Siyaset27 Ekim 2004 00:00
Kürt soykırımı(!) geliyor! - Muharrem Bayraktar
Bugüne kadar Türkiye’nin gündemine Ermeni soykırımı, Pontus soykırımı, Süryani soykırımı gibi iddiaları getirenler, şimdi “Kürt soykırımı” üzerinde çalışıyorlar.Türkiye’de Lozan’dan bu yana hiç kimsenin değiştirmediği azınlık tanımını bile geniş etnik gruplara yayarak yeni bir parselizasyon planı devreye koyan çevrelerin son hedefi, “Kürt soykırımı projesini” hukukilik kazandırmak.arcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenadiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards
Peki nereden çıktı bu yeni soykırım iddiası?
1948 tarihli Soykırım Konvansiyonu’na göre soykırım tanımı şöyle yapılmış:
“Ulusal, etnik ya da dinsel bir grubu tamamen ya da kısmen yok etmek niyetiyle aşağıdaki fiillerden herhangi birini işlemektir.
–Grup üyelerini öldürmek
–Grup üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar vermek.
–Tamamen ya da kısmen fiziksel olarak yok etmek amacıyla grubun yaşam koşullarını kasıtlı olarak kötüleştirmektir.”
Türkiye AB’ye uyum adı altında çıkardığı yeni TCK’da “soykırımı reddettiğini, soykırım yapanların cezalandırılacağını” açıkça deklere etmişti.
Soykırımın tanımı konusunda başvurulacak tek kaynak 1948 Soykırım Konvansiyonu.
Bugün AB’ye entegre olma hayaliyle her türlü emre boyun eğen Türkiye’nin önüne, “PKK–AB” işbirliğiyle hazırlanan “Kürtlere soykırım yaptığınızı kabul edin” dayatması getirilmek üzere.
PKK yanlısı çevrelerde bu konu uzun zamandan beri dile getiriliyordu zaten.
Ahmet Kahraman, Özgür Politika gazetesinde şunları yazıyor:
“Birleşmiş Milletlerin 1948 yılında kabul ettiği ‘soykırım’ tanımı değişti. Kültürlerin, köylerin, ailelerin tahribatı da soykırımdır.” (Özgür politika 4 Şubat 2001)
Haydar Işık da şu satırlara yer veriyor:
“Türkiye bugün de Kürtleri soykırımdan geçiriyor. Hem fiziki olarak ortadan kaldırıyor, hem de diline yasak uygulayarak Kürtleri eritip soykırım uyguluyor.” (13 Nisan 2002, Ö. Politika)
Bugüne kadar PKK’yı kollayıp destekleyen Batılı dostlarımız şimdi de “soykırım” tanımında geçen “grubun yaşam koşullarını kasıtlı olarak kötüleştirmek” maddesinden yola çıkarak zehir zemberek bir proje hazırladılar.
PKK’nın sözümona siyasal uzantıları ile “AB’li dostlarımız” Kürtlere soykırım yapıldığını belgelemek üzere derin bir işbirliği içine girdiler.
Bu projeye göre bir grup Kürt vatandaşı “terörle mücadele adı altında köylerinden zorla göç ettirildikleri, zorla başka yerlerde iskana tabi tutuldukları, kimliklerini, dillerini, kültürlerini unutturulmaya zorlandıkları” gibi asılsız iddialarla bir Türk mahkemesine başvuracaklar.
Ve tabi bu mahkeme, bu saçma iddiaya red cevabı verecek.
Davayı açan Kürtler zaten bu sonuca hazır oldukları ve Batılı Proje sahiplerinin de en ince ayrıntılarına kadar detaylandırdıkları proje gereği, bu red kararını alıp Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuracaklar.
Ve AİHM’ye yapılacak siyasal baskılarla “Kürt soykırımı” iddialarına hukuki zemin arayacaklar.
Bundan sonrasını insanın düşünesi bile gelmiyor.
Türkiye’nin bu yola girmesinin bütün vebali AKP’nin boynunda. Yeni TCK’da “soykırım yapanları cezalandıracağını” ifade eden Türkiye’ye soykırıma ne anlam verdiğini açıklamanın bedelini ağır ödetecekler.
ABD’nin onayladığı Ermeni soykırımına ilişkin yasanın 1. madde 31. bendinde “Ermeni soykırımından sorumlu kişiler uluslararası yargı mercilerine gerekli cezaya çarptırılmadığı için “benzer soykırımların tekrarlanmış olduğu ve gelecekti de tekrarlanacağı” söyleniyordu.
Bu madde ile “dost ABD(!)’de Kürt soykırımı imasında bulunuyordu.
Dost AB (!), dost ABD (!) ve dost AKP (!) hükümeti Türk tarihinin en acı oyunlarından birinin oynandığı bir dönemece birlikte girdiler.
AKP, Avrupalı olmanın bedelinin bu ülkenin paramparça olması , birliğinin ve dirliğinin tamamen bozulması olduğunu görene kadar bu acı oyunlar devam edecek.
1948 tarihli Soykırım Konvansiyonu’na göre soykırım tanımı şöyle yapılmış:
“Ulusal, etnik ya da dinsel bir grubu tamamen ya da kısmen yok etmek niyetiyle aşağıdaki fiillerden herhangi birini işlemektir.
–Grup üyelerini öldürmek
–Grup üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar vermek.
–Tamamen ya da kısmen fiziksel olarak yok etmek amacıyla grubun yaşam koşullarını kasıtlı olarak kötüleştirmektir.”
Türkiye AB’ye uyum adı altında çıkardığı yeni TCK’da “soykırımı reddettiğini, soykırım yapanların cezalandırılacağını” açıkça deklere etmişti.
Soykırımın tanımı konusunda başvurulacak tek kaynak 1948 Soykırım Konvansiyonu.
Bugün AB’ye entegre olma hayaliyle her türlü emre boyun eğen Türkiye’nin önüne, “PKK–AB” işbirliğiyle hazırlanan “Kürtlere soykırım yaptığınızı kabul edin” dayatması getirilmek üzere.
PKK yanlısı çevrelerde bu konu uzun zamandan beri dile getiriliyordu zaten.
Ahmet Kahraman, Özgür Politika gazetesinde şunları yazıyor:
“Birleşmiş Milletlerin 1948 yılında kabul ettiği ‘soykırım’ tanımı değişti. Kültürlerin, köylerin, ailelerin tahribatı da soykırımdır.” (Özgür politika 4 Şubat 2001)
Haydar Işık da şu satırlara yer veriyor:
“Türkiye bugün de Kürtleri soykırımdan geçiriyor. Hem fiziki olarak ortadan kaldırıyor, hem de diline yasak uygulayarak Kürtleri eritip soykırım uyguluyor.” (13 Nisan 2002, Ö. Politika)
Bugüne kadar PKK’yı kollayıp destekleyen Batılı dostlarımız şimdi de “soykırım” tanımında geçen “grubun yaşam koşullarını kasıtlı olarak kötüleştirmek” maddesinden yola çıkarak zehir zemberek bir proje hazırladılar.
PKK’nın sözümona siyasal uzantıları ile “AB’li dostlarımız” Kürtlere soykırım yapıldığını belgelemek üzere derin bir işbirliği içine girdiler.
Bu projeye göre bir grup Kürt vatandaşı “terörle mücadele adı altında köylerinden zorla göç ettirildikleri, zorla başka yerlerde iskana tabi tutuldukları, kimliklerini, dillerini, kültürlerini unutturulmaya zorlandıkları” gibi asılsız iddialarla bir Türk mahkemesine başvuracaklar.
Ve tabi bu mahkeme, bu saçma iddiaya red cevabı verecek.
Davayı açan Kürtler zaten bu sonuca hazır oldukları ve Batılı Proje sahiplerinin de en ince ayrıntılarına kadar detaylandırdıkları proje gereği, bu red kararını alıp Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuracaklar.
Ve AİHM’ye yapılacak siyasal baskılarla “Kürt soykırımı” iddialarına hukuki zemin arayacaklar.
Bundan sonrasını insanın düşünesi bile gelmiyor.
Türkiye’nin bu yola girmesinin bütün vebali AKP’nin boynunda. Yeni TCK’da “soykırım yapanları cezalandıracağını” ifade eden Türkiye’ye soykırıma ne anlam verdiğini açıklamanın bedelini ağır ödetecekler.
ABD’nin onayladığı Ermeni soykırımına ilişkin yasanın 1. madde 31. bendinde “Ermeni soykırımından sorumlu kişiler uluslararası yargı mercilerine gerekli cezaya çarptırılmadığı için “benzer soykırımların tekrarlanmış olduğu ve gelecekti de tekrarlanacağı” söyleniyordu.
Bu madde ile “dost ABD(!)’de Kürt soykırımı imasında bulunuyordu.
Dost AB (!), dost ABD (!) ve dost AKP (!) hükümeti Türk tarihinin en acı oyunlarından birinin oynandığı bir dönemece birlikte girdiler.
AKP, Avrupalı olmanın bedelinin bu ülkenin paramparça olması , birliğinin ve dirliğinin tamamen bozulması olduğunu görene kadar bu acı oyunlar devam edecek.