Irak'ta Aydın Katliamı - Ergin Yıldızoğlu
Irak'taki ABD işgalinin bilinmeyen bir yüzünü, bu hafta, Georgetown Üniversitesi'nden, Andrew Rubin, The New Statesman 'da gözler önüne serdi. Rubin'in araştırması işgalden bu yana 200'den fazla Iraklı aydının öldürüldüğünü gösteriyor. Bu cinayetlerde CIA'nın parmağının olduğu söyleniyor. (Editörün notu: Irak'ta sadece CIA değil MOSSAD'da aktif olarak aydınları öldürüyor)new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponscialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon cardbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus
Önce tensikat sonra tasfiye
ABD işgali altında Irak'ın tarihi zenginlikleri, enerji kaynakları, ekonomik varlıklarının sistemli bir biçimde, talan ediliyor. Irak'ın ''yeniden inşası'' aslında ülkenin, ulusal ekonomik siyasi kültürel dokusunu parçalarken mal ve can güvenliğinin ortadan kalkması, orta sınıfı fiilen tasfiye ediyor. Iraklı orta sınıf (burjuva katmanlar) kitleler halinde ülke dışına çıkıyor, kalanlar gangsterlerin elinde ya servetlerini kaybediyor ya da canlarını.
Bunları biliyor, ABD'nin Irak'ta yeniden bir ulusal bilinç, direniş ve nihayet yapılanmaya temel oluşturacak maddi zemini ortadan kaldırmayı amaçladığını düşünüyor, bu olasılığı, zaman zaman da yazılarımızda (özellikle geçen yıl) irdeliyorduk. İmparatorlukların var olabilmesi için ulusla yapıların parçalanarak yerel yapılara dönüştürülmesi gerekebileceğine ilişkin bir tez söz konusuydu. Rubin'in sergiledikleri, hem bu tezi destekliyor hem de Irak'ta yeniden bir uluslaşma olasılığına karşı işletilen imha dinamiğinin, ekonomik ve siyasi boyutlarla sınırlı olmadığını gösteriyor.
Irak Öğretim Üyeleri Sendikası 'nın bildirdiğine göre, 2003 Martı'ndan bu yana, hemen hepsi sosyal bilimler dalında olmak üzere yüzlerce öğretim üyesi, işgal yönetimi tarafından en olmadık nedenlerle işlerinden uzaklaştırılmışlar. Daha sonra, bunların 200'den fazlası faili maçhul cinayetlere kurban gitmiş. Rubin ''artık Irak'ta aydınların, üniversite öğretim üyelerinin, öğretmenlerin hemen her gün düzenli bir biçimde öldürülüyor olması olağan hale geldi'' diyor.
'Karanlık bir iş'
Her gün yüzlerce Iraklı genci tutuklayıp Abu Garib tezgâhından geçiren işgal güçleri ve geçici yönetim ise sıra bu cinayetlere gelince, parmağını bile kıpırdatmıyor. Rubin, geçenlerde bir ABD Savunma Bakanlığı sözcüsünün, basın toplantısında konu bir soruyla gündeme getirildiğinde, ''karanlık bir iş'' diyerek geçiştirdiğini, başkaca bir bilgi de veremediğini aktarıyor.
Halbuki cinayetlerin bazı ortak özellikleri sistemli olduklarını düşündürüyor. Örneğin, tek bir üniversite dekanının yanı sıra birçok öğretim üyesi cinayete kurban gidiyor. Bu cinayetlerde ölen 200'den fazla aydının fizik ve kimya vb. bilim dallarından değil de sosyal bilimlerden olması, kurbanların ''nükleer programlar hakkında bir şey bildikleri'' için Saddam yanlıları tarafından öldürülmüş olması olasılığını devre dışı bırakıyor ve ''Neden sosyal bilimlerde çalışanlar'' sorusunu gündeme getiriyor. Sakın işgalin ekonomik, sosyal, kültürel tahribatını, ABD emperyalizmini bölgedeki faaliyetlerini çözümleyecek bu çözümlemeler üzerinde bir siyasi hareket oluşturabilecek ya da en azından bir siyasi harekete teorik, ideolojik bilgi sağlayabilecek kadrolar tasfiye ediliyor, meydan ulusal refleksler yerine etnik ve dini duyarlılıklarla hareket eden öznelere terk ediliyor, böylece Irak sosyal formasyonundaki çatlaklar derinleştiriliyor olmasın? Öldürülenlerin çoğunun, edebiyat, hukuk ve tarih dallarından öğretim üyeleri olması ilginç değil mi?
Bu sorulara cevap vermeye yardımcı olabilecek bir diğer ilginç bilgi de, the American Prospect 'de Robert Dreyfuss 'un yazısında gözler önüne serilmiş (Rubin aktarıyor). Dreyfuss'a göre ABD yönetimince Irak için ayrılan 87 milyar dolar ek fonun 3 milyarı CIA'nın gizli paramiliter harekâtları için ayrılmış (sömürge valisi Bremmer 'in bir terorizmle mücadele uzmanı olması, ABD büyükelçiliğine, Latin Amerika'da ölüm tugaylarının örgütlenmesi ve finansmanında önemli bir rol oynamış John Negroponte 'nin getirilmiş olması da bu bağlamda anlamlı değil mi?-E.Y).
Rubin'e göre iki tarihsel eğilim oldukça açıklayıcı. Birincisi bizzat CIA, geçmişte bu tür eylemlere sık sık başvurmuştur (Bush yönetimi CIA'nın suikast yapmasını engelleyen yasayı kaldırmadı mı?- E.Y). İkincisi, Osmanlı döneminden başlayarak, Fransız ve İngiliz sömürgecilerinin deneyimi, bölgede ulusalcı, antiemperyalist, hatta sosyalist reflekslerin ilk önce hep aydınlar, akademik çevreler arasında mayalanmaya başladığını gösteriyor. Bu ikisini bir araya koyunca da Irak halkı arasındaki, bu cinayetlerin arkasında CIA ve Mossad olduğuna ilişkin kanıyı ciddiye almak gerekiyor. Acaba Irak'ta pişen bu zehirli yemekten komşularındaki aydınlara da bir pay düşecek mi?