanın gizli yapılmasını istedi. Ancak, yargılanmanın açık bölümünde ortaya çıkan konular, Güney Kıbrıs'ın uluslararası bir terör üssü olduğunu yargı önünde kanıtları ile ortaya koyuyordu. Yargılamada Venyamin'in adı hiç geçmiyordu, yalnızca onun emrinde bulunan İçişleri Bakanlığı'nın avukatları vardı. Savcı da Venyamin'in adamıydı.


İçişleri Bakanlığı'nın iddiasına göre, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Paulos Stokkos, Kıbrıs'ta bulunan Ermenilerle ilgili çok gizli bir dosya içindeki belgelerin fotokopilerini İsrail ajanlarına vermiş, savcı da suçlamasını bu yönde yapmış ve Stokkos'un 1982 yılının Ağustos ayında Lübnan'dan Güney Kıbrıs'a giden Ermenilerin isimlerini içeren dört sayfalık bir listenin fotokopisini İsrail İstihbarat Örgütü MOSSAD'a vermekle suçlamıştı.


Mahkemede tanık olarak dinlenen yüksek rütbeli polisler, İsrail'in Lübnan'a saldırmasından sonra Filistinlilerle birlikte Güney Kıbrıs'a giden Ermenilerle ilgilenmek üzere İçişleri Bakanlığı'nın bünyesinde bir servis kurulduğunu, bu servisin başında Mihalis Patsalidis adında bir polis şefinin bulunduğunu da söylediler. Yine aynı şahitler, Ermenilerin nedense İsrail’den korktukları için Güney Kıbrıs'a kaçtıklarını, sık sık Yunanistan ve Avrupa'ya gidip geldiklerini, mahkeme önünde söylediler.


Güney Kıbrıs'ı karıştıran "çok gizli" listedeki isimler, Türk diplomatlarını öldüren ASALA terör örgütünün katillerine aitti. Adları listede bulunan Ermeni teröristler, Güney Kıbrıs pasaportu kullanarak Avrupa'da eylemlerde bulunuyorlardı. Tıpkı APO’ya verilen pasaport gibi.

Güney Kıbrıs’tan gelen son haberlere göre, Türkiye’ye yönelik terörün koordinatörü sayılan LİSSARİDİS 2003-2005 yılları arasında iki kere Ermenistan’a gitmiş bu arada sözde Ermeni davasına ettiği hizmetlerden dolayı Ermeniler kendisine iki ödül vermişlerdir. Rum Sosyalist partisinin Başkanı ve parti milletvekilleri de bu arada arka arkaya Ermenistan’a gitmiş, kim oldukları ve ne iş yaptıkları belli olmayan çok sayıda Ermeni de Güney Kıbrıs’a gelmiştir.


                              HATAYLILAR

Güney Kıbrıs’ta böyle bir tehlikenin varlığı konusunda kesin bir bilgi olmamakla birlikte gene de uyanık olmak gerekiyor.


Bunun için bir soruya kesin cevap vermemiz gerekiyor. Suriye geçmişten pişmanlık duyup Türkiye’ye karşı gerçekten samimi mi? Rumlarla olan içli dışlı ilişkilerine bakılırsa buna kesin bir cevap vermek mümkün değil. Suriye İstihbarat örgütü MUHABERATIN kalabalık bir ekibi var. Durum böyle iken bazı Suriyeli diplomatın (Muhtemelen Ajan) Türk tarafına geçerek üniversitede okuyan Arap kökenli Hataylı gençlerle buluşmaları dikkatleri çekiyor. KKTC’DE çok sayıda Hataylı yerleşik var.

Bu listeye EOKAcıları ilave etmemize hiç gerek yok ne de olsa kendi çöplükleri.