İstihbarat24 Şubat 2005 00:00

MAH(MİT) - CIA ilişkisinin gizli tutanakları - 4

MAH(MİT)'ın CIA'dan para alması DP'nin iktidar yıllarında farkedilmiş ve Menderes'in emriyle Ahmet Salih Korur tarafından engellenmiş, ancak daha sonraki idareciler bu ilişkiyi tekrar kurmaktan çekinmemişlerdi. MAH(MİT) ajanlarının mahkemeye verdikleri ifadelerde teşkilatla yabancı servislerin ilişkileri o kadar ileri boyuta varmıştı ki sanki uluslararası bir örgüt halini almıştı. 3 Ocak 1961 tarihli 10. oturumun gizli celsesinde Ahmet Salih Korur'un MAH'tan gelen ajanlara hitaben şunları söyleyecekti: (Editörün notu: Yazı dizisinin önceki bölümlerine http://www.acikistihbarat.com/news.asp?id=1872 linkinden ulaşabilirsiniz)naproxennatrium site naproxen kruidvatabilify abilify alkohol abilifycialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon

"Teşkilatın Amerika ve diğer dost ülkelerle olan münasebetlerini sizlerden öğrendim. İstanbul'da Amerikalılar'la olan münasebetlerinizi ve Amerikalılar'ın kimlere para verdiğini ve ne şekilde verdiğini sizlerden öğrendim. Amerikalılar namı hesabına para verilmesi bizim izzeti nefsimizi rencide ettiğinden sizlerin telkinleriniz üzerine ben bu işle meşgul oldum. Elbette bu paranın bir kısmı merkeze veriliyor, merkez de sizlere gönderiyor. Bir kısmı da orada kendilerinin tuttuğu, ayrıca aylıklarını verdikleri birtakım yerler vardı. Bunları peyderpey keselim dedik. Bu kararın verilmesini bendenize telkin eden Arif Bey'le Rahmi Bey'dir. Bu iki arkadaştan aldığım telkin üzerine bunu yaptım, zamanın başvekiline bu noktayı arzettim. Nihayet ayda 150 bin lira, senede şu kadar milyon eder, önümüzdeki sene bunu telafi edelim dedik. Bundan sonra yalnız merkeze gidiyor, merkezden tekrar vilayetlere geliyordu. Halbuki daha önce direkt şahıslara ve Emirgan'daki okula veriliyordu."

Emirgan'daki okul

Emirgân'daki okul neydi? Ne iş yapıyordu? Yeni ajanlar mı yetiştiriyordu yoksa, meslekiçi eğitim okulu muydu? Bu soruların cevabını da aynı celsede ifade veren okul müdürü Arif Koral'dan dinleyelim:

"Okul, parasını Amerikan (İstihbarat) servisinden alırdı. İstanbul Teşkilâtı'nın müstakil diğer grupları da parayı Amerikan servisinden alır ve mahsubunu da Amerikan (İstihbarat) servisine yapardı. Ben okul müdürlüğünü deruhte ettikten sonra gerek teknik ve gerekse psikolojik bakımdan birçok mahzurlarını gördüm ve Ahmet Salih Bey'den evvelki ilgililere arzettim. Ahmet Salih Bey gelince, kendisine maruzatta bulundum, dedim ki, 'hatalı bir yoldayız, sevki idare kabiliyetini kaybediyoruz, bilhassa istirham ederim. Grupların yahut yalnız benim tahsisatımı diğer merkez teşkilatı gibi riyasetten gönderin.'

Kendisi ne zamandan beri bu ilişkinin devam ettiğini, neden olduğunu sordular, ben de bilemediğimi arzettim. Hatalarını söyleyin dediler, dilimin döndüğü kadar söyledim. Kendileri gayet makul karşıladılar. Ve Ankara'ya döner dönmez bu duruma son vereceğini söylediler. Ve bir süre sonra artık tahsisatımız riyasetten geldi."

Gereği düşünüldü

Ahmet Salih Korur'un kestiği bu ilişki daha sonra yeniden kuruluyor. Korur, vekaleten yürüttüğü bu görevi bıraktıktan sonra göreve gelen Hüseyin Avni Göktürk CIA ile yeniden aynı ilişkileri kuruyor. Hem de Korur döneminde alınmayan paraları da istiyor CIA'dan... ABD'nin Ankara'daki elçilik binasından çıkan dikkat çekmeyen sıradan bir araba ve içindeki üç kişi, MAH müsteşarının bulunduğu binaya doğru yol alır. Araç binanın önüne geldiğinde, takım elbiseli iki kişi ellerinden çantalarla arabadan inerek binadan içeri girerler. Binadan çıktıklarında ise ellerinde çantalar yoktur... Bu olayı kimler mi biliyor? Başta Mazhar Eymür ve Emin Çobanoğlu olmak üzere o dönemin bütün üst düzey görevlileri bu olaydan haberdardır. Ve Yassıada Mahkemesi'nin örtülü ödenek davası 2 Şubat 1961 tarihinde yapılan 13. oturumunda alınan karar gereği "Anayasa'yı ihlal" davası ile birleştirildi. Aynı davadan Ahmet Salih Korur beraat etti...

İhtilalin sebebi mi?

Türkiye'nin ABD ile ilişkileri sürecinde DP iktidarının Türkiye'nin çıkarlarını gözeterek Amerika'nın menfaatlerine zarar vermeye başlamasından sonra ülke adım adım kaosa sürüklenmişti. Önce üniversiteler, akabinde de ordu harekete geçirilmişti. Ve buradaki en büyük çelişki, üniversitelerle ordu içindeki bazı oluşumların "ülkenin çıkarları ikinci plana atıldığı için" harekete geçmiş olmalarıydı. Adnan Menderes'in talimatlarını alarak harekete geçen müsteşar Ahmet Salih Korur ne yapmıştı peki? Tahsisat-ı Mesture'de fazla gibi görünen paranın bir kısmını daha önceden ABD'den alınan paranın yerine kullanıyor ve aradaki açığı böylece kapatmaya çaba sarfediyordu.

BİTTİ