İstihbarat18 Ekim 2004 00:00

ABD-PKK ilişkisi - Savaş Süzal

ABD'nin bir kaç ülkede teröristlere ve teröristleri destekleyen ülkelere, el altından verdiği desteği anlatınca bende konuyu yeniden değerlendirmek ve düşünmek gerektiğine inanarak elimde bulunan tüm bilgileri oturup döktüm, alt alta yazdım. Bakın bu bilgiler ışığında sonuca kendiniz varın.coupons for cialis 2016 blog.nvcoin.com prescription drug cardscleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilorenovation vejle renovation skive renovamicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg

Ben PKK ile ABD arasında bugüne kadar var olduğu iddia edilen
bağlantı ve ilişkilere inanmak istemedim ve inanmamakta da yıllarca
direndim. Çünkü mantık, teröre karşı olduğunu iddia eden bir ülkenin
teröristlerle dans edemeyeceğini onlara destek vermeyeceğini
gösteriyordu ve bende bu basit mantığa inanıyordum, belki de inanmak
istiyordum. Geçen gün terör uzmanı olan Washington'daki bir
arkadaşım, ABD'nin bir kaç ülkede teröristlere ve teröristleri
destekleyen ülkelere, el altından verdiği desteği anlatınca bende
konuyu yeniden değerlendirmek ve düşünmek gerektiğine inanarak elimde
bulunan tüm bilgileri oturup döktüm, alt alta yazdım. Bakın bu
bilgiler ışığında sonuca kendiniz varın. Ben, yalnız ca yol göstermek
istemiyorum. 

ABD askeri helikopterlerinin PKK'lılara malzeme attığı yolunda Türk
basınında çok sayıda haber çıkmıştı. Bana bu konuyu Amerikalı askeri
helikopter pilotunun karısıyla ilişkisi olan farklı bir kaynak,
sevdiğim ve sözüne inandığım bir Türk, farkında olmadan anlattı. Ama
o olayı ABD'nin PKK desteği olarak değil yalnızca kendi zamparalığını
anlatmak için kullanmıştı. Tarihler ve olaylar takip edildiğinde olay
doğrulanıyordu. Kadın adamı, kocasının o gece evde olamayacağını zira
Güneydoğu Anadolu da belirli yörelere ve kişilere malzeme atacağını
söyleyerek belirli geceler eve çağırıyormuş. Bu buluşmalar aynı
minval üzerinde bir kaç kez devam etmiş gitmiş. Adam hiç kafasını
zorlamamış kime ve ne atıldığı konusunu yalnızca Amerikalı kadınla
olan birlikteliğini düşünmüş.

Gelelim APO'yu bize vermelerine. Hatırlayın, Türkiye'nin bu konu da
bir operasyona hazırlandığı ve kararında ciddi olduğunu ortaya
koyması ardından, Suriye, terör örgütü başı APO'yu  Türkiye ye
vermeye hazırlanıyordu. APO birden nasıl olduysa hareketlendi ve yedi
düveli dolaşmaya başladı. Bence bu dolaşma bir pazarlık dönemini ve
bazı istihbarat örgütlerinin bizim niyetimizi anlaması için bir
yoklama dönemiydi. O zamanlarda ABD Dışişleri bakanlığı Asraştırma ve
Analiz bölümünde görevli olan Profesör Henri Barkey'in de terörist
başı ile görüşmek istemesini sie neye bağlanır bilemiyorum. Ne zaman
ki müşteki APO'nun hayatı garanti altına alındı, hemen Türkiye ye
büyük ihtişamla taktim edildi. Edilmek zorundaydı ve böylece
müttefikler öldürülmesi yerine bir katilin hayatını kurtarmış oldu.
Apo yakın bir tarihte AB'nin olmayan Türk iç ve Dış politikaları ve
yok ettiği memleket sevgisi ardından yakında Leyla Zana ile birlikte
Türkiye Büyük Millet Meclisi Kürsülerinden sizlere hitap edecektir
emin olun. Bizdeki Vahdettinler olduğu sürece bekleyin bunu da.

ABD Merkezi Washington DC de PKK bir büro açtı. Adı Amerikan Kürt
Enformasyon Merkezi (AKIN). Parası ve talimatlarının Almanya ve
Avrupadan geldiğini ben bile duyuyordum da o muhteşem istihbarat
örgütlerine sahip ABD bunlardan ne yazıkki haberdar değildi.
Güldürmeyin beni Allahasen. Almanya dan gelen PKK'lıları Washington
bölgesine yerleştirirdi bu teşkilat. Bu teşkilatın başına ağabeyisi
tarafından Kanada'ya okumak için getirtilen sonra ABD'ye geçip orda
tahsiline devam edecekken vizesi bittiği için birden kürt olduğunu
hatırlayarak PKK adına mücadele etmeye başlayan ve Kani Xulam adını
alan Diyarbakırlı Azimettin Gündüz getirildi. Buraya da bir parentez
açarak Kani'nin ağabeyinin Türkiye de TÜBİTAK Bursu ile okuyup
Amerikaya getirildiğini vurgulayalım. Yani sizin ve benim vergi
paralarımızla bir canavar yarattık. Şimdi California da paraya para
demiyormuş. Diyarbakırlı hemşlehrilerine duyurulur. Kani
telefonlarını, bürosu basıldıkdıktan sonra ordan etmez kartla
yakındaki Sheraton otelindeki kumbaralı telefonlardan ederdi.

Azimettin PKK faaliyetlerinin yanısıra ölü bir Amerikalı çocuğun
kimliğini çalarak pasaport çıkarırken yakalandı ve yargılandı. Adil
Amerikan yasaları aynı Afganistan'da yakaladıklarına yaptığı gibi
Kani'yi PKK bürosunda 40 saat çalışma gibi ağır bir ceza verdi. Oysa
bırakın kimlik çalmayı, yalnızca pasaport sahtekarlığının cezası, ABD
Dışişleri bakanlığı duvarlarında asılı ilanların yazdığına göre, 100
000 dolar para cezası ve derhal sınırdışı edilmekti. Ben bunu
yıllarca ABD Dışişleri bakanlığı sözcüsüne sordum ve hep aynı yanıtı
aldım; Konu adalete intikal etmiştir bizi ilgilendirmiyor. Darısı
diğer teröristrlerinde başına ve ardından bu kişi tekrar siyasi
sığınma talebinde bulundu ve kendisine bir kaç kişi Amerika'dan
siyasi sığınma verilmesi için tavsiye mektubu yazdı. Şimdi bilin
bakalım kim ABD hükümeti nezdinde tavsiye mektubu yazmış bu zavallı
çocuğa? Hani bizim Dışişleri Bakanlığı'nın mümtaz adamı Henri Barkey
varya, hani herşeyi tekzip eden ve son toplantıları yalanlayan
Barkey, Kani için bu mektubu yazdığını da inşallah yalanlar. Bay
Barkey'in eşi o tarihlerde hala CIA de çalışıyordu. Ne tesadüf.
Şimdilerde de Çin işlerine merak sarmış duyduğumuz kadarıyla. Birde
bu kişiyle ilgili son haber, etrafına Kerry seçilirse Ulusal Güvenlik
Konseyinde Türkiye yi de kapsayan konularda çalışacağı söylentisini
yayıyormuş. Bunlar dedikodu. Allah Türkiye yi korusun

Yıllarca Washington'daki Yunan büyükelçiliği ve Yunan lobisinin
güdümüyle Türkiye ye büyük zararlar verdi Kani. Bir ara Türk lobi
şirketlerinin yüzde 50 hedefi Kaninin Türkiye aleyhine faaliyetlerini
bloke etmeye çalışmak oldu. Pek de başarılı olabildiklerini söylemek
ise mümkün değil. Geçenlerde gene bir beyin fırtınası yapıyorduk
Washington'da bana anlatılanlar küçük dilimi yutmama neden oldu
neredeyse. Bu hani adını bir türlü Amerikalılaştıramayan kimlik ve
pasaport sahtekarı Kani varya ne yapmış bilin bakalım? Hani Leyla
Zana varya gidip Avrupalarda ödül alan Sacharow ödülü ve bizim aklı
evvel meslektaşların yalpaklandıkları ve bizimkilerin pek övüdükleri,
hani benim Türk askerinin kanının dökülmesi yolundaki sözlerinden
dolayı sevmediğim kadın. Kani arkadaşı olan Andrei Sacharow'un oğlu
aracılığıyla Leyla Zana'ya bu ödülü aldırarak bir gol daha attı
Türkiye ye. Kani yi de yandaşlarını da kutlarım. Böylece AKIN'ın
internet sitasindeki Zana faslı da kapanmış oldu. Dostumuz ve terörle
mücadele den ABD bu kişiye siyasi sığınma hakkı verecek unutmayın.

Son olarak, terörle mücadele amacıyla Irak'a giren ABD'nin Kuzey
Irak'taki PKK unsurlarını neden Türkiye ye vermediğine ışık tutacak
yeni bir iddia öğrendim. Aslında pek de iddia değil kayıtlara geçen
bir tür pazarlık galiba. Arkadaşlar, bizimkilerden, çok sıkıştıkları
ve her gün asker kaybetmeye başladıkları Afganistan'a da asker
göndermemiz konusunda bastırıyormuş. Bizimkiler de, siz Kuzey
Irak'taki PKKlıları verin, bizde elimiz rahatlayacağı için, onlara
karşı o bölgeye yakın konumlandırdığımız askerlerimizi Afganistan'a
yollayalım diyormuş. Ben uydurmadım. Bunlar Kongre kayıtlarında var.
Tom Lantos'a verilen bilgiler arasında meraklısına duyurulur.


Şimdi gelelim yanıtlanması gereken sorulara; Yıllardır Türkiye'nin
uyarılarına rağmen ABD neden Kani'yi sınırdışı etmez ve Türkiye ye
iade etmez? Hani bir vize sahtekarlığı için aylarca ve hatta yıllarca
hapis yatan kaçak Türkleri düşünüyorumda Amerikanın bu insani turumu
benim gözlerimi yaşartıyor: Neden PKK'lıların olduğu bölgelere
gizlice askeri helikopterle malzeme atar? Peki yılardır İsraillilerin
terör lideri olarak tanımladığı kişileri kavurmasına ve uzaktan
roketlerle öldürmesine ses çıkarmayan ABD, neden PKK lideri APO'nun
öldürülmesine müdahale eder? Neden Kuzey Irak'taki PKK'lıları vermez
ve bunlardan biriyle, eşkiya başının kardeşi Osman Öcalan ile  teşrik-
i mesai içine girer? Şimdi size soruyorum. PKK'yı kimin
desteklediğini. Bu zor soruyu sizin de zorlanmadan kolayca
yanıtlayacağınızdan hiç mi hiç kuşkum yok.