İstihbarat ve Diplomasi - Özgen Acar
''Diplomasi'' ve ''istihbarat'' oldum olası iç içedir. İyi bir ''diplomat'' olmak için iyi bir ''istihbaratçı'' da olmak gerekir. İyi bir ''istihbaratçı'' olmak için iyi bir ''diplomat'' olmak gerekir mi bilemeyiz. Ancak, Ankara diplomasi kulisinde ''baş istihbaratçıların'' da artık ''baş diplomatlardan'' seçildiğine dikkat çekiliyor. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadarenovation vejle renovation skive renova
Bu anımsatmaya Atina Büyükelçisi (59) Yiğit Alpogan 'ın ''ilk sivil'' Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri olarak atanması neden oldu. Alpogan, eylül başında yeni görevine başlayacak.
''Diplomasi'' ve ''istihbarat'' arasındaki bu ilişkiye bir örnek daha... Çok güzel Türkçesi ile Ankara'da dostluk çemberini genişleten Polonya Büyükelçisi Andrej Ananicz 'den bir mektup aldık. Mektup şöyle başlıyordu: ''Sayın Hocam, Değerli Dostum! Şahsıma önemli devlet vazifeleri verilmiş olmasından ötürü acilen Polonya'ya dönmek mecburiyetindeyim.'' Büyükelçi Ananicz'in sözünü ettiği ''önemli devlet vazifelerinden'' kasıt, Polonya istihbarat örgütünün başına atanmasıydı. Andrej, yalnızca Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 'e 3 Ağustos'ta veda ziyaretinde bulunabildi. Diplomatlar için geleneksel olan veda resmi kabulünü bile düzenleyemeden, yakınlarına birer mektup yazarak ''apar topar'' başkentine döndü.
Ankara'dan ''apar topar'' başkentine dönmek zorunda kalan bir başka diplomat daha vardı. Fransız Büyükelçisi Jean-Claude Cousseran daha bir yılını doldurmadan birkaç yıl önce Fransız istihbarat örgütünün başına getirilmişti. İşin garibi, bir Türk Büyükelçisi de Türk Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) başı yapılmıştı. Bağdat'ta iken Saddam Hüseyin 'in Kuveyt'i işgal edeceğini önceden bildiren Sönmez Köksal MİT'in başına getirildikten birkaç yıl sonra Paris'e Büyükelçi olarak atanmıştı. Bir gazeteci olarak, ister istemez, Cousseran-Köksal ikilisinin Paris'teki işbirliğini doğrusu merak etmiyor değiliz!
Buna karşılık Irak'ın Ankara'daki Büyükelçisi Rafi Dahham Mejwel El-Tıkrıti Bağdat'a dönünce Irak gizli servisinin baş koltuğuna oturtulmuş, ancak daha sonra Saddam'ın kurbanı olarak yaşamını yitirmişti. Uzun bir aradan sonra, Bağdat Ankara'ya Sabah Umran adında bir diplomatını büyükelçi olarak gönderiyor. Eylülde görevine başlaması beklenen Umran, daha önceleri Ankara'da üçüncü kâtip olarak mesleğe başlamış, Irak işgalinden sonra görevinden alınmayıp bakana başdanışman yapılmıştı.
Bu tür atamalar yalnızca bugünün olayı değil. Örneğin Bükreş Büyükelçisi Celal Tevfik Karasapan 1960'ta MİT'in başına getirilmiş, ancak 1960 ihtilalinden beş gün sonra görevinden alınmıştı. Bir başka MİT Başkanı Korgeneral Fuat Doğu da ''12 Mart Muhtırasından'' sonra Lizbon'a büyükelçi gönderilmişti. Her ne kadar MİT kökenli olmasa da Genelkurmay Başkanlığı'nın ''askeri istihbarat'' bölümü olan ''Plan ve Prensipler Dairesi Başkanı'' Amiral Fahri Korutürk de 1960 ihtilalinden sonra Moskova'ya atanmıştı. Bu atamada Korutürk'ün 2. Dünya Savaşı'nda Adolf Hitler Döneminde Berlin'de askeri ataşelik geçmişi ile ''27 Mayıs Devrimini'' yapan Milli Birlik Komitesi'ne yakınlığı etkili olmuştu.
''Diplomat'' ve ''istihbarat'' ilişkisinin yerini artık farklı bir boyutun aldığı anlaşılıyor. Bu boyut ''Türk kökenli'' diplomat ya da eşleri olarak özetlenebilir. Litvanya'nın ''Türk Kökenli'' bayan büyükelçisi Halina Kobeckaite bu hafta Ankara'da görev süresini tamamlayıp ülkesine dönüyor. Bayan Kobeckaite'nin yeni görevi Litvanya Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı olacak.
İtalya, Ankara'ya Carlo Marsili 'yi Büyükelçi olarak gönderdi. Büyükelçi Marsili ''12 Eylül Dönemini'' yakından tanıyan bir diplomat. 12 Eylül öncesi ve sonrasında Ankara'da büyükelçilik siyasal müsteşarı idi. O zaman Türkiye'de tanıdığı eşi Selva Hanım bir Türk. Marsili, Cumhurbaşkanı Sezer'e 24 Şubat'ta güven mektubunu sundu.
Tam 60 yıl önce aynı gün, İstanbul'da ABD Başkonsolosluğu diplomatlarından Allen Dulles , Ankara'da İngiliz Büyükelçisi Sir Hughe Knatchbull-Huggesen 'in uşağı ''Çiçero'' diye bilinen Arnavut kökenli İlyas Bazna adlı casusun varlığını ortaya çıkarmıştı. Çiçero, İngiliz Büyükelçisinin okuduğu müttefiklerin gizli raporlarının mikro filmlerini, Alman Büyükelçisi ve sürgündeki eski Başbakan Franz von Papen 'e satmıştı. ''Office of Strategic Services (OSS) - Stratejik Hizmetler Bürosunun'' İstanbul'da ''istasyon şefi'' olan Dulles, bununla da yetinmemiş, Çiçero'nun yalnızca Nazilere değil, aynı filmleri Türk istihbaratına verdiğini de saptamıştı. 2. Dünya Savaşı'nın bu ''en büyük casusluk olayını'' ortaya çıkaran Dulles daha sonra Washington'a dönerek ''Central Intellegence Agency (CIA) - Merkezi Haberalma Örgütü'' nü kurarak başına geçmiş, ağabeyi John Foster Dulles da ABD Dışişleri Bakanı olmuştu.
Eşi Türk olan bir başka yabancı büyükelçi de İsviçre'den. 29 Temmuz'da Sezer, kendisine güven mektubunu sunan Büyükelçi Walter B. Gyger 'in Türk eşi Birsen Hanımla da ilginç konuşmalar yapmıştı. Elçiler geliyor, elçiler gidiyor. Diplomatlar geliyor, diplomatlar gidiyor. Ama ne var ki yaklaşık iki yıldır Türk büyükelçiler kararnamesi Dışişleri Bakanlığı'ndan bir türlü çıkmıyor!
24.08.2004 Cumhuriyet