İstihbarat7 Şubat 2005 00:00

Demokratik Suikast - Mustafa Yıldırım

ABD ile sivil örgütler arasında oluşturulan parasal bağları ve CIA ilişkilerini dosyaladı. Soruşturma açtığı kişi sayısı 400’ü bulmuştu. ‘Şeffaflık’ ve ‘demokrasi’ ideallerine bağlılığı propaganda eden ABD siyasi partilerine, sendikalarına, işadamı örgütlerine, George Soros gibi piyasa karıştırıcılarına bağlı sivil(!) örgütlerin askersel darbeye katılmalarını şaşırtıcı bulanlar olabilir. Büyük şirketler, büyük para piyasası çetelerinin güdümündeki devletler amaçlarına ulaşmak için demokrasi ve özgürlük cilasıyla örtülmüş maskelerini gerektiğinde bir kenara atarak kanlı işlere girişebilmektedirler. sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectscleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgabilify abilify alkohol abilify

 Savcı Danilo Anderson, Venezuela’da yapılan serbest seçimlerde büyük oy farkıyla devlet başkanlığına gelen Chavez yönetimine karşı 2002’de düzenlenen darbeyi soruşturuyordu. Darbeye ABD’den para aldığı kanıtlanan subaylar, Amerikan devletinin hazinesinden beslenen NED’in parayla ve elemanla desteklediği dernek, vakıf, moda adlandırmayla sivil toplum örgütleri, Amerikan güdümlü sendikalar, Venezuela’da serbest pazar idealine ve Amerikan şirketlerine bağlı işadamları, işadamlarının medyası katılmıştı.

Darbe Venezuela halkının büyük isyanı sonucunda amacına ulaşamamış ve subaylar ABD’ne kaçmışlardı.

Savcı Danilo Anderson, ABD ile sivil örgütler arasında oluşturulan parasal bağları ve CIA ilişkilerini dosyaladı. Soruşturma açtığı kişi sayısı 400’ü bulmuştu. ‘Şeffaflık’ ve ‘demokrasi’ ideallerine bağlılığı propaganda eden ABD siyasi partilerine, sendikalarına, işadamı örgütlerine, George Soros gibi piyasa karıştırıcılarına bağlı sivil(!) örgütlerin askersel darbeye katılmalarını şaşırtıcı bulanlar olabilir.

Bu büyük bir yanılgıdır. Çünkü ülkeleri dışardan kuşatan ve içerden ele geçirerek doğal kaynaklarına, iç pazarına, işgücüne el koymak isteyen büyük şirketler, büyük para piyasası çetelerinin güdümündeki devletler amaçlarına ulaşmak için demokrasi ve özgürlük cilasıyla örtülmüş maskelerini gerektiğinde bir kenara atarak kanlı işlere girişebilmektedirler. Bunu kanıtlamaya gerek yok. Çünkü sözde sivil örgütleri yönetenlerin geçmişlerine bakmak yeterlidir.

Demokrasi oyunuyla hazırlanan darbeyi soruşturan Danilo Anderson bir büyük mağazanın önünde silahlı saldırıya uğradı. Bu saldırıdan kurtulmayı başaran Anderson iki hafta sonra, 18 Kasım 2004’te Caracas yakınlarında arabasına konulan bombanın uzaktan patlatılmasıyla öldü. ABD elçiliği suikastı kınamakta gecikmedi.

Suikast zanlısı olarak aranan polislerden biri çatışmada öldü, öteki ikisi yakalandı. Halkın gösterilerinde komplo sonucu ateş açıldığı ortaya çıktı. Suikastçılarla sivil(!) darbeciler arasındaki ilişki ortaya çıktı.

Demokrasi ve liberal iktisadiyat perdesinin arkasında örülen ağın nereye ulaştığını bilmeden olayları algılamak ve olabilecekleri öngörmek olanaksızdır. Salt düşünsel, bilimsel, siyasal ilişkilerle durumu aydınlatmak da olanaksızdır. Sivil ilişkileri besleyen para akışını görmek gerekiyor.

Sanatçı Mark Lombardi de böyle düşünüyordu. Bizim gibi kitap yazmak yerine Lombardi, parasal ilişkileri resimle birleştirdi ve şebekenin haritasını, para kanallarını tablolara geçirdi. Örneğin George Bush Jr.’un yönetiminde yer aldığı Harken Energy firmasının Suudlara, Osama Bin Ladin’e ulaşan para kanalını resmetti ve bu işin içine bir de CIA görevlisi James Bath’ı yerleştirdi. Irak’a satılan biyolojik ve kimyasal silah hammadde ticaretini, nükleer teknoloji transferi için ABD tarafından garanti edilen 5 milyar doları, mafya bankalarının çizgilerinde dolaştırdı.

Mark Lombardi resimlerini sergiledi. FBI bazı tabloları alıp götürmek istedi. Müze yönetimi izin vermedi. Bu olaydan kısa bir süre sonra Lombardi atölyesinde boynundan asılmış olarak bulundu. Bu tür ölümlerin ardından yapılan yalın açıklama yinelendi: “Lombardi manik depresyon yaşıyordu…”

Ne denli ilginç değil mi? Şeffaflık, demokrasi, yerel otonomi, kadınlarla dayanışma, açık toplum derken…*

Al sana cinayet!

İşte sana hürriyet ve demokrasi! Beğenmezsen uluslar arası terörist devlet olursun ve sana demokrasiyi roketlerle öğretirler!

* Bu bölümü Sivil örümceğin Ağında / Güncellenmiş 4.Basım’ için yazdığım giriş bölümünden aldım..

** Biliyorsunuz; İzmir Barosu AB parasıyla işkence komisyonu kurmanın emperyalizmin ortaklarının iki yüzlülüğüyle ortaklık anlamına geldiğini, ulusal egemenliğe saldıranlarla insan hakları hareketi olamayacağını ileri sürerek eski yönetimin “projesini” iptal etti. Demokrasi operasyonunun kalemleri de saldırıya geçti. Yetmedi, AB ile içli dışlı olanlar Baro’yu bastı, ve iç duvarlara pullar yapıştırdılar! Belgeleri alıp götürdüler! Baro kendisine ait belgeleri geri alınca da yeri göğü yıktılar!

Eh işte! AB ortaklarının hoşgörü, uzlaşma ve demokrasi anlayışlarının da bir sınırı var!