Siyaset27 Haziran 2005 00:00

Korku Kapanı - Özcan Yeniçeri

Korku insanları hem kendisine hem de birbirlerine yabancılaştırarak onların sorunlarla mücadele etme yeteneğini köreltir.Korku insanları sorumluluk almaktan, riske katlanmaktan ve teşebbüs etmekten alıkoyan en büyük duygudur.Reaksiyoner tavırların, aşırı hesapçılığın, cimriliğin arka planında da hep korku vardır.Kaybetme korkusu bireyi risk almaktan, boğulma korkusu yüzme yeteneği kazanmaktan, hükmetme korkusu iktidar olmaktan alı koyar.Girişimcilik, eylemcilik, taraftarlık her şeyden önce risk almayı gerektirir.Hesaplı risk almak yapıcı ve yaratıcı bilinç işidir.Risksiz bir hayat kuru, heyecansız, renksiz ve sıradan bir hayattır.Korkusuzluk hem özgürlük hem de bağımsızlığın ilk şartıdır.Uygarlık adına üretilmiş ne kadar değer varsa tamamına yakını korkusuz ve "başını bir gayeye adamış" insanların ürünüdür.Şamil''in "sonunu düşünen kahraman olamaz" sözü bu gerçeğe vurgu yapar.naproxennatrium site naproxen kruidvatcleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgcialis walgreen coupon cheap cialis cialis couponmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg

İnançları tebliğ ile görevli peygamberler, kıtaları keşfeden kâşifler, ülkeleri fetheden fatihlerin ortak yanı cesur ve korkusuzca amaçlarına kendilerini adamalılardır.

Kuşkusuz burada cesaret ya da yiğitlikten; ölçülüp/biçilen, tartılıp/değerlendirilen akılcı bir şuura bağlı olarak üstlenilen riskler anlaşılmalıdır.

Duygu egemen tavırlar ya da şartlı reflekslerle ortaya konan tepkiler amaca hizmet eden sonuçlar doğurmazlar.

Bu bağlamda zaferler gölgesinden ürkenlerin işi değildir.

Başarı her zaman cesur davrananlara gülümser.

Başarının sürekliliği için sabır, akıl, bilinç ve strateji gereklidir.

Sonuçların ancak bir kısmı korkuya meydan okumakla elde edilebilir zaferin tamamı için rahata da bir sınır koymak gerekir.

Gerçek başarı çok yönlü düşünülmüş, soğukkanlılıkla üretilmiş, korkusuzca uygulanmış projelerin sonucunda gelir.

Konjonktür ve rastlantılara dayalı olarak elde edilen geçici başarıların uzun vadede kaybettirme ihtimali yüksektir.

Rakiplerin başarısızlığı, beceriksizliği, hatası ve yetersizliği sonucunda elde edildiği sanılan zaferler hep yanıltmıştır.

Geçici zaferlerin sarhoşu olan kahramanlar sürekli rakibin kötü, hatalı ve dar görüşlü olacağı üzerine stratejilerini kurarlar.

Ancak ortaya hata yapmayan, stratejik düşünen, açıkları ve fırsatları cesurca değerlendiren bir rakip çıkınca yapılan bütün hesaplar bir anda alt üst olur. Risk almadan, suya sabuna dokunmadan, hayatta bir kez dahi olsa korkunun üzerine yürümeden rastlantıların itmesi ile kahraman sanılan insanlar vardır.

Bunlar başkalarının yorgunluğu üzerine rahatını bina ederek, birilerinin fedakârlığından ya da sabrından yararlanarak korkaklıklarını gizler.

Sessiz bir köşeden aniden hareketlenen bir kuş bile onların yüreksizliğini ele vermeye yeter.

Geleceğe kalacak liderlik cesur, kararlı, tutarlı, sistemli olmanın yanında rakiplerden daha stratejik, daha akılcı ve daha taktik üstünlüğe sahip olan liderliktir.

Bu tür liderler ancak idealleri egolarından (heva ve hevesinden) büyük insanlar arasından çıkar.

Sessizlik sesi, gözsüzlük gözü, tavırsızlık tavrı yönetim ilkesi değildir.

Susarak iddialara karşı cevap verilmiş olunmaz ancak iddia sahipleri haklı çıkarılmış olur.

Zamanında verilmeyen cevaplar iddialara kamu nezdinde teslim olunduğunun kanıtı niteliğindedir.

Tâbi olduğu şartları ve sistemi değiştirmeyi bir yana bırakın ayakta kalmayı bile başarı sayanların ideal diye bir sorunu olamaz.

Şartların tarih boyunca aslanı, tüyleri dökülmüş tilkiye boğdurduğunu söylemek için aşırı mistik olmak gerekir.

Sorunları çözmek yerine tehir etmek, saldırıları cevaplandırmak yerine sineye çekmek, beceriksizliğin ortaya çıkmaması için sesiz kalmak tamamen kamuflaj politikasıdır.

Her şey doğal haliyle gerçekleşseydi ne stratejiye ne de yönetime ihtiyaç olurdu.

Olumsuz şartları yönetmek başlı başına bir sanattır.

Korkunun kendisi bir kapandır.

İnsanları aşırı hesapçı yapar.

Yüreğine inme indirir.

Korku kapanına yakalanan insan; bir tutum, tavır, eylem ve karşı duruş göstermeden önce onlarca ihtimalle yüzleşmek zorundadır.

Böylece birey soğan sarımsak hesabı yaparken "atı alan Üsküdar''ı geçer".

"Ya yanlış tarafı tutarsam", "ya yenilirsem", "ya zarar edersem" duygusu insanı cüretkâr davranmaktan alıkoyar.

"Aşağı tükürsem sakal yukarı tükürsem bıyık" çelişkisi içinde bulunanlar "ne şiş yansın ne de kebap" stratejisi izlerler. Değerlerle davranan, ilkelerle yöneten, ideallerini kaybetmemiş insanlar aynı zamanda korkudan korkmaktan kendilerini alı koymasını becerebilmiş insanlardır.