İstihbarat19 Nisan 2005 00:00

Kimler CIA bordrosunda? - Savaş Süzal

Geçtiğimiz hafta Washington’a Türkiye’den biri politikacı, öteki diplomat, iki ziyaretçi geldi. İkisinin de ortak yanı yaptıkları görüşmeler konusunda gerçeği söylememeleriydi. Önce Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ali Tuygan temaslar yaptı Washington’da ve ondan bir gün sonra da ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan. Nedense her ikisi de aynı makama oturtmaya çalıştılar açıklamalarını. Türkiye’den gelen yetkililerin anlayamadığı tek şey, her konuyu açıklamak zorunda olmamalarına rağmen kendilerini yanlışları aktarma zorunda hissetmeleri. Böylece de güvenilirliliklerini yitiriyorlar. symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenarenovation vejle renovation skive renovacialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon

Ali Tuygan kentten ayrılmadan önce düzenlediği basın toplantısında  konuşurken aklımdan, Amerika’yı Marc Grossman veya Dışişleri Bakanı Rice’dan bile daha iyi savunduğu geçti. Dışişleri Bakanlığı Müsteşarına göre, “İlişkiler mükemmel ama basında yer alan bir takım zındıklar bu ilişkileri Türkiye’ye yanlış aktarıyor.” Yahu ilişkilerin kötü olduğunu Türk Basını yazmıyor ki. Haddine mi düşmüş Tayyip Erdoğan ve Ampul partisi iktidarı aleyhine iş bağlayıcı basının yazı yazması. Zavallılar yalnızca Amerikan Basınında çıkan meslektaşlarının yazılarını tercüme edip, “bak onlar böyle söylüyor, vallahi biz demiyoruz” demeye getiriyor. 

      Yani Türk Basını yalnızca aracı kardeşim. Eğer, Amerikalı Yetkililer kendi güdümlü basınlarına sızdırdıkları konularda da, “yok canım uyduruyorlar” diye konuşuyorsa, o işin altında bir şeyler aramanız gerekir. Sonra son günlerde ne oldu Türk diplomatlarına, Bush Yönetimine bir yağcılık bir yağcılık. Her halde Ankara’dan talimat öyle. Yani yağ çekince Ermeni soykırımı konusunda Bush bildiri yayınlamaz diye mi düşünüyorlar nedir? Onlar yayınladıkları bildirilerde soykırımı demiyeceklerse, sizlerin usta ve başarılı manevralarınızdan dolayı değil, başka hesapları olduğu için bunu yapacaklar.

       Ali Babacan ise bir başka facia. Bir kaç gün önce IMF direktörü Rato  ve direktör yardımcısı Krueger’in Türkiye’deki bütçe açığı ve Dünya Bankasının Türkiye’nin aşırı borçlanmasını konu alan raporu ile ilgili uyarılara inanılmaz tepki gösterdi. Transkripleri ortada olan bu açıklamaları gene Türk Basını uydurmuştu. Olur ya basın son günlerde hep uyduruyor, adamcağız haklı da olabilir, ama bence en büyük hayret noktası, Türkiye’deki büyüme hızı ile kişi başına düşen milli gelir rakkamlarını  partisi yöneticilerinin kullanmadığı yönündeki açıklamaları. Oysa bizzat Başbakan Erdoğan kürsülerden Türkiye’yi nasıl başarılı bir şekilde düze çıkardıklarını vurgularken bu rakkamları sık sık kullanıp, örnek göstermemiş miydi?.

Bugün değinmek istediğim bir başka önemli konu ise Türk Basının bir kanadını doğrudan ilgilendiriyor. U.S News World Report adlı derginin bu haftaki sayısında ABD’nin İslam Dünyasını paralar harcayarak nasıl idare ettiği anlatılıyor. Merak edenler için Haber Gazete bu raporun yayınladığı dergi sayfalarına geçiş koydu, okumalarını öneririm. Derginin ele geçirdiği ve Beyaz Saray tarafından onaylanıp CIA tarafından uygulamaya konulan planda bu istihbarat örgütüne özel görevler düşüyor. Yazıya göre, ABD, İslam Ülkelerinin iç işlerine karışarak kendince bir demokratikleşme süreci yaratacak. Yani hani Gürcistan, Ukrayna ve Lübnan’da denenen ve başarıya ulaşan türden.

        Dergi, CIA’in, soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği’nde uyguladığı denenmiş bir metodu, İslam Ülkelerinde de uygulamaya koyduğunu ileri sürüyor. Bu da müslüman ülkelerin basın yayın organlarından bir kısım gazetecileri, kalemleri, düşünce üreten kurumları ve üniversitelerde bazı öğretim üyelerini maaşa bağlamak. Bu fasılda yılda 2.5 milyar dolar harcandığı iddia ediliyor. Raporda daha çok ayrıntı var ama ben 10 sayfayı buraya aktaramıyorum, özür dilerim.

       Bütün bu sonuçlardan sonra, Atasına Kürt diyenlerle, milliyetçiliği ihanetin son noktası sayanlar ve bayrak yırtmaya “ne var” diye tepki gösterip imza toplayanlar, APO’nun yargılanmasını mesele etmeyin diyenler acaba bu maaş bordrolarında yer alıyor olmasın? Hani Türkiye’ye bir mesaj verilmek istendiğinde tatil yerlerinden bulunupta Washington’a koştura koştura getirilenler. Bugün en özgür ve her şeyin en serbest olduğu ileri sürülen ABD’de bile bir bayrak yakma veya yırtma eylemi ardından bakın neler oluyor?. Sorumu yeniden düşünmeye ne dersiniz?