Siyaset28 Ekim 2004 00:00

Niçin kızıyoruz anlamıyorum! - Ümit Zileli

Daha bir buçuk yıl evvel ABD'nin isteğiyle hem PKK'ye, hem Hizbullah'a ''eve dönüş'' adı altında af çıkarıp, yüzlercesini hapishanelerden azat eden bu iktidar değil miydi? Daha önceki gün, yeni Türk Ceza Yasası uyarınca Diyarbakır'da yüzlerce PKK ve Hizbullah üyesi serbest bırakılmadı mı? Diğer birçok cezaevi de süratle boşalmıyor mu? cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis forum link cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenaclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilo

Gerçekten anlayamadım; biz, Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Alt Komisyonu Başkanı Fransa Yeşiller Partisi Milletvekili Helene Flature 'ye niçin kızdık? Ne demişti kadıncağız:

- Diyarbakır, Kürt bölgesinin başkentidir. Aynı zamanda AB'ye giriş mücadelesinin de başkentidir!

Nerede söyledi bu sözleri Madam Flature? Diyarbakır'ın Tellikaya köyünde! Ne yapıyordu orada? İncelemelerde bulunuyordu... Fransız Madam, derin incelemelerini köylülerle yaptığı kapalı toplantıyla tamamına erdirdikten sonra bir gazeteciye kelimesi kelimesine yukarıdaki açıklamayı yaptı. Biz de kızdık!

- Halt ettik!

Bu ülkeyi yöneten iki başbakan, daha dün denebilecek denli yakın geçmişte benzer açıklamalar yapmadılar mı? Eski Başbakan Mesut Yılmaz, ''AB yolu Diyarbakır'dan geçer'' dememiş miydi? Yeni Başbakan Tayyip Bey, ''Diyarbakır BOP'un yıldızı olacak'' diye dosta düşmana ilan etmemiş miydi?

Koskoca iki başbakanı referans alan Fransız milletvekili, doğal olarak biraz daha açıldı, Diyarbakır'ı ''Kürt bölgesinin başkenti'' ilan ediverdi! Siz ''Kürdistan'' demediğine şükredin...

- Hiç kuşkunuz olmasın; onu da bir başka ''inceleme görevlisi'' Diyarbakır'ın bir başka beldesinde ilan edecektir, yakında!!!

****

Yeşiller Grubu'nun eski başkanı Angelika Beer 'e niçin kızdığımızı ise hiç anlayamadım. Şu söylediğinin neresi orijinal Allah aşkına:

- PKK, yeni adıyla KONGRA- GEL affedilmelidir.

Daha bir buçuk yıl evvel ABD'nin isteğiyle hem PKK'ye, hem Hizbullah'a ''eve dönüş'' adı altında af çıkarıp, yüzlercesini hapishanelerden azat eden bu iktidar değil miydi? Daha önceki gün, yeni Türk Ceza Yasası uyarınca Diyarbakır'da yüzlerce PKK ve Hizbullah üyesi serbest bırakılmadı mı? Diğer birçok cezaevi de süratle boşalmıyor mu?

Hapishaneden salıverilen Leyla Zana ve arkadaşları, İmralı'dan verilen emirler doğrultusunda PKK'nin yeni partisini kurmaya soyunmadılar mı? Leyla Hanım, Avrupa Parlamentosu'nda dakikalarca ayakta alkışlanan konuşmasında, büyük bir tesadüf eseri(!) Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun ''Azınlıklar Raporu'' nda yer alan ''Türkiyelilik'' üst kimliğine uygun yeni anayasa istemedi mi?

- Peki, biz Angelika Hanım'a niçin kızıyoruz?

Allah bilir şimdi Avrupa Parlamentosu'nun 17 Aralık'ta oylanacak ve ''Ermenistan'la barış (bir adım sonrası soykırımı kabul!) Türk askerinin Kıbrıs'tan çekilmesi, Alevilerin Müslüman azınlık olarak kabul edilmesi'' gibi konuları içeren Türkiye Raporu taslağına da kızarız!

- Bence, bizde bir bozukluk var; kime kızacağımızı bile bilmiyoruz!!!

Utanmak

Tayyip Bey önceki gün Berlin'e epey maliyetli bir çıkarma yaptı. Bir yanına Fransa Cumhurbaşkanı Chirac 'ı, diğer yanına Almanya Başbakanı Schröder 'i alıp poz vermesi Türkiye'ye tam 2 milyar 800 milyon dolara patladı!

Tabii bu yalnızca 36 adet Airbus uçağının bedeli. Almanya'dan alınan Leopar tanklarının fiyatı buna dahil değil! Avrupa Birliği'nden müzakere tarihi alınması için ikna gezisi olarak lanse edilen bir toplantıda Fransız-Alman ortak yapımı Airbus uçakları için protokol imzalanması pek şık oldu! Merak ediyorum; uçak maketi önünde beşuş bir çehreyle poz veren Chirac'ın ortak basın toplantısına katılmayı reddetmesi bizimkilerin yüzünün kızarmasına neden olmadı mı? Bazı tetikçiler sütunlarında ''aslında basın toplantısı yoktu. Yanlış yazılmış. Bu yanlışı yapanlar cezalandırılmalı'' derken hiç utanç duymadılar mı? Yanıtı belli sorular değil mi?!

Tayyip Bey uçak maketinin önünde poz verirken pek mutlu görünüyordu. Doğaldır; tüccar olduğunu gururla söyleyen başbakan, Hyundai'den ''hediye olarak'' iki adet limuzin, MAN'dan bedavaya otobüs, Mercedes'ten bila ücret lüks otomobil isterken de hiç rahatsız olmamıştı. Bazı gazeteler ise bu tavrı ''ticari deha'' olarak nitelendirmişti...

- Galiba bende bir bozukluk var; her birini izlerken çok utandım...