İstihbarat25 Ocak 2005 00:00
Pentagon’un kontra birimi
ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) gizli bir casusluk programı yürüttüğü ortaya çıktı. Önceki gün Washington Post gazetesinde yayımlanan habere göre, iki yıl önce başlayan program uyarınca, Pentagon’a bağlı casuslar, “yükselen hedef ülkeler”de faaliyet yürütüyorlar. ABD dış politikası ve istihbaratının giderek Pentagon’un elinde toplandığını gösteren bu program uyarınca oluşturulan birimin adı, “Stratejik Destek Dairesi” (SSB). Birim, Nisan 2002’de, “İkon Projesi” kod adıyla kuruldu. new prescription coupons sporturfintl.com online cialis coupons
Faaliyetlerini Pentagon’un Savunma İnsan İstihbarat Servisi’ne bağlı olarak sürdürüyor ve merkezi Tampa’da bulunan Özel Operasyonlar Komutanlığı’na destek veriyor. Ayrıca, bu komutanlığın “gizli unsuru” olarak tanımlanan Ortak Özel Operasyonlar Komutanlığı ile işbirliği içinde. Bu komutanlık, Irak ve Afganistan’da birçok örtülü operasyon yürüten Delta Kuvvetleri’nin de merkezi.
Birçok ülkede faaliyette
Program kapsamında, “dost” ve “dost olmayan” ülkelerde casusluk faaliyetleri yürütüldüğü; bu ülkelere istihbarat subayları, dilbilimciler, teknik uzmanlar ve sorgucular gönderildiği öğrenildi. Hedef alınan ülkeler arasında Türkiye’nin olup olmadığı bilinmiyor. Ancak Somali, Yemen, Endonezya, Filipinler ve Gürcistan’a gizli özel kuvvet askerleri gönderildiği belirtiliyor. Ayrıca Irak ve Afganistan’da da kontrgerilla operasyonları yürütülüyor.
Programın istihbarat toplamaya “yeni yaklaşımlar” getirmeye çalıştığı da belirtiliyor. Örneğin, askeri yetkililer, “istihbarat için muharebe” kavramını ortaya atıyorlar. Bu kavram, sadece istihbarat edinebilmek için askeri çatışmalara girilmesini öngörüyor.
Meczup general
Bu “yeni yaklaşımlar”ın ardındaki isimlerin, Savunma Bakan Yardımcısı Stephen Cambone ve onun yardımcısı Korgeneral William Boykin olduğu bildirildi. Boykin, daha önce bir kilisede yaptığı İslam karşıtı açıklamalarıyla dikkatleri üzerine çekmişti. Amerikalı general, İslam dini ve onun peygamberinin “şeytan” olduğunu, “terörle mücadele savaşı”nın ise “Tanrı adına” yürütüldüğünü söylemişti. Bu sözlerin ardından oluşan tepkiye rağmen, görevden alınmadı.
SSB, Amerikan yönetiminin yürüttüğü saldırı politikalarında kontrgerilla operasyonların rolünün giderek arttığının yeni bir göstergesi. Program için gerekli mali kaynak, mevcut Pentagon fonlarından sağlandı. Böylece, SSB’nin ABD Kongresi nezdinde hesap vermesi de engellenmiş oldu.
Bush yönetimi sırasında getirilen yeni kurallar uyarınca, Pentagon, bu tip görevlerin tamamını Kongre’ye bildirmek zorunda kalmıyor. Dolayısıyla, Savunma Bakanı’nın elinde büyük bir güç toplanıyor.
Kongre üyesinin yakınması
Gizli birimi Washington Post’a değerlendiren bir Kongre üyesi, “CIA tarafından yürütülen operasyonların belli kısıtlamaları vardır; ordu operasyonları ise başka kısıtlamalara tabidir. Öyle görünüyor ki bu yeni program, CIA’nin yapması gereken işleri orduya devrederek, her türlü sorumluluk ve kısıtlamadan kurtulmayı hedefliyor. Neden bize bilgi vermiyorlar?” diye konuştu.
Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in bir danışmanı ise, “Biz stratejik istihbarat geliştirmek peşinde değiliz” diyerek, gelişmelerden rahatsız olan CIA’yi yatıştırmaya çalıştı. Danışman, SSB’nin faaliyetlerini şöyle açıkladı: “Neresi iyi bir havaalanı olabilir, söz konusu ülkeye adamlarımızı kim sokup çıkaracak, o ülkenin ordusu ve istihbaratının faaliyetleri nasıl takip edilecek gibi sorulara yanıt arıyorlar.”
Yarım ağızla reddettiler
SSB ile ilgili belgelerin, ABD güçlerinin İran içlerinde örtülü operasyonlar yürüttüğü yönündeki iddiaların hemen ardından basına sızması dikkat çekici bulundu.
Washington Post haberinin ardından, Pentagon, SSB’nin varlığını reddetti. Yapılan yazılı açıklamada, gazetenin haberinin doğru olmadığı öne sürüldü, ancak hemen ardından, “Eskiden beri var olan insani istihbarat kapasitesini artırma yönündeki çabalarımız kimseyi şaşırtmamalı” denildi. Ayrıca, haberde kastedilen birimin adının SSB değil “Savunma İnsan İstihbarat Hizmeti” olduğu öne sürüldü.
Seymour Hersh ateş altında
Seymour Hersh ateş altında
Bush yönetimine yakınlığıyla tanınan Washington Times gazetesinde yayınlanan bir makalede, Araştırmacı Gazeteci Seymour Hersh ‘vatana ihanet’ ile suçlandı.
Makalenin yazarı Tony Blankley, Hersh’in,
İran’a saldırı planları gibi konularda yaptığı haberler nedeniyle, “ABD aleyhine casusluktan” yargılanması gerektiğini öne sürdü.
Tanınmış gazetecinin İran konulu son haberinin “Casusluk Yasası”na aykırı olup olmadığını bilmediğini belirten Blankley, “Yine de bu haber, askeri sırların basına sızmasının son örneğini oluşturuyor. Bay Hersh, tüm dünyaya, cesur komandolarımızın İran’da olduğunu ihbar ediyor” yorumunu yaptı.
‘Cehenneme gönderilsin’
Diğer neomuhafazakâr yayın organları da, Blankley’e destek verdiler. Michael Leeden, National Review dergisinde yayınlanan başyazısında, “İran’ın nükleer programı hakkındaki bilgi arayışımız hakkındaki ayrıntıları açığa vuran her gazetecinin, cehennemin dibine atılması gerektiğine katılıyorum. Belki de Guantanamo’ya gönderilmeliler. Yo, bu sonuncusu şakaydı” şeklinde ‘espri’ yaptı.
Daha önce de, “Karanlıklar Prensi” lakaplı Pentagon Danışmanı Richard Perle, Hersh’i hedef göstermiş v e“Amerikan gazeteciliğinin terörizme en çok yaklaştığı nokta, Seymour Hersh’tir” demişti.
Blankley’in gündeme getirdiği “Casusluk Yasası”, 1. Dünya Savaşı döneminde, savaş karşıtlarını ezmek için çıkarılmıştı.