Siyaset2 Temmuz 2005 00:00

MGK, MGSB, AB, AKEPE, GENKUR. VE TÜRKİYE - Hüseyin MÜMTAZ

Bu gün Pazar… Temmuz ayının 2’inci günü. Millet tatilde, deniz kenarlarında. Plaj, deniz, sıcak… Akşam üzeri de rakı-kavun-mehtap muhabbetleri, mangal dumanları… Sahillerde sabah olmuyor.. Ama içerilerde de gündem durmuyor. Öğlen saatlerinde monitöre üç haber arka arkaya düştü. 1.                              1 Temmuz gecesi saat 18’de Genelkurmay’da bütün komutanların katıldığı bir toplantı yapılıyor ve başbakana ‘’terör’’ konusunda brifing veriliyor. Brifing beş saat sürüyor. 2.                              2 Temmuz saat sabah 10 sıralarında Bingöl’ün Genç ile Palu ilçeleri arasındaki demiryoluna PKK’lı teröristlerce yerleştirilen mayının uzaktan kumanda ile patlatılması sonucu, yolcu taşıyan posta treninin 4 vagonu raydan çıkarak devriliyor. Saldırıda 5 güvenlik görevlisi şehit olurken, 8 güvenlik görevlisi yaralanıyor. Olay yerine gitmek üzere yola çıkan bir kurtarma treninin de yolda saldırıya uğradığı ve raydan çıktığını bildiriliyor.cialis coupons printable link discount prescription drug card

3.                              Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden bir açıklama yapılıyor; "21 Haziran 2005 günü yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, toplantıdan önce Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Sayın Orgeneral Hilmi Özkök’ün, gündemde bulunan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) hakkında yeterli hazırlığı yapamadıkları için görüşmenin ertelenmesini birlikte istemeleri üzerine, durum Milli Güvenlik Kurulu üyelerinin de bilgisine sunularak, görüşme ertelenmiştir. Bu konuda basında yer alan farklı beyan ve yorumlara açıklık getirmek üzere kamuoyunun bilgisine sunulur."

MGK’nın Haziran ayının 21’inde yapılan toplantısında ‘’2014’de uzaya çıkacak ilk Türk astronotu’’nu görüşürseniz, MGSB’nin görüşülmesini ise ileriki bir zamana ertelerseniz tabii MGK’dan 10 gün sonra beş günlük terör toplantısı yapmak zorunda kalırsınız.

24 Haziran tarihli ve ‘’VÜCUT DİLİNDEN ANLAYAN DAVUL VE TOKMAKLAR’’ başlıklı yazımızda şöyle demiştik:

‘’Toplantı sonunda açıklanan bildirinin 3’üncü ve son maddesi şöyle:

‘’c) Milli Güvenlik Siyaseti Belgesine ilişkin görüşmenin daha sonraki toplantılarda yapılması kararlaştırılmıştır.’’

Toplantıdan ayrılırken sorulan bir soru üzerine de ‘’konunun asıl sahibi’’ hükümet sözcüsü Bakan Cemil Çiçek şu açıklamayı yapıyor:

‘’Belgeler geç geldi. Dün akşam elimize ulaştı. Arkadaşlarımız gerekli incelemeyi yapamadı. Bu nedenle Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin görüşülmesi, bir dahaki toplantıya kaldı’’ diyor.

Sen böyle bir lakaytlık, laubalilik, boşvermişlik, adamsendecilik gördün mü ey okuyucu?

MGK zaten iki ayda bir toplanıyor, gündemi genel sekreter tarafından üyelerin görüşü alınarak hazırlanıyor ve böylece oluşturulan ‘’gündem’’, ‘’belgeler geciktiği için’’ görüşülemiyor.

Belgeleri MGK Genel Sekreterliği mi geciktirdi?

Eğer böyleyse görev ihmali vardır. Genel Sekreter meselâ İsrail’e gitmeseydi de belgeleri hazırlasaydı.

Hazırlayamadıysa istifa etseydi.

Yoksa belgeler zamanında hazırlanmıştır da kurulun Akepe kanadı mı görüşmek istememiş, savsaklamıştır?

Belgeler asker kanada zamanında mı ulaştırılmıştır?

Cumhurbaşkanı ve askerler ‘’yahu bunu bu sefer görüşmeyelim, hazırlanamadık’’ yaklaşımına tepkisiz mi kalmışlardır? Akepe 3 Ekim’e giderken daha fazla vızıltı-sızıltı çıkmasın diye nefes almaktan bile korkar hâle mi gelmiştir?

Adamlar davul zurna çalıyorlar ‘’almayacağız’’ diye, daha 3 Ekim’i mi kaldı bu işin?

MGK’da bu yeni durum karşısında asıl görüşülecek olan AB’nin geleceği ve Türkiye’nin takınacağı tavır değil midir? O halde MGK ve onun ‘’Sivil’’ Genel Sekreteri neye yarar?’’

 

Türkiye’de bakkal, kasap bile AB’yi tartışıyor ama MGK’da konuşulmuyor.

Kıbrıs’la ilgili ek protokol, Kıbrıs konuşulmuyor.

Ne konuşuluyor; ‘’Uzaya çıkacak Türk astronotu’’…

Kara Kuvvetleri Komutanı’nın; ‘’terörün 1999 seviyesine çıktığını, Türkiye’nin Irak politikası olmadığını’’ ifade ettiği bir ortamda MGK uzay bilim ve teknolojisini konuşuyor.

 

MGSB’nin görüşülememe nedeniyle ilgili saçma bilinmezliğe ve kimseyi tatmin etmediği için yeni meraklara yol açan anlamsız kaosa, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda dövizli askerlik yapılmasına ilişkin yasa tasarısı görüşülürken yönetilen çeşitli soruları cevaplayan Milli Savunma Bakanı Gönül de kendine göre bir açıklama getirmek durumunda kalıyor.

Ve diyor ki; "MGK’da gündemi Genel Sekreter ile hazırlayarak ve Başbakana danışarak Reisicumhur tayin eder. Gündeme alınan maddelerden hangilerinin görüşülmeyeceğine de Reisicumhur karar verir. O gün Reisicumhur görüşülmemesine karar verdi".

Yâni kıymetli okuyucu aynı hükümetin iki bakanı birbirlerini yalanlıyor, farklı şeyler söylüyor.

Çiçek, ‘’Belgeler geç geldi’ diyor, Gönül; ‘’Reisicumhur o gün görüşülmesin dedi’’ diyor.

Sezer de yukarıdaki açıklamayı patlatıyor ve her ikisini de yalanlayarak ertelemenin ‘’Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Sayın Orgeneral Hilmi Özkök’ün, gündemde bulunan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) hakkında yeterli hazırlığı yapamadıkları için görüşmenin ertelenmesini birlikte istemeleri üzerine’’ yapıldığını belirtmek zorunda kalıyor.

            İçi boş bir hayal uğruna Uyum Paketleriyle AB’ye ‘’uydurularak’’ içi değilse bile içeriği boşaltılan MGK’nın o saatten sonra üyelerin sadece görüşüp çay kahve içmelerine vesile olacağını taa o zaman yazmıştık.

            Ve; devlet kurumlarının karşılaşıp tartışacağı kurumları işlevsiz hâle getirirseniz, tartışma ortamının kaçınılmaz olarak başka mekanlara kayacağını söylemiştik.

            MGK işlevli olarak kalsaydı, olağan toplantısından sadece 10 gün sonra başbakana Genelkurmay’da 5 saat ‘’terör brifingi verilmesi’’ gereği doğmazdı.

            Toplantıda MGSB’nin görüşülememesi-ertelenmesi üzerine ne söylediğimizi hatırlayalım:

‘’Belgeleri MGK Genel Sekreterliği mi geciktirdi?

Eğer böyleyse görev ihmali vardır. Genel Sekreter meselâ İsrail’e gitmeseydi de belgeleri hazırlasaydı.

Hazırlayamadıysa istifa etseydi.

Yoksa belgeler zamanında hazırlanmıştır da kurulun Akepe kanadı mı görüşmek istememiş, savsaklamıştır?

Belgeler asker kanada zamanında mı ulaştırılmıştır?

Cumhurbaşkanı ve askerler ‘’yahu bunu bu sefer görüşmeyelim, hazırlanamadık’’ yaklaşımına tepkisiz mi kalmışlardır?’’

            Cumhurbaşkanı’nın açıklaması yaşananları açıklığa kavuşturmuştur.

            Ama keşke önceden gündem sızdırılmasaydı da neden görüşülemediği çeşitli kişiler tarafından değişik şekillerde izaha mecbur kalınmasaydı.

            Keşke öyle olsaydı da MGK’ya kalan son güven kırıntılarının da yok olmasına neden olunmasaydı.

            Peki şimdi geliyoruz ikinci aşamaya…

            Cumhurbaşkanı ne diyor; Erdoğan ve Özkök yeterli hazırlığı yapamamışlardı’’ diyor.

            Bu ne demektir?

            İki ayda bir yapılan, hangi gün gerçekleştirileceği iki ay önceden belli olan ve gündemi üyelere sorularak hazırlandığı için asla sürpriz olmaması gereken bir MGK toplantısına ‘’yeterli hazırlık yapamadan gelmek’’ ne demektir?

            Fakat durum yine de yeterince açık değildir ve yine ‘’emâreler’’den yürüyerek anlam çıkarmak zorundayız.

            İki taraf ta hazırlanamamıştır.

            Neden?

            Çiçek’in ilk söylediği gibi ‘’belgeler’’ mi gecikmiştir?

Yoksa bir mutabakat sağlanamadığı için böyle tevil yoluna mı gidilmiştir?

            Tam bu noktada kaçınılmaz olarak Balbay’ın MGSB üzerine yaptığı büyük gazetecilik başarısı gündeme geliyor.

            Balbay’a göre MGK’nın asker ve sivil kanatları ortak metinde anlaşamadığı için ‘’görüşme ertelenmiştir’’.

            Balbay doğru ki; ‘’anlaşabilmek, ortak bir nokta bulabilmek için’’ başbakana 10 gün sonra 5 saatlik bir brifing lüzumu hâsıl olmuştur..

            Balbay ne diyordu:

             ‘’21 Haziran'da yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında hükümet kanadı, MGSB'nin kapsamlı tüm hedeflerin tanımlandığı bir metin olması yerine sade ve genel çerçevenin ortaya konduğu bir özet olması görüşünü bildirdi. Hükümetin önerdiği taslak 21 sayfadan oluşuyordu. Askerlerin değerlendirmesi ise daha önce hazırlanmış olan taslak üzerinde uzlaşılması yönündeydi. Bu taslak da bütün ek ve listeleriyle birlikte yaklaşık 300 sayfa idi. Orta yol bulunamayınca MGSB'nin görüşülmesi önümüzdeki MGK toplantılarına bırakıldı. Hükümetin hazırlamış olduğu ve MGK Genel Sekreteri'nin MGK toplantısında gündeme getirdiği taslak, TSK'nin taslağından da esinlenilerek hazırlandı. Ancak kimi değerlendirmelerin hükümetin taslağında yer almadığı ya da kritik önem taşıyan tümce ve tanımların çıkarıldığı dikkat çekti. Bunlar satırbaşlarıyla şöyle: Hükümet ''iç tehdit'' ve ''dış tehdit'' kavramlarını taslaktan çıkardı. Değişik etnik grupların azınlıklar gibi gösterilmesi çabalarına karşı verilmesi gereken mücadele bölümü çıkarıldı. Milli eğitim siyaseti, ekonomi, bilim ve teknoloji, kamu yönetimi siyaseti, psikososyal siyaset, deniz-hava sahası siyasetini içeren ''iç güvenliğe ilişkin diğer siyasi esaslar bölümü'' çıkarıldı. Üniter yapıyı ifade eden ''asil Türk milleti'' gibi ifadeler çıkarıldı, yerine ''sosyal doku ve dengelerin güçlendirilmesi'' ifadesi getirildi. - Atatürk milliyetçiliği çerçevesinde milli birlik ve dayanışmayı sağlamak ve devam ettirmek ifadesinde ''Atatürk milliyetçiliği'' bölümü çıkarıldı. Bölücü, irticai ve yıkıcı faaliyetlerin oluşturduğu iç tehdidin, dış tehdide oranla önem ve önceliğini koruduğuna ilişkin bölüm ''İç güvenlik siyasetinin genel esasları'' bölümünden çıkarıldı.
Temel hak ve özgürlüklerin Cumhuriyetin değiştirilemez nitelikleri zedelenmeden genişletilmesi vurgusu çıkarıldı. Bunun yerine şu eklendi: ''Temel hak ve özgürlükler anayasa hükümleri çerçevesinde taraf olduğumuz uluslararası anlaşma ve sözleşmelerde belirtilen düzeye yükseltilmeli.''
Böylece Cumhuriyetin değiştirilemez nitelikleri, iç güvenlik siyasetinin esasları bölümünden çıkarıldı. Bu bölüme ayrıca ''Sivil toplum kuruluşlarıyla iletişim ve işbirliğine önem verilmelidir'' maddesi eklendi. Bu ek yapılırken şu tümce de çıkarıldı: ''Cumhuriyetin temel niteliklerine sahip çıkacak sivil toplum örgütlerinin yaygınlaştırılması teşvik edilmelidir.'' Misyonerlik faaliyetlerinin engellenmesi ve bu konuda toplumun bilinçlendirilmesine ilişkin ilkeler çıkarıldı. İç güvenliğin tehlikede olduğu durumlarda ''Gerektiğinde askeri güç de dahil olmak üzere bütün güçler kullanılır'' ibaresi şöyle değiştirildi: ''...Kaçınılmaz hale geldiğinde yürürlükteki yasalar çerçevesinde askeri güç de dahil olmak üzere bütün milli güç unsurları kullanılarak etkisiz hale getirilmelidir.'' Bu ifadeyle askerin iç güvenlikte kullanımı ''kaçınılmaz'' olursa gündeme gelmesi görüşü benimsendi. İç güvenlik siyasetinin ''uygulama alanlarına yönelik esaslar'' bölümündeki şu ifade çıkarıldı: ''Tek devlet, tek ulus, tek dil, tek bayrak ülküsü canlı tutulmalıdır.'' ''Ayrılıkçı-bölücü unsurlara yönelik esaslar'' bölümünde şu tümce çıkarıldı: ''Türkiye'de siyasi parti kurma hakkı, sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak veya dil, ırk, din ve mezhep ayrımı veya bölge farklılığı yaratmak amacıyla kullanılamaz.''  İrticai unsurlara yönelik iç güvenlik siyaseti bölümündeki şu tümce çıkarıldı: ''Toplumun doğru ve çağdaş bir din anlayışı ile aydınlatılması ve irticanın karşısında yer alacak şekilde bilinçlendirilmesi, devletin tüm kurum ve kuruluşları ile eğitim ve öğretim müesseseleri ve sivil toplum örgütlerince sağlanmalıdır.'' Bu bölümde ayrıca ''Dini inanç ve ibadet özgürlüğünün bireysel seviyede kalması sağlanmalı, siyasi ve kamusal alana taşınması ile istismarı önlenmelidir'' tümcesindeki ''bireysel seviyede kalmalı'' tanımı çıkarıldı. İrtica ile mücadele bölümünde yer alan şu madde tümüyle kaldırıldı: ''Batılı ülkeler tarafından radikal İslami anlayışlara alternatif oluşturma çabaları kapsamında Türkiye'de 'Ilımlı İslam' ın temsilcisi olarak sunulan ve desteklenen dini oluşumlara ait cemaat ve kuruluşların örgütlenmeleri ve faaliyetleri takip edilmeli ve devlet içinde etkinlik kazanmaları önlenmelidir.'' İç güvenlik siyaseti bölümünün irticai unsurlarla ilgili bölümündeki şu tümce çıkarıldı: ''Kanunla yasaklanmış olan tarikatların faaliyetleri önlenmeli; tarikat ve tarikat mensuplarının simgesi kılık ve kıyafet giyilmesi konularında yasal mevzuat ödünsüz uygulanmalıdır.'' Hassas yörelere yönelik iç güvenlik siyaseti bölümündeki şu tümce çıkarıldı: ''Ermenistan'ın, Büyük Ermenistan hayali doğrultusunda Ağrı, Erzurum, Kars ve Van gibi illerimiz başta olmak üzere Doğu Anadolu Bölgesi'ne karşı yürüttüğü faaliyetleri önlenmelidir.''  Ciddi bir değişiklik de Türkiye Cumhuriyeti'ni savunmaya ilişkin yeni hedefler bölümünde yapıldı. Bu bölümde yer alan ''Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik iç/dış tehdit ve risk odaklarını caydırmak'' ifadesi şöyle değiştirildi: ''Dış tehdit, risk ve belirsizlik odaklarını bütün milli güç unsurlarıyla caydırmak, gerektiğinde etkisiz hale getirmek.'' Böylece savunma siyasetinde iç tehdit kısmı kaldırılmış oldu.  Türkiye Cumhuriyeti'ni Savunmaya İlişkin Milli Hedefler bölümündeki ''Türk yurdunu ve niteliklerini anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni, iç tehditlere (yıkıcı, bölücü ve irticai faaliyetler), dış tehdit ve risklere karşı korumak ve kollamak'' ifadesi de çıkarıldı. Böylece iç tehditten ne anlaşıldığı savunma siyaseti bölümünde yer almamış oldu. Savunma siyaseti bölümündeki şu tümce de metin dışına çıkarıldı: ''Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü, laik, demokratik ve hukuk devleti niteliklerine yönelik iç tehdit ve riskler, anayasa ve yasalar ile belirlenmiş görev ve sorumluluklar çerçevesinde etkisiz hale getirilmelidir.''  Cumhuriyet'in edindiği bilgilere göre, önümüzdeki aylara yayılan MGSB tartışmasında TSK, 3 temel önceliği gündemde tutacak: Ülkenin bütünlüğü, irtica tehdidi ve Kıbrıs'ın geleceği. TSK, MGSB'ye bu unsurlara yönelik maddelerin mutlaka girmesi gerektiği görüşünü son MGK toplantısında da dile getirdi. Bu önceliklere ilişkin olarak taslaktan çıkarılan değerlendirmelerin mutlaka yeniden konması gerektiğini vurguladı.’’

            Balbay’ın dediklerinin doğru olduğu anlaşılıyor..

            Ve hâl böyleyse bu pilavın daha çook su kaldıracağını, Genelkurmay’da daha çook 5 saatlik brifinglerin yapılacağını, MGSB’nin görüşülmesinin daha çook ertelenebileceğini var sayabiliriz.

            Yalnız bir şey gözden kaçırılıyor..

            Oli Rehn’in ‘’Çerçeve Belge’’ üzerindeki açıklamaları.

            ‘’Çerçeve Belge’’ üzerinde mutabakat sağlanmadan ‘’Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’’nin görüşülmesinin en ufak bir anlamı yoktur.

            Oli Rehn ne diyor;

            Türkiye, komşuları ile ve üye ülkeler ile ilişkilerini düzeltmelidir.

            Sonra isim vererek sayıyor; Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, Ermenistan..

            Peki Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi’ne üye olurken böyle bir şart koşuldu mu?

Hayır.

Ya Ermenistan? Ermenistan’a ne oluyor?

AB hem Türkiye’ye Ermenistan ile ilişkilerini düzelt diyor, hem Ermenistan anayasasındaki ilgili bölümün, ‘’komşularının sınırlarına saygı göstermesi’’ doğrultusunda değişiklik yapması gerektiği önerisini 21’e karşı 38 oyla reddediyor.

Peki Çerçeve Belge’de ne deniyor?

‘’Belgede müzakerelerin hızının Türkiye’nin üyelik beklentilerini karşılamasına bağlı olacağı vurgulanıyor. Müzakerlerin paylaşılan hedefinin katılım olduğu vurgulanmakla birlikte bu süreç “ucu açık ve sonucu garanti edilemeyen” olarak tanımlanıyor. Müzakerelerin, Hükümetler arası Konferans aracılığıyla ve oybirliği sistemiyle işleyeceğine vurgu yapan belge Türkiye’den Kopenhag kriterlerini yerine getirmeye devam etmesini ve insan hakları alanında daha fazla gelişme kaydetmesini istiyor. Belge, Komisyon’un önerisi ve Türkiye dinlendikten sonra, özgürlük, demokrasi, insan haklarına saygı, temel özgürlükler ve hukukun üstünlüğü alanlarında sapmalar olması halinde Konsey kararıyla müzakerelerin askıya alınabileceği uyarısında bulunuyor.  Her müzakere başlığı için Türkiye’ye AB’nin ortak tutumunun iletileceğinin vurgulandığı belgede Konsey’in bir başlığın kapatılması için gerekli performans kriterlerini açıklayacağı belirtiliyor. Performans kriterleri başlığa göre değişebilecek ve yasal düzenlemelerden, müktesebatın  yeterli uygulanmasına kadar yayılabilecek.  Müzakere çerçevesi uzun geçiş süreleri, derogasyonlar, özgün düzenlemeler ile daimi koruma önlemleri de öngörüyor. Bu önlemlerin uygulama alanları olarak ise kişilerin serbest dolaşımı, yapısal politikalar ve tarım öne çıkıyor. Türkiye’nin üyeliği kaydadeğer mali etki yaratacağından katılımın mali boyutunun ancak 2014 sonrası dönemde ele alınacağı vurgulanıyor. Bu da müzakerelerin 2014’ten önce tamamlanamayacağı sonucunu doğuruyor.  Komşularla iyi geçinme vurgusu da yapan çerçeve belge Türkiye’ye Kıbrıs da dahil olmak üzere üye ülkelerin tümüyle ilişkilerin normalleştirilmesi çağrısında bulunuyor. Müzakere sürecinde Türkiye’den politikalarını AB’yle uyumlaştırmasını talep eden belgede müzakere başlık sayısı da 35 olarak benimsenmiş durumda. Belgenin temmuz ya da eylülde Konsey tarafından onaylanması bekleniyor.’’

Okuyucu özellikle altı çizili cümlelere dikkat etmelidir.

Çerçeve Belge ne diyor; üyelik 2014’den önce olamaz.

Peki Avrupa Birliği'ndeki sosyalist ve sosyal demokrat partilerin üyesi olduğu Avrupa Sosyalist Partisi (PES) Başkanı Poul Nyrup Rasmussen be diyor?

PES'in yıllık konsey toplantıları için bulunduğu Viyana'da Der Standard adlı günlük gazeteye özel demeç veren Rasmussen de ''Türkiye'nin AB'ye katılımının 2025 veya 2030 yılına ertelenebileceğini'' söylüyor.

Yâni kıymetli okuyucu adamlar önce 2014, sonra 2030 diyor, ipe un seriyorlar;

Biz içeride olmayacak duaya âmin diyor, kayıkçı kavgası yapıyoruz.

2014 veya 2030’da sonuçlanacak; ucu açık, üstelik müzakerelerin bitiminden sonra üye ülkelerin Türkiye’nin üyeliğini kendi halkoylarına soracağı-sunacağı görüşmeler için bizden ağzımızla kuş tutmamız isteniyor.

Ermeni sınırını açmamız, Kıbrıs ve Ege’den vaz geçmemiz, Dicle-Fırat arasını İsrail’in de içinde olacağı uluslar arası bir yönetime devretmemiz, Öcalan’ı yeniden yargılayıp affetmemiz, güneydoğuda asker kullanmamamız isteniyor..

Papaz’ın ekümenik olması,

Fener’in Vatikan olması,

Heybeli’nin açılması….

İsteniyor oğlu isteniyor.

Büyükanıt Paşa ‘’Terör 1999 seviyesine çıkmıştır ama mücadele gücümüz AB yüzünden daha da geriye düşmüştür’’ diyor.

MGK’da MGSB üzerinde görüş birliği sağlanamıyor.

MGSK’yı bırakın..

Önce Çerçeve Belgeyi görüşün MGK’da..

Bu AB bizim için halâ yararlı diyorsanız da yüksek bir yere çıkın, çıkın milletin karşısına, açıklayın millete anlayalım..

Ama gözümüzün içine baka baka.. Gözlerinizi başka yere kaçırmadan…

2 Temmuz 2005


“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA

57’İNCİ ALAY HERYERDE