Ege'de neler Oluyor-Cem BAŞAR
EGE denizinde serpilmiş yaklaşık 3000 adacıkta çeşitli gizli üsler kuran Yunanistan bir Türk-Yunan çatışması halinde Türk çıkartma kuvvetlerine sorunlar yaratabilir. Yukarıda adacıklardaki mağaralarda gizlenen silahlandırılmış Yunan botları görülüyor . cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis coupons printable link discount prescription drug cardsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectsdiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards
Türkiye’nin AB zaafını yakalayan “KOMŞUMUZ ve MÜTTEFİKİMİZ” Yunanistan, şu günlerde Türkiye’nin geçmiş yıllarda ilan ettiği, Yunanistan’ın Ege’de karasularını genişletmesinin bir savaş nedeni olacağına (Casus Belli) dair mevcut yasanın iptali için el altından ortalığı karıştırmaya başladı. Yunanistan, Türkiye’yi AB yolunda desteklemesi için ileri sürdüğü yüklü şartlar listesine bir de Casus Belli’yi ilave etti.
Yunanistan EGE denizinde sadece Adaları değil, harita üzerinde yer almayan kayalık adacıkların su seviyesindeki mağaralarını gizli deniz üsleri haline getirmiştir. Türk Deniz Kuvvetleri tarafından tespit edilmiş olan bu mağaralardan bazılarında gerektiğinde bir denizaltının gizlenebileceği ikmal ve bakım yapabileceği şekilde inşa edilmiştir. Ayrıca çeşitli tip saldırı botları için de benzeri gizli üsler kurulmuştur. Bu üsler genellikle Çanakkale Boğazı ve İzmir açıklarında kayalık adacıklar deniz seviyesinde oyularak inşa edilmiştir.
Ege’de bir Türk-Yunan çatışması halinde Yunan savaş gemileri bu gizli üslerden ikmal yapabilecekler.
Uluslararası sularda bulunan bu Adacıkları Yunanistan’ın bir oldu bitti ile sahiplenerek silahlandırması, Türk-Yunan ilişkilerinde çok ciddi bir sorun olarak yer alıyor.
Ege adalarının bugünkü statüsünü aydınlatacak temel metinler, Lozan barış Andlaşmasının 6, 12,15 ve 16 ncı maddeleri ile Paris, İtalya Barış Andlaşmasının 14 ncü maddesidir. Buna göre;
Lozan Barış Andlaşmasının 12 nci maddesi ile Semadirek, Limni, Midilli, Sakız, Sisam ve Ahikerya ismen sayılarak Taşoz, Bozbaba ve Ipsara altı büyük devlet kararına atıf yapılarak Yunanistan'a devredilmiş, Gökçeada, Bozcaada (o tarihte Yunan işgali altında olmaları nedeniyle) ve tavşan adaları (her üç adanın stratejik konumu nedeniyle) üzerindeki Türk egemenliği teyit edilmiştir :
Lozan Barış Andlaşmasının 15 nci maddesi ile de ismen sayılan Batnoz (Patnos), Lipso, Leryoz, Kilimli(Kalimnos), İstanköy(Kos), İncirli(Niros), Sombeki(Simi), İthaki(Tilos), Herke(Kalki), Rodos Kerpe(Karpatos), Çoban Adası(Kasos), ve İstanbulya(Astıpalia) ile bu adalara "bağlı" adacıklar ve Meis adası İtalya'ya devredilmiştir. İtalya ile, Paris barış Andlaşmasının 14 ncü maddesi hükmünce yukarıda sayılan Meis dahil 14 ada "bitişik" adacıkların egemenliğini Yunanistan'a devretmiştir.
Lozan Barış Andlaşmasının 6 ve 12 nci maddeleri de incelendiğinde, Yunanistan'a ismen sayılarak egemenlikleri andlaşmalarla devredilenler haricindeki diğer adalar üzerindeki Osmanlı/Türk hakimiyetinin devam ettiği değerlendirilmektedir.
Bu bağlamda, Ege'de Lozan Barış Andlaşması'nın 15 nci maddesiyle, isimleri yazılı bulunan Menteşe adaları ile bunlara bağlı olan adacıklar İtalya'ya verilmiştir. Bu ada ve adacıklar bilahare II nci Dünya Savaşı'ndan sonra Paris Barış Andlaşması'nın 14 ncü maddesi ile, sadece isimleri tek tek belirtilen adalar ve bunlara bitişik adacıklar, Yunanistan'a devredilmiştir.
Ancak sözü edilen "Bitişik adacıkların" hangileri olduğu ne andlaşma metninde, ne de ek'li haritalarında somut olarak belirtilmemiştir. Bu nedenle "bitişik" olma kriterine açıklık getirilerek bu bölgedeki ada, adacık ve kayalıkların aidiyetinin tespit edilmesi bir problem sahası olarak ortaya çıkmıştır.
Bu meyanda, Menteşe Adaları'nın (Oniki Adalar) Anadolu sahillerine çok yakın olması ve çok sayıda ada, adacık ve kayalıkların hukuki statülerinin belirlenmesi maksadıyla Türkiye ve İtalya arasında görüşmeler yapılmış ve nihayetinde iki ülke arasında sadece Meis ve ilaveten Bodrum açıklarındaki Karaada'yı içeren 4 Ocak 1932 tarihli Ankara andlaşması imzalanmıştır.
Türkiye ile İtalya daha sonra Menteşe Adaları ile Anadolu arasında kalan diğer adacık ve kayalıkların egemenliğinin ve deniz sınırının belirlenmesi için çalışmalara devam etmişlerse de, bu çalışma sonucu hazırlanan 28 Aralık 1932 tarihli zabıtname andlaşma haline dönüşmediği için yürürlüğe girmemiştir. Yunanistan ise bunun aksini iddia etmektedir.
Lozan Barış Andlaşması madde 16'nın ise, genel bir feragat hükmü olmadığını ortaya koyan ikna edici çalışmaların varlığı bilinmektedir.
Türkiye'ye ait Kardak Kayalıkları üzerinde Yunanistan'ın da hak iddia etmesi nedeniyle "ihtilaflı" durumda bulunan bu kayalıklara ait hukuki statünün açıklığa kavuşturulması, Doğu Ege'ye statü itibariyle benzer durumdaki Kardak dahil birçok ada, adacık ve kayalığa, (şimdiki tanımıyla coğrafi formasyonlara) emsal teşkil edecek olması nedeni ile hayati öneme haizdir