İstihbarat23 Ağustos 2004 00:00

Bu işten kimin çıkarı var? - Özgen Acar

Son günlerde Ankara'daki yabancı ''istihbaratçı diplomatlara'' bol bol malzeme çıktı. ''Çakıcı-Mit-Yargıtay'' üçgeninden basına yansıyan olaylar, dedikodular, telefon konuşmaları, demeçler yabancı diplomatlarca ''açık istihbarat'' olarak kabul ediliyor. İstihbaratçıların temel görevi, bulundukları ülkedeki ''gizli'' bilgilere ulaşmak, bunları toplayıp derlemek, belirli bir denetim süzgecinden geçirdikten sonra ''kripto'layıp- şifreleyip'' başkentlerine rapor etmek olarak özetleniyor. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon card

Ankara'da pek çok ülkenin, işi yalnızca ''istihbarat'' olan diplomatları da var. Bu diplomatlar bugünlerde zevkten dört köşeler. Türk basınından sağladıkları ''açık istihbarat'' , onlara MİT'in nasıl çalıştığını; nelere, nasıl burnunu soktuğunu da açık seçik gösteriyor.

Çakıcı-MİT-Yargıtay üçgeni hakkında basında yazılıyor, çiziliyor. Olay şu ya da bu biçimde yargıda. Bu nedenle bu olaylara değinmeyeceğiz. Ancak dikkatlerden kaçan bir noktaya eğilmek istiyoruz. Bu tür ''skandal'' haberi gazeteciler ''almaz'' , gazetecilere ''verilir'' . Bir başka deyişle ''basına sızdırılır'' . ''Gizli'' kalması gereken konuşmaların ''telekulaklarca'' kaydedilip her geçen gün yeni verilerin ''basına sızdırıldığına''tanık oluyo ruz. Yargı kararı olmadan ''telekulak'' görevi yapanların kulaklarının çekilmediği bu ortamda ''gizli konuşmalar'' amirlerinin bilgileri dışında (!) basına neden sızdırılıyor, hiç düşündünüz mü? Ya da bu bilgilerin basına sızdırılmasında kimin ya da kimlerin çıkarı var?

Çakıcı'nın mı? Olamaz. Bu koşullar altında Mafia babası Alaattin Çakıcı 'nın durumunun daha da güçleştiği bir gerçek. MİT mi? Olamaz. MİT, belki de tarihinde bu denli acı bir yara almamıştı. Yargıtay mı? Hukukun tepesinde, adalet dağıtan bir kurum neden yara almak istesin ki?

O halde bu olayda kimlerin çıkarı var? Biz, bu rezalette AKP Hükümeti'nin en büyük çıkarının oluğuna inanıyoruz. Bir kere... Ağır yara aldığı hızlandırılmış tren kazasını kamuoyunun gündeminden düşürmüş oldu. İkincisi... MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu 'nu bahane edip MİT Başkanı Şenkal Atasagun takımının ayağının altına muz kabuğu koyarak kaydırmanın kapısı aralandı. Böylece AKP, MİT'te de kadrolaşmasını gerçekleştirebilecek. MİT'in yeni kadrosu, Milli Güvenlik Kurulu'na sunacağı ''güvenlik'' raporları ile 28 Şubat olayları benzeri bir ortama yönelişi yumuşatabilecek. Üçüncüsü... AKP'nin kurulduğu günden bu yana savladığı, partiye de takılan ilk ad olan ''Adalet'' kavramında yaşanan çarpıklığı Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya 'yı ima ederek ''balık baştan kokmuş'' söylemi ile seçmenlerine kanıtlamış olacak.

Bu çarpıcı olayla ve medyanın desteği ile ''laikliği'' savunan kurumlardan ''MİT'' ve ''Yargıtay'' kamuoyu önünde yıpratıldı. Şimdi, sıra TSK'ye gelecek. Yakın bir gelecekte, Milli Güvenlik Kurulu'nda 28 Şubat benzeri bir olay ya da laiklik karşıtı bir konu tartışıldığında, AKP Hükümeti'nin hazırladığı TSK'deki silah ihalelerindeki yolsuzluk dosyalarını kurulun gündemine taşıyacağı söyleniyor. Bu nedenle Alpogan'ı güç günler bekliyor. AKP hükümeti, sistemli bir strateji ile ''laiklik'' savunucusu kurumlara kara çalmayı sürdürüyor, daha da sürdürecektir.

24.08.2004 Cumhuriyet