Amerikan Muhipler Cemiyeti - MERİÇ VELİDEDEOĞLU
Bugün Amerika'nın işgali altında olan Irak'ta, ''Amerikan Muhipler Cemiyeti'' (Amerikan Dostluk Derneği) adı altında bir sivil toplum örgütü kurulup üyeleri arasında devletin-hükümetin başının, bakanların, üst düzey yöneticilerin vö. yer alması düşünülebilir mi? Böyle bir tutum, ne Irak ne başka bir ülke için düşünülemez dersek yanılırız, çünkü yaklaşık seksen beş yıl önce Osmanlı devletinde Osmanlı bunu yapmıştı... kamagra link kamagra gel
İşte bu sıralarda baş işgalci İngiltere'nin ''muhipleri'' bir araya gelip İstanbul'da ''İngiliz Muhipler Cemiyeti'' ni kurarlar.
Atatürk , bu derneğin üyeleri arasında başta Padişah Vahdettin , Başbakan Damat Ferit Paşa , İçişleri Bakanı Ali Kemal olmak üzere pek çok üst düzey yöneticinin yer aldığını Söylev'de açıklar.
Gerek bu dernek gerek öteki sivil toplum örgütleri hakkında Atatürk'ün on tarihsel belgeye dayanarak verdiği bilgiler son kerte iç karartıcıdır.
Çünkü ''ulusal varlığa düşman kuruluşlar'' , örneğin ''Kürt Teali Cemiyeti'', ''Teali-i İslam Cemiyeti'' gibi Osmanlı yurttaşlarının oluşturduğu dernekler dışında, yurdu kurtarmak doğrultusunda kurulan dernekler de ''bölgesel'' çözüm yolları peşindedirler; adeta il il bölünüp başlarının çaresine bakmayı hedeflemektedirler.
Sivil toplum örgütlerinin bu tutumunu Atatürk özellikle belirtir; dolayısıyla ''Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk'' Derneği'nin Sıvas Kongresi sonunda ''Anadolu Rumeli Müdafaa-i Hukuk'' derneği olarak ortaya konması tarihsel bir önem taşır; bölünmezliğin ya da bütünselliğin ilk adımıdır bu atılım.
Bir başka anlatımla Türk yurdunun bölünüp parçalanamayacağının temeli bu sivil toplum örgütünce atılır; bu temelden yola çıkan ulusal kurtuluş hareketi, Lozan'da, katılımcı tüm ülkelerce destek verilen Yunanistan Başbakanı Venizelos 'un:
''Çoğu zaman, Anadolu'daki Yunan isteklerinin saçmalığını ispatlamak üzere 'Küçük Asya'nın bütünlüğü' öne sürülmüştür. Bu iddia geçerli değildir. Küçük Asya, Balkan Yarımadası'nın Tuna'nın güneyine düşen kısmından biraz daha büyüktür. Niçin, Balkan Yarımadası'nda 'bir' den çok devlet kurulabilmiş olsun da Küçük Asya'da üç devlet kurulmasın: Doğu'da bir 'Ermeni Devleti' , batıda bir 'Rum Devleti' , memleketin geri kalan kısmında da bir 'Türk Devleti' ? Neden olmasın?'' biçimindeki konuşmasına bu inançla karşı çıkıp geçersiz kılar.
Bir sivil toplum örgütünden hareketle başlayan ve Lozan'la perçinlenen Anadolu'nun bütünlüğü 81 yıl sonra bugün masaya yatırılmak istenmektedir.
Türlü kavramlara, türlü kurallara sığınılarak Anadolu'nun bütünlüğünün parçalanmasına yol açacak bu gibi akımlar, öneriler karşısında, 1923 Devrimi'ne inanmış ve bu devrimin ürünü olan Atatürk ilkelerini yaymayı, savunmayı tüzüklerinin temel maddesi yapmış, Lozan'ın değiştirilemeyeceğini yıllar boyu haykırmış on binlerce üyesi olan sivil toplum örgütlerinin artık ''suskun'' kalmamaları gerekmez mi?
Hele bunların içinde daha dün: ''Yalnızca Türk olanı değil herkesi, 'Ne mutlu Türküm diyene!' tümcesinde birleştirilen 'ulusçuluk' ilkesinin, bugünkü ayrılıkçı, bölücü akımlar karşısında ne denli 'doğru ve gerçekçi' olarak düşünüldüğünü görmezlikten gelebilir miyiz?'' (*) diyen bir başkanı olan ve on binlerce üyeli bir sivil toplum örgütünün susması ne anlama geliyor dersiniz?
İKKB'nin (İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği), AB'ye girme uğruna Atatürk ilkelerinden ödün üstüne ödün verilmesini eleştirmeleri dışında, sivil toplum örgütlerinden soluklu bir ''çıkış'' olmaması Türkiye için bir talihsizlik değil midir?
(*) Prof. Dr. Türkan Saylan , Geçmişten Geleceğe Atatürk , Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Yayını, 1994, İstanbul.