İstihbarat24 Mart 2005 00:00

Kürtçülüğün perde arkası: Ortadoğu Kurtlar Vadisi! - Nuh Gönültaş

Çekiç Güc'ün gitmesi gerektiğini belirten Jandarma Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis uçak kazası süsü verilen bir sabotaja kurban gitti. Eşref Bitlis'in en güvendiği kişilerden ikisi, Bitlis'in Güneydoğu'daki özel kadrosunda yer alan Emekli jandarma Binbaşı Cem Ersever ve onun yakın arkadaşı Yüzbaşı Mustafa Deniz de fail-i meçhul cinayete kurban gittiler. Bu iki de Çekiç Güç'ün bölgedeki varlığına karşıydı. "Yeşil"'in bu isimleri öldürttüğü medyada pompalandı ve Mossad temize çıkartıldı. Yeşil de kayıplara karıştı. Çekiç Güç, Kuzey Irak'ta hem bir Kürt devleti oluşturulması hem de otorite boşluğu meydana getirerek terör örgütü PKK'ya lojistik destek sağlaması doğrultusunda hem Mossad hem de CIA tarafından Ankara by-pass yapılarak kullanıldı! Uğur Mumcu'nun ölümünden önce yine Kürt sorunu ile ilgilendiğini ve çok önemli bazı bilgiler ele geçirdiğini açıklaması ilginçti. Mumcu, Mossad'ın yalnızca Kuzey Irak'taki değil, Türkiye'deki ayrılıkçı Kürtler'le de olan ilişkisini çözme yolundaydı. PKK elebaşısının MİT ile irtibatını kanıtlayan belgeyi eski asker ve milletvekili olan Baki Tuğ'dan almış ve bunu Ankara temsilcisi 5 gazeteci arkadaşıyla paylaşmıştı. Suikastla öldürüldüğünde medya yine hep bir ağızdan "İslamcı teröristler"den söz etmeye başlamıştı! new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponscialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon cardnaproxennatrium site naproxen kruidvatarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cenaabilify abilify alkohol abilifymicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mgdiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards

İsrail sadece sadece devlet terörü ile değil pek çok ülkede istihbaratçılarının yol açtığı gizli suikastlar nedeniyle faili meçhul cinayetleriyle de meşhur. Düşmanlarını yok etmede ve stratejik hedeflerini elde etmede "Mossad'ın suikast hastalığı" bilindiği için Kuzey Irak'ta Kürtlere komando eğitimi vermesinin Türkiye tarafından olumsuz karşılanması normal. Çünkü, Mossad'ın Kürtlerden oluşturduğu suikast timlerini kime karşı, nerede kullanacağı ve hangi tür provokasyonları örgütleyeceği, geçtiğimiz 10 yılda Türkiye'de yaşadığımız suikastlardan ortaya çıkıyor olmalı.

Önce Çekiç Güç'ü vurgulayalım. 1. Körfez savaşında bölgede oluşan boşluğu doldurmak için 1993'te göreve başlayan ve görev süresi 2. Körfez savaşı sonrasına kadar TBMM tarafından sürekli uzatılan ve nihayet Irak işgalinin tamamlanmasının ardından evine gönderilen sözde çokuluslu olan Çekiç Güç, Kuzey Irak'ta hem bir Kürt devleti oluşturulması hem de otorite boşluğu meydana getirerek terör örgütü PKK'ya lojistik destek sağlaması doğrultusunda hem Mossad hem de CIA tarafından Ankara by-pass yapılarak kullanıldı!

Çekiç Güç-PKK ve ABD-İsrail ilişkileri sunulduğu gibi değildi elbette. Çekiç Güç'ün göründüğünden farklı "pis ve karanlık hedefleri" olduğunun göstergesi ise Çekiç Güce karşı çıkan bazı önemli askerlerin ortak akıbetleriydi. Ortak özellikleri Çekiç Güç'ün gitmesini isteyen isimler "fail-i meçhul" kurbanı oldular.

Korgeneral olan Hulusi Sayın ve İbrahim Selen'in ikisi de Güneydoğu'da Jandarma Bölge Asayiş Komutanlığı yaptılar ve iki emekli korgeneral de Çekiç Güç'e karşıydılar.

Çekiç Güc'ün gitmesi gerektiğini belirten Jandarma Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis uçak kazası süsü verilen bir sabotaja kurban gitti. Eşref Bitlis'in en güvendiği kişilerden ikisi, Bitlis'in Güneydoğu'daki özel kadrosunda yer alan Emekli jandarma Binbaşı Cem Ersever ve onun yakın arkadaşı Yüzbaşı Mustafa Deniz de fail-i meçhul cinayete kurban gittiler. Bu iki de Çekiç Güç'ün bölgedeki varlığına karşıydı. "Yeşil"'in bu isimleri öldürttüğü medyada pompalandı ve Mossad temize çıkartıldı. Yeşil de kayıplara karıştı.

Lice'de Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Süleyman Demirel'in deyimiyle "bir kör kurşunla" can verdi. Bahtiyar Aydın'ın da en önemli özelliği Çekiç Güç'e karşı çıkmasıydı.

Suikastlara kurban giden askerlerin bir diğer özellikleri, "Kürt Sorunu"na "mümkün olduğunca barışçı çözüm" bulunması gerektiğini savunmalarıydı. "Dağları bombalamakla, bölgedeki savaşı bu biçimde yürütmekle bir şey kazanılmayacağına inanan" insanlardı. "Bölgeden Amerikan ve İsrail uzantılarının kaldırılmasını ve Türkler ve Kürtler arasında kardeşlik temelinde bir birlik kurulmasını" savunuyorlardı.

Uğur Mumcu'nun ölümünden önce yine Kürt sorunu ile ilgilendiğini ve çok önemli bazı bilgiler ele geçirdiğini açıklaması ilginçti. Mumcu, Mossad'ın yalnızca Kuzey Irak'taki değil, Türkiye'deki ayrılıkçı Kürtler'le de olan ilişkisini çözme yolundaydı. PKK elebaşısının MİT ile irtibatını kanıtlayan belgeyi eski asker ve milletvekili olan Baki Tuğ'dan almış ve bunu Ankara temsilcisi 5 gazeteci arkadaşıyla paylaşmıştı. Suikastla öldürüldüğünde medya yine hep bir ağızdan "İslamcı teröristler"den söz etmeye başlamıştı!

Ülkemizde dindar kesimlere karşı sürekli kullanılan provokasyonlardan Jak Kamhi suikast girişiminin yanı sıra, Çetin Emeç ve Muammer Aksoy cinayetleriyle de ilgili bazı ilginç bilgiler hep göz ardı edildi. Bu iki suikast kullanılarak sürekli İran ve Suriye bağlantısı kurulmak istendi.

İsrail'in İran ve Suriye ile aramızı bozmak için kullandığı provokasyonlar bunlarla sınırlı değildi. MİT kontrollü olduğu ileri sürülen, hatta Yeşil'in Batman'da elemanlarını eğiterek PKK'ye karşı kullandığı varsayılan Türk Hizbullah'ının İran ve Lübnan Hizbullah'ı ile ilişkide olduğu ve Hizbulterörü İran'ın tezgâhladığı medyada çok yazıldı. Türk Hizbullah'ının nereden çıktığını bilmeyen İran ve Lübnan Hizbullahları'nın bu oyunda Mossad'ı işaret etmesi alaya alındı, ıskalandı. Hizbullah içinde tespit edilen Müslüman gözüken Yahudi asıllı Amerikalılardan medyamız hiç bahsetmedi!

1996'dan başlayarak Mossad'ın MİT ile ilişkilerini geliştirmesi bazı kesimlerce yadırganırken medyamız nedense gurur duydu. Doğu bölgemizde 3000 casusun faaliyet gösterdiği Emniyet ve MİT raporlarına yansıdı, ancak bunların yakalanıp sınırdışı edilmesi hiç gündeme gelmedi. Mossad'ın ülkemizde üst düzey askerlere kadar suikast gerçekleştirdiği iddiaları ayyuka çıkmışken, 28 Şubat dönemi öncesi ve sonrası, bugün tasfiye edilen "postmodern cunta" ekibinin aracılığıyla İsrail ile 5 milyar doları bulan silah alım anlaşmaları imzalandı. Hem de imza Necmeddin Erbakan'a attırıldı. Pek çok silah alım anlaşmasını durduran AKP, İsrail'e mesafe koyarak çıkarlarımızın çeliştiği bu ülkeye haddini bildirmeye başladı. Bu ülkede ilk defa Başbakan Erdoğan, İsrail'e "devlet terörü" işlediğini hatırlattı. Demek ki Başbakan Erdoğan'ın bu günlerde çok daha sıkı korunması gerekiyor!

Bu arada, Eylül ayında yayına başlayacak ve Çekiç Güç etrafındaki karanlık olayları deşifre edecek başrollerini Kurtlar Vadisi'nin Süleyman ÇakırOktay Kaynarca'nın oynayacağı yeni dizinin Mossad-CIA'nın ülkemizdeki gizli operasyonlarını irdeleyeceği açıklandı. Halkımız Mossad'ın suikast hastalığını rayting rekorı kırması beklenen bu dizide seyredecek... Bakalım o zamana kadar Kurtlar Vadisi dizisinin başına bir şey gelecek mi?