İstihbarat27 Kasım 2004 00:00

CIA'nın Ukrayna operasyonu ve NED!

Bush yandaşları seçim hileleri hakkında çok şey bilirler öyle değil mi?  Ancak John Kerry’nin aksine Ukrayna’da anti- Bush kuvvetleri  geri çekilip ölü taklidi yapmadılar , onlar ülkelerinin düşmanca ele geçirilmesine direniyorlar.  Şu size tanıdık gelmiyor mu:  Cumhuriyetçiler göstericilere oy sayımlarını  etkilemeleri ve seçim sonuçlarını  lehlerine çevirmeleri çağrısını yapıyorlar. Seçimlerin ertesi sabahı yaptığı basın toplantısında CIA ile  geçmişe dayalı bağları olan, Senato Dış İlişkiler Komisyonu üyesi ve Bush’un Ukrayna seçimlerini izlemekle özel olarak görevlendirdiği  Richard Lugar,  Ukrayna’da seçim sonuçları nedeniyle  hükümete karşı eylem çağrısı yaptı. new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponscialis forum cialis bez recepta cialis bez recepta

Neden?  Büyük bir ihtimalle bu senenin seçimleri içinde Ukrayna seçimleri  , ABD, AB ve hatta Venezuella’daki seçimlerden bile önemliydi . Bu seçimin sonuçları ABD, AB ve Rusya arasındaki küresel güç dengeleri üzerinde  gelecek yıllar boyunca  doğrudan etkisi olacaktır.  

ABD’den  ve AB’den danışmanların gözetiminde  geçtiğimiz yıllar boyunca  uygulanan  eski Sovyet Cumhuriyet’lerinin ekonomilerini budamak için dizayn edilmiş şok terapilerinden sonra Vladirmir Putin’in  Rusya başkanı olması   oligarklar ve mafya üzerinde hükümet otoritesinin kurulmasına , dünyanın en yıkıcı ekonomik bunalımından sonra ekonomik büyümenin sağlanmasına ve Rusya’nın  tekrar stratejik bir güç olmasına neden oldu. Yelsin döneminde kendi başlarına kalakalan  Devlet Başkanları  eski politik – endüstriyel yönetici sınıfından gelen  Beyaz Rusya, Ukrayna, Ermenistan , Azerbeycan ve Orta Asya’nın büyük bir bölümü  yıllarca IMF’nin yıkıcı programlarını uyguladıktan sonra şimdilerde güçlenmekte olan Rusya’ya yakınlaşma eğilimindeler. 

2003 yılında , Gürcistan’da ABD tarafından George Soros’un Açık Toplum Enstitüsü  kullanılarak  organize edilen    başarılı darbeden sonra, Batılı güçlerle çalışmakta olan eski Sovyet Cumhuriyetlerinin liderleri sıranın kendilerine gelebileceğini anladılar ve  kendilerini ve ülkelerini Batının işgaline karşı korumak için Rusya ile ilişkilerini tekrar kurmaya başladılar. 

ABD’li ve Avrupa’lı  hükümetlerin bölgedeki en öncelikli hedefi bu trendi , bölgenin en büyük devleti olan Ukrayna’yı , ekonomik, politik ve askeri ilişkileri yeniden kurma denemelerine zarar vererek Rusya’dan uzak tutmaktır. Eski Sovyetler Birliğinin “ekmek teknesi” olarak anılan 50 milyon nüfuslu Ukrayna’yı uzak tutmak, ABD’yi Ortabatısı olmadan yeniden inşa etmeye benzer. 

Eski bir füze endüstrisi yöneticisi olan Ukrayna Cumhurbaşkanı Leonid Kuchma’nın  işe selefinin  yaptıklarını devam ettirerek, Amerika tarafından onaylanmış , yok pahasına bir çok endüstriyi özelleştiren ve ortalama gelir seviyesinin  Afrika ortalamasının bile altına düşmesine yol açan  başbakanları seçerek başlamasının en büyük sebebi 1990larda  ABD’nin  ve Avrupa’nın  birlikte dünyanın geri kalanına  ekonomik kemer sıkmayı ve politik  boyun eğmeyi dikte eden Washington Konsens’una  başka alternatifin olamamasıydı. Bush’un  dinamitlediği Kerry’nin ise geri getirmeyi istediği yapı da buydu ve Putin de bu nedenle Rusya için Bush’un zaferinin daha iyi olacağını söylemişti.

 

Rusya’nın Putin yönetiminde geri dönüşü 2001 yılında belli olunca  ve Ukrayna’nın yıkımı  daha önce seçilen yolda devam edilemeyecek kadar derinleşince , Başkan  Kuçma yıkımı getiren bu politikaların mimarı baçbakan Viktor Yuşenko’yu görevden aldı ve yerine Viktor Yanukoviç’i atadı. Ukrayna’nın endüstriyel kuşağından gelen Yanıkoviç,  Ukrayna’nın ekonomisinin hala Rusya ile güçlü bağları olduğunu farketti ve sanayisini canlandırmaya girişti. Rus yatırımları ve Rusya’dan sağlanan uygun fiyatlı petrol ve gaz alımlarıyla Ukrayna’nın ekonomisinde toparlanma başladı ; Sovyetler Birliği’nin dağılmasından itibaren ilk defa ücretlere ve emekli maaşlarına zam yapıldı. 

Kuçma’nın başkanlık süresinin sona ermesi ile  2004 başkanlık seçimleri AB ve ABD nin desteklediği Yuşenko ile Rusya’nın desteklediği Yanukoviç  arasında bir güç gösterisine dönüştü. Venezuella seçimlerinde olduğu gibi, seçimlerin 1. turuna,   batılı sivil toplum örgütleri ( NED- National Endowment for Democracy-, IRI -İnternational Republican Institude-, NDI -National Democratik Institude-, Konrada Adenauer Vakfı, -Alman Hristiyan Demokrat kökenli-, Fridrich Ebert Vakfı -Alman Sosyalist kökenli-, Avrupa Halk Partisi - muhafazakar Hristiyan Demokrat kökenli-) vasıtasıyla yoğun bir dış müdahale  oldu. Bu batılı sivil toplum örgütlerinin hepsi de Ukrayna’nın Katolik “kültürel” milliyetçilerini ve Yuşenkocu gençliği , Ukrayna’nın “ekonomik milliyetçileri, Rusya ve Yanukoviç  aleyhine desteklemek için faaliyetlerde bulunuyorlardı. George Soros’un Açık Toplum Enstitüsü , Yugoslavya ve Gürcistan seçimleri sonrası yapılan başarılı sivil darbelerin tecrübeli  sabotajcılarını (Otpor ve Kmara örgütlerinden), aynı işi Ukrayna’da da yapmaları için Ukrayna’ya uçurdu. 

31 Ekim 2004 de yapılan seçimlerin 1. turunda Yanukoviç ve Yuşenko %39 ar oy aldılar ve ikiside 21 K asım Pazar günü  yapılan seçimleri kazandıklarını ve karşı tarafın seçimlerde hile yaptığını iddia ettiler. Büyük bir ihtimalle iki taraf de hile yaptı : oylarını arttırmada Başbakan Yanukoviç hükümetteki destekçilerinin  ellerindeki  gücü sonuna kadar kullanmalarına güvenebilirdi; Yuşenko  ise, seçmenlerinin sahte pasaportlar ve kimlik kartları ile birden fazla oy kullanmaları için  Avrupa’lı istihbarat servislerinin ve politik operatörlerinin  lojistik desteğini almıştı. ABD ve AB Yuşenko’yu büyük farklarla önde gösteren bir sürü seçim anketlerini fonladılar , tıpkı Venezuella referandumunda yaptıkları gibi, ve şimdi bu seçim anketlerini  Yuşenko’nun kazanması gerektiğine dair iddialarını desteklemek için kullanıyorlar. 

Eğer  iki taraf da hile yaptıysa  meşru  başkan kim olmalı? Bu soru  batılı ülkelerinin çözmesi gereken şu  ideolojik hususun da  kalbine vurgu yapmaktadır: Seçimler hükümetleri meşru kılar mı?  Başka bir deyişle, kendisini Batı hakimiyetinden korumaya  ya da kurtarmaya çalışan bir ulusun gücü elinde tutması ya da gücü eline geçirmesi için seçim dışı yollara başvurması meşru mudur? Ve madalyonun öteki yüzü:  Olağanüstü seçim hilelerine rağmen Bush ABD de oyların çoğunluğunu  almış görünmektedir; bu onun hükümetini meşru kılar mı? Birçokları için Afrika, Güneydoğu Asya veya Latin Amerika ‘daki bağımsızlık hareketleri  , Batılı ticari medyanın özgür ve adil seçimler dediği sistemle iktidara gelmezlerse bu hareketler kınanmalıdır. Bu Viet Minh’in ABD ordusuna karşı savaşmayarak , Güney Vietnam  seçimlerine katılmasını ve hileli yapılan bu seçimlerin özgür ve adil yapılması için reform talep etmesini istemek manasına gelir. Iraklılar’da mı aynısını yapmalılar?  

Bunlar koltuk eylemcilerinin ve emperyalizmin ajanlarının kendilerini rahatlatmak için uydurdukları  ve ABD ve AB tarafından bu ülkelere saldırmak ve bu ülkelerle dayanışmayı önlemek için  kullandıkları  argümanlardır. Eğer bir hükümet Yugoslavta ya da Nikaragua’da olduğu gibi açık seçimler yapmaya zorlanırsa , Batılı ülkeler, olağanüstü parasal destek, ve sabotajlarla dışardan etki yaparak bu hükümetleri devirirler. Bu nedenle batının kontrolünde olmayan Vietnam, Kuba, Sudan veya Suriye gibi bazı bağımsız hükümetler kendi hükümetlerini batı türü seçimler yapmadan kuruyorlar.  Haiti, Zimbabwe, Beyaz Rusya ve Orta Asya  Cumhuriyetleri nin yaptıkları seçimlere ise seçim sonuçları batı kontrolünden büyük ölçüde bağımsız hükümetler ortaya çıkardığı  için, ABD ve Avrupa Hükümetleri ve  insan hakları ajanları tarafından  ısrarla ve insafsızca  antidemokratik nitelemesi ile saldırılmaktadır. 

Bush’un resmi olarak ABD seçimlerini izlemesi için davet ettiği tek uluslararası kuruluş’un Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) olması ve onun Bush’un seçilmesine onay vermesi ve Yanukoviç aleyhinde ciddi ithamlarda buluurken Yushenko aleyhine hiçbir şey söylememesi de tesadüf değildir.

Bütün bunlar seçimlerin gereksiz olduğu manasını mı taşıyor? Hayır.Seçimlere hile karıştırılabileceği manasına mı geliyor? Hayır ! Seçimler ancak tam olarak bilgilendirilmiş ve yetkilendirilmiş seçmenlerin iradesini yansıtır. ABD’deki gibi şirket paraları ve medyanın hükmünün geçerli olduğu, “kazanan hepsini alır” sistemi içinde alternatif seçeneklerin seçenek olmaktan çıkarıldığı ve partizan memurların oy  işlemleri üzerinde kimse tarafından denetlenemeyen kontrollerinin olduğu bir seçim sisteminin  “özgür ve açık” inanan kimse ya kördür ya da yalan söylemektedir. Çok yaygınseçim hilelerinin yaşandığı Ohio’ya komşu  bir eyaletinin önde gelen bir Cumhuriyetçi memurunun seçim hilelerini sebep göstererek başka bir ülkenin hükümetine karşı darbe çağrısı yapması tam anlamıyla Orwell’lik bir olaydır.  Holding medyasının(ABD deki)  dünyanın öbür ucundaki seçim düzensizliklerini tek yanlı olarak yansıtırken  kendi evindeki  seçim hilelerini tamamiyle görmezden gelmesi ise onların propagandacı çizgilerini gözler önüne sermektedir.

Dogmaya meydan okuyun, bağımsız düşünün.

 

Kaynak: Los Angeles Independent Media

 

Çeviri: AÇIK İSTİHBARAT