İstihbarat15 Şubat 2005 00:00

Pandora’nın Kutusundan Çıkanlar - Ergin Yıldızoğlu

Önceki çarşamba günü bu köşede Irak seçimlerini ''Pandora'' nın kutusunu açmaya benzetmiştim. Bu kutudan çıkacak ''ruhlar'' Ortadoğu'da yeni siyasi krizlere yol açacaktı. Sanırım bu süreç eski Lübnan Başbakanı Hariri 'nin, pazartesi günü Beyrut'ta, olağanüstü bir patlamayla öldürülmesiyle başladı.fusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnebuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusabilify abilify alkohol abilify

Profesyonel iş

Garip bir örgüt Hariri'nin öldürülmesine sahip çıktı ama inandırıcı olamadı. Çünkü, dünyanın en zengin 100 kişisinden biri Hariri, Wall Street Journal 'ın dikkat çektiği gibi olağanüstü yüksek teknolojik yöntemlerle, geçtiği yerlerde, uzaktan kumandalı paralize eden elektronik kalkanla korunuyordu; olsa olsa çok gelişkin bir istihbarat örgütünün işi olabilirdi bu patlama.

Haaretz 'deki bir yorumun işaret ettiği gibi ortada ilk anda iki şüpheli var. Suriye ve İsrail. Genel eğilim ise Suriye'yi suçlamak doğrultusunda. Ancak ajansların konuştuğu birçok Ortadoğu uzmanı, Suriye'nin bu suikasttan yarar değil zarar göreceğini söylüyor: Suriye hiç istemediği bir dönemde tüm şimşekleri üzerine çekmek durumunda kalacak.

Diğer taraftan, Hariri geçen yıl Suriye ile anlaşmazlığa düşerek Başbakanlık'tan istifa etmiş olmasına karşın, partisi muhalefetle çalışırken kendisi ''merkezde'' kalmaya dikkat ediyordu; geçmişte Suriye ile uzun yıllar uyum içinde çalışmıştı. Bugün muhalefeti bir arada tutabilecek, Suriye'nin Lübnan'dan çekilme sürecini düzenleyebilecek biriydi Hariri. Öldürülmesi, hem Lübnan'da El Hayat 'ın deyimiyle kimsenin güvenlikte olmadığını gösterdi hem de ülkeyi uluslararası mali çevrelerde büyük saygınlığı olan, deneyimli bir işadamı/yöneticiden yoksun bırakarak Lübnan'da büyük bir iktidar boşluğu yarattı.

'Muppet Şov'          

Gerçekten de geçen haftalarda, Lübnan'ın politik manzarası Daily Star 'dan Hadi Katib 'in deyimiyle bir ''Muppet Şova'' dönmeye başlamıştı. Bu ''şov'' için sahne, aslında geçen eylülde, BM Güvenlik Konseyi' nde ABD ve Fransa'nın inisiyatifiyle alınan, Suriye'nin en kısa zamanda Lübnan'dan çıkmasını talep eden 1559 sayılı kararla kuruldu.

Kararı izleyen aylarda, Lübnan'da Hıristiyan, Dürzi ve Sünni Müslümanlardan oluşan bir muhalefet hızla, Suriye'nin Lübnan'ı terk etmesini talep eden bir ortak platformda birleşmeye başladı. Artık, Lübnan'da Ukrayna 'yı anımsayan çok renkli, çok paralı, medyanın büyük bir kesimi tarafından desteklenen bir muhalefetin mayıs ayında yapılacak seçimleri kazanması bekleniyordu. Hatta, Newsweek 'in aktardığına göre, önde gelen bir TV yorumcusu, geçen ekim ayında bir suikasttan kurtulan siyasetçi Marwan Hamadi 'nin kardeşi, programına portakal rengi bir kravatla çıkmaya başlamıştı.

Bu sırada muhalefet, hükümeti Suriye'nin kuklası olmakla suçluyor, Dürzi lider Canbolat da, babasının ölümüyle ilgili olarak ilk kez açıkça Suriye gizli servisini sorumlu tutuyor, Lübnan'ın Ortadoğu barış sürecinde ayrı bir yol izlemesi, İsrail ile 1948 barış anlaşmasını canlandırması gerektiğini savunuyordu. Buna karşılık hükümet muhalefetin, Lübnan'ın ''temel gerçeklerine'' ihanet ettiğini, ABD ve İsrail'in paralı uşağı olduğunu söylüyordu. Hariri bu manzaranın içinde ortada bir yerde durmaya çalışıyor, ancak siyasi etkisini, mali gücünü giderek daha belirgin bir biçimde muhalefetin arkasına koymaya başlıyordu. Mayıs ayında yeniden seçilerek başbakan olması olasılığı çok yüksekti.

Bu görüntü yine şüphelerin Suriye üzerinde yoğunlaşmasına neden oluyor. Ancak, uluslararası diplomatik etkileri bir yana, Suriye'nin, İsrail istihbarat sitesi Debka File 'nın deyimiyle Hariri'yi tasfiye etmesi, insanın bindiği son dalı kesmesine benziyor. Londra Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü 'nden bir Ortadoğu analistinin deyimiyle (Reuters) ''Suriye yöneticileri bu kadar aptal olabilir miydi?'' Birincisi, Suriye'nin Lübnan ekonomisinden, Lübnan'daki bir milyondan fazla Suriyeli işçiden gelen kaynağa büyük bir gereksinimi var. Hariri bu ekonominin en büyük garantisiydi. İkincisi, Suriye seçkinlerinin büyük bir kısmının Hariri'yle yıllar boyunca oluşmuş girift mali ilişkileri var ( MEIB 07/2001). Üçüncüsü, Suriye'nin Hariri'yi böyle tasfiye etmesi Lübnan'da bir iç savaşı, uluslararası arenada tümüyle tecrit olmayı göze alması anlamına gelir.

Evet Suriye'nin giderek daha fazla köşeye sıkıştığı bir gerçek; Lübnan'da kalması giderek imkânsızlaşıyor. Ama bu Suriye yönetici sınıfının intihar etmeye kalkacağı anlamına gelmez diye düşünüyorum. Peki ya İsrail? Birçok yorumcu, İsrail'in şu aşamada Suriye'nin, Golan'da bir anlaşmaya varmadan, Hizbullah'ı tasfiye etmeden Lübnan'dan çıkmasından yana olmadığını düşünüyor. Geride kim kalıyor acaba, bu kadar ince bir suikastı gerçekleştirebilecek... Lübnan'ın Irak seçimleriyle oluşmaya başlayan Şii Hilali'nin bir ucu olduğunu da göz önüne alırsak...