George Soros 2 - Ferruh SEZGİN
Soros'un OSI'si (Open Society Institute-Açık Toplum Enstitüsü) Özbekistan'daki işlerini Taşkent'te bağımsız ve büyük bir binadan yönetmeye başladı.Türkiye'den bazı cemaatlerin açtığı okullar (Fethullah Gülen okulları) ile Soros'cuların çevirdiği işler arasındaki paralellikler ayrı bir araştırma konusu olmalıdır. coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardsnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvat
George Soros adının uluslararası siyaset piyasalarında bir süre daha duyulacağını düşünerek, biyografisinin dikkat çeken taraflarını 19 Ocak 2005 tarihli yazımda vermiştim.
Yabancı kaynakların taranmasıyla ortaya çıkan ve derli toplu olduğunu sandığım biyografiyle ilgili olarak okurların olumlu görüşlerinin yanı sıra bir de sitem geldi.
Bir okur, yazımdaki "Soros'un karanlık ilişkilerini tam olarak çözme maharetini bugüne kadar kimsenin gösteremediği" ifadesine fena takmış ve "Siz Mustafa Yıldırım'ın ''Sivil Örümceğin Ağında'' isimli kitabını okumadınız mı?" diye soruyor. Söz konusu kitap (Toplumsal Dönüşüm Yayınları, 3.Baskı, İstanbul, 2004) son zamanlarda okuduğum çok iyi kitapların başında yer alıyor.
O yüzden, sayın Yıldırım'ın kitabını, daha önemli saydığım bölümlerine atıfta bulunurken tanıtmak isterdim.
Ama, okurdan gelen serzenişten sonra, Yıldırım'ın yazdıklarını ekleyerek Soros biyografisini genişletiyorum: 1944''te Macaristan'daki Nazi işgali sırasında, baba Tivador Soros, oğlu George için sahte kimlik düzenleyerek Tarım Bakanlığı'nda işe başlatır.
Yahudi George Soros'un bu ilk işindeki görevi, toplama kamplarına sürülen Yahudiler'in el konulacak mallarını belirlemektir.
Harp sonunda, kaçırıldığı İngiltere'deki London School of Economics'de, Britanya aristokrasisinin tanınmış ismi Sir Karl Pope ile Türkiye'deki ultra-liberallerin hayranlığını kazanmış olan Fredrich von Hayek'ten "açık toplum düzeni"ni öğrenir.
1956'da ABD'ye gider ve yerleşir. Spekülatif para hareketlerinden inanılmaz paralar kazanır.(s.257-260)
1983 sonlarında, ABD Kongresi''nin onayıyla, Finansörleri arasında Soros'un da bulunduğu NED (National Endowment for Democracy-Ulusal Demokrasi Fonu) kurulur.
Amacı, "demokrasiyi yerleştirme" görüntüsü arkasında "ülkelerin karıştırılması operasyonları"nı düzenlemektir.(s.18)
… ABD'nin öncelikle NATO üyesi ülkelerin subaylarını IMET programları çerçevesinde eğitmesi olağan sayılırdı.
Ancak, NED operasyonları kapsamı içinde, Rus Ordusu'ndan 18 subay ile 19 Dışişleri memuru da yine IMET programları çerçevesinde ABD'ye götürülmüş ve "demokrasi" (!) konusunda eğitilmişti.
Eğitime alınanlar gelecek vaat edenler arasında seçilmişti ve uygulanan programın 10-20 yıl sonra sonuç vermesi beklenmekteydi.(s.31)
Soros'un OSI'si (Open Society Institute-Açık Toplum Enstitüsü) Özbekistan'daki işlerini Taşkent'te bağımsız ve büyük bir binadan yönetmeye başladı.
Türkiye'den bazı cemaatlerin açtığı okullar (Fethullah Gülen okulları) ile Soros'cuların çevirdiği işler arasındaki paralellikler ayrı bir araştırma konusu olmalıdır.
OSI, öteki Asya ülkelerinde yaptığı gibi, Özbekistan'da da kadın ve gençlik örgütleri kurdu, muhalif yayınları destekledi, eğitim alanına girdi, öğretmen ve öğrencilerle parasal bağlar oluşturdu.
Özbakistan'da dağıttığı para, 2003 sonunda 22 milyon Dolar'a ulaşmıştı.(s.87)
NED'in resmi kayıtlara geçmiş yıllık ödemeleri 37 milyon Dolar'ı buluyor. 2001 yılı sonuna kadar, Türkiye'deki "sivil" hareketlere (kontrol altındaki STÖ'lere. F.S.) NED 4,7 milyon Dolar, OSI de 1,073 milyon Dolar tutarında "demokrasi yatırımı" (!) yapmış.(s.55)
Türkiye'deki Arı Hareketi'nin yöneticileri 6-9 Şubat 1998'de Budapeşte'de, OSI'nin Macaristan temsilcisi Central European University yetkilileriyle görüştü.
Arı'lılara eşlik eden Soros'un adamlarından Anthony Richter Türkiye'ye gelerek bazı STÖ'lerle ilişkiye geçti.
Arı Derneği ise yeni ilişkileri geliştirmeye başladı… Arı temsilcileri 16-18 Nisan'da İsrail'de Begin-Sedat Stratejik Araştırmalar Merkezi''nde "Türkiye-İsrail ilişkileri ve dış politikaları, Orta Doğu barış süreci, bölgesel güvenlik, bölge ülkeleri arasındaki ilişkiler" konularında toplantılar yaptılar.
Ayrıca, Israel Democracy Institute, Peres Barış Merkezi, Tel Aviv Üniversitesi Moshe Dayan Orta Doğu ve Afrika Araştırma Merkezi ile de görüştüler. Türkiye'ye, bu ilişkilerin sonuçları hakkında bilgi aktarılmadı.(s.200-201)
19 Şubat 2001'de, MGK toplantısında Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın Cumhurbaşkanı Sezer'e sert sözlerle müdahale etmesiyle ve ardından aynı toplantıda Sezer ile Başbakan Ecevit arasında başlayan sert tartışmayla patladığı sanılan para piyasaları bunalımını (ekonomik krizi) çözmek üzere, Dünya Bankası memurlarından Kemal Derviş Meclis dışından bakan olarak Hükümet'e sokulmuştu.
Derviş bakan olur olmaz, Soros'un adamlarının da içinde bulunduğu NED uzmanları ve diğer Amerikalı uzmanlar Türkiye'ye geldi.
Bir yandan TESEV, bir yandan TÜSİAD, öte yandan da ABD'nin yönettiği IMF aracılığıyla Türkiye'ye onbeş günde onbeş yasa çıkarma talimatları verilmeye başlandı.
Arı Hareketi de aynı koroya katılmıştı.
Hep bir ağızdan "siyasette yeniden yapılanma olmazsa batacağız" türünde ince ayarlı bir medya propagandası başlatılmıştı.(s.192)
Soros ile ilgili ilk yazımdaki bilgiler ile Yıldırım'ın kitabında yer alan bilgiler arasındaki fark, birincinin biyografik ikincinin ise operasyonel ağırlıklı olması.
Böylece, bu köşede çıkan iki Soros yazısı birbirini tamamlamış olacak.
Sivil Örümceğin Ağında'yı okuma imkanı bulacak olanlar, Soros'un ve ona hizmet eden yan kuruluşların tam içimizde olduğunu mutlaka fark edeceklerdir.
Onun için, artık yapılması gereken hesap, Soros'un Türkiye'ye girmesinin nasıl engelleneceği değil, Türkiye'den nasıl çıkarılabileceği olmalıdır.