İstihbarat7 Aralık 2004 00:00

Derin kuşatma! - Dr. Abdullah Özkan

Önce Patrikhanenin Türkiye’den taleplerine bakalım: “Patrikhanenin ekümenliğini tanıyın, Heybeliada Ruhban Okulu’nu açın, patrikhanenin hukuki varlığını da tanıyın, patrikhane ve Rum azınlığın mülklerini garanti altına alın, yabancı ülke vatandaşı kilise mensuplarına Türkiye’de oturma ve çalışma izni verin, Büyükada yetimhanesini Patrikhaneye geri verin, Balıklı Rum Hastanesini yeniden azınlık kurumu olarak tanıyın!..”abilify abilify alkohol abilifykamagra link kamagra gel

Türk makamlarına bu taleplerini ileten Patrikhane, ayrıca Yunanistan ve AB kurumlarına da aynı taleplerini içeren bir mektup göndererek Türkiye’ye baskı yapmalarını istedi.

Bu arada İsrail Büyükelçiliği, Ankara’da düzenlediği bir toplantıyla siyonistlerin lideri Teodor Herzl’i andı... Kim bu Herzl? Dünyadaki bütün yahudileri bir araya getirip Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkarak İsrail devletinin kurulması fikrinin öncüsü... 1897’de İsviçre’nin Basel kentinde düzenlenen siyonist kongresiyle İsrail devletini kurma planları başlatan Teodor Herzl, 50 yıl içinde Filistin toprakları üzerinde İsrail devletini, 100 yıl içinde de Nil’den Fırat’a kadar Arz-ı Mev’ud’u kurmayı amaçlıyordu...1948’de İsrail’i kurdular, 1997 yılında ise “Büyük İsrail devleti”ni kurmak için harekete geçtiler.

Ama siyonistlerin planını o zaman iktidarda olan Refahyol hükümetinin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan bozmuştu! D-8 projesini hayata geçirerek, siyonistlere geçit vermemişti... Ama işte şimdi “uyumlu” bir iktidar bulmuş olacaklar ki, “Büyük İsrail Devleti”nin mimarı olan siyonist lider Teodor Herzl’i Ankara’da, hem de Milli Kütüphane’de törenlerle anabiliyorlar!

Ve Avrupa Birliği cephesi...

AB’den yapılan her açıklama, artık Türkiye’den istenilen yeni bir taviz içeriyor! “Kıbrıs Rum Kesimi’ni tanımazsanız, müzakere tarihini unutun” ifadelerinden tutun da, “sözde Ermeni soykırımını kabul etmeye” kadar bir dizi talep, pazarlık masasının üzerine konuluyor! AB’den yapılan açıklamalar, “bizim sizi almaya hiç niyetimiz yoktu, nasıl oldu da müzakere tarihini konuşur hale geldik” mesajı taşıyor... Onun için de üyelik değil, “imtiyazlı ortaklık” teklif ediyorlar... Peki imtiyazlı ortaklık ne demek? “Ben seni sömüreyim ama sakın ola sesini çıkarma” demek!..

 

Bir yandan Patrikhane ve onun arkasında duran Amerika...

Diğer yanda Büyük İsrail Devleti’ni kurmak için bir asırdır çaba harcayan ve şimdi tam da zamanı olduğunu düşünüp yeni bir plan tezgahlayan siyonizm...

Öte yanda ise bizi kapısına bağlayıp yıllarca sömürmeyi düşünen Avrupa Birliği...

Bu kuşatma öylesine derin ve acımasız ki, Allah korusun, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüne zarar verebilecek, tehlikeye sokabilecek boyutta...

 

Peki kim farkında? Ya da kimin umurunda?

İktidarın derin kuşatmanın farkında ya da umrunda olmadığı gayet açık... Çünkü icraatlarıyla kuşatmaya çanak tutuyor... Ama öyle sanıyoruz ki, milletimiz bu derin kuşatmanın farkındadır ve Türkiye üzerinde oyun oynamak isteyen güçlere boyun eğmeyecektir...