Siyaset24 Ekim 2004 00:00

Sosyal patlamanın Türkiye versiyonu - Cesur Çaça

Patlama sinyalleri Sosyal patlama ortaya çıkmadan bazı sinyaller verir. Girişte bahsettiğimiz gibi birtakım sosyal yaralar derinlik kazanır. Hırsızlık ve gasp bunların en dikkat çekenleridir...Keza geçtiğimiz günlerde; Türkiye’de 2003 yılında 119 bin 811 hırsızlık olayının gerçekleştiği açıklanmıştı. Hemen hemen hergün bir taksicinin gasp edilerek öldürülmesi ise bir başka ürkütücü nokta. Yani gasp da hırsızlık gibi tavan yapmış durumda...Ekonomik çöküntünün tetiklediği bu yaralara çözüm üretmedikçe, Türkiye kan kaybetmeye devam edecektir.cleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgcialis walgreen coupon site cialis coupon

Hani bir şiir var "...âh bir silahım olsa, yoksulluğu şakağından vururum..." diye.

Güzel bir şiir vesselam...

–Nereden çıktı durup dururken şiir muhabetti diyeceksiniz.

Bilmem, Türkiye’deki yoksulluğun boyutlarını irdelerken aklıma geldi birden.

Ruhu okşayan mavimsi şiirlerin unutulup gittiği, yoksulluğun ve işsizliğin hüküm sürdüğü bir ülkede ancak sosyal patlama, hırsızlık, rüşvet, gasp türü olayları paylaşabiliyoruz.

Maalesef!..

Dilerseniz şiirleri bir yana bırakıp, ekonomiye geri dönelim.

Hatırlayacaksınız; IMF güdümlü politikalar izleyerek batan Arjantin, büyük bir sosyal patlamaya sahne olmuştu.

Halk sokağa inmiş, birçok kurum–kuruluş talan edilmiş, mağaza ve marketler kameraların önünde yağmalanmıştı...

O dönemde Arjantin’deki olaylara atıfta bulunan bazı kalemler, Türkiye’nin de böyle bir duruma sürüklenebileceğini yazıp çizmişti. Ancak halkın, kültürel yapısı, örfü, adeti böylesi bir duruma müsade etmemişti...

Şükür! Bugüne dek Türkiye’de korkulan olmadı ve sosyal patlama yaşanmadı.

Sosyal patlama yaşanmadı ama bu patlamanın içten içe kıvılcımları derinden hissedildi. Hissediliyor da...

***

Patlama sinyalleri

Sosyal patlama ortaya çıkmadan bazı sinyaller verir. Girişte bahsettiğimiz gibi birtakım sosyal yaralar derinlik kazanır. Hırsızlık ve gasp bunların en dikkat çekenleridir...

Keza geçtiğimiz günlerde; Türkiye’de 2003 yılında 119 bin 811 hırsızlık olayının gerçekleştiği açıklanmıştı. Hemen hemen hergün bir taksicinin gasp edilerek öldürülmesi ise bir başka ürkütücü nokta. Yani gasp da hırsızlık gibi tavan yapmış durumda...

Ekonomik çöküntünün tetiklediği bu yaralara çözüm üretmedikçe, Türkiye kan kaybetmeye devam edecektir.

***

Yoksulluk dilenciliğe itiyor

Uluslararası kuruluşlardan borç dilenmeyi başarı sayan Türkiye; olayı makro düzeyden, mikroya indirgedi. Mutlu azınlığın dışında kalan mutsuz çoğunluk sefalete sürgün edilmişken, ilginç bir gerçekle karşı karşıya geldik.

Daha doğrusu acı bir gerçekle!..

Yoksulluktan kırılan, geçinemeyen, aç gezen binlerce insan dilencilik yapmaya başladı. Kaldırımlar adeta parsellendi.

Her taraf dilenci kaynıyor...

Dilencilik sektör oldu desem yeridir.

Kaldırımlar, cami avluları, türbeler ve parklar her yer dilenci dolu...

2000 yılında İstanbul’daki dilenci sayısı 1510’ken, bu sayı beş yılda 12 bine fırladı. Özellikle Ramazan ayını yaşadığımız şu günlerde, kelimenin tam anlamıyla "dilenci patlaması" yaşanıyor.

2004’te yakalananlarla birlikte 2000’den bu yana kayıtlara giren dilenci sayısı 12 bine ulaştı.

Yazıda değinilen resimleri yan yana koyunca ülkemizin kendine has, sessiz sedasız bir sosyal patlama yaşadığını söylemek çok da yanlış olmaz.

Kendi çapında bir sosyal patlama...

Aslında yaşananları “sosyal patlamanın Türkiye versiyonu” olarak da tanımlamak fena olmaz.