Gaziantep üstündeki Kuş..! - Sertaç Yolay
Geçen hafta Ceviz Kabuğu programını seyredenler hatırlayacaktır. Çok fazla ve tamamını izleme fırsatını bulamadığım için stüdyo konuğunu hatırlayamayacağım ama programa telefonla katılan bir izleyicinin söyledikleri beni programa mıhladı. Ne diyordu programa katılan Emekli Radar Binbaşı. Eskişehir'de görev yaptığı bir dönemde bir istihbarat alınıyor. O bölgenin en yüksek rütbelisi olarak kendisine ulaşan istihbaratta biraz sonra Suriye'den havalanacak ve Ermenistan tarafına doğru yol alıcak olan uçakta terörist başı Apo olacak...acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacoupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardsdiscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis forum link cialis bez receptasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effects
Evet gerçekten kısa bir süre sonra Yüzbaşı'dan telefonu alan Emekli Binbaşı duyduğu emir karşısında şaşırıyor...
Yüzbaşı diyor ki! Uçağı taciz etmeyin ve burası çok trajik DİKKATLİ BİR ŞEKİLDE İZLEYİN...
Bu emir karşısında dona kalana Emekli Binbaşı dikkatli bir şekilde geçişi izliyor ve daha sonra resmi kaynaklardan gelen istihbarat : falanca gün falanca saatte terörist başı apo Suriye'den Ermenistan'a bizim hava sahamızı kullanarak Gaziantep üzerinden gitmiştir.
Ondan sonra Bugün Ömer Lütfi Mete'nin köşe yazısında Apo nun sayın Ecevit'e saçim armağanı olarak ''Amerikan kargosu'' olduğunu öğreniyorum.
Bu kadar rastlantı, tesadüf ancak filmlerde bir araya gelir diye düşünürdüm. Ama işin içine Amerikan Ulusal Güvenliği girince onların dünyayı, ortadoğuyu şekillendirme istekleri girince bizim kendi hava sahamızda bile borumuzun ötmeyeceğini orada da söz sahibinin Amerika Birleşik Devletleri olduğunu beynime nakşettim.
Aslında ciddi bir hukuk devleti'nde bu emekli binbaşımı'zın ifadeleri ihbar olarak ele alınıp pervanesini sallaya sallaya üsütümüzden geçen apo ya neden müdahale edilmediği, istihbarat alındığı halde neden bu kadar önemli bir konuda en üst makamlar bilgilendirilmeden hareket edildiği sorgulanır.
Ama malesef burası Türkiye ve burada ezilen, hakkı yenen sadece ve sadece biz Türkler oluyoruz. Ne kadar garip ve ne kadar acı verici değilmi...
Tabii ki bundan sonra Amerikan kargosunun neden asılamadığı, nasıl iyi şartlarda yaşatılıp beslendiği ve bunu hangi güçlerin yaptırdığı ortaya çıkıyor.
Ve o güçler bugün Avrupa'da elini kolunu sallayarak dolaşan koca Türk Devleti'ne kafa tutan kürtçe söylemlerle aleyhimizde propaganda yapan Leyla Zana'yı itekliyor, bizde dikkatli bir şekilde izliyoruz.
Yine aynı güçler Barzaniye Kerkük'le ilgili Musul'la ilgili Türkiye Cumhuriyeti'ne kafa tutan açıklamalar yaptırabiliyor.
Nasıl bir kapan içindeyiz Yarabbi. Bu kapana yakalanmamak için çok uyanık olmamız gereken bir dönemde vatan hainleri ile kolkola yaşıyor McDonalds-Coca Cola ile Amerika'ya müttefiklik borcumuzu ödüyor ve bundan sonra ilelebet bağımsızlığın elimizde olacağını sanıyoruz. Biz bağımsızlığı midemizden, dilimizden başlayarak kaybediyoruz. Toprağı nasıl savunucaz. Hava'yı savunamazken...