Siyaset27 Haziran 2005 00:00

Uyutulmak, Uyuşturulmak ve Renkli Devrimler

Uyuşturucu deyince aklıma kelime anlamına uygun olarak “uyuşmak, rüyalar alemine dalmak, hayaller aleminde dolaşmak” gibi kavramlar geliyor. Behiç Gürcihan’ın çarpıcı yazısını okuyunca bu kavramların yanında sorular da geldi. Kendi kendime “anasını satayım nedir ulan bu narkotik uyuşturucular, eninde sonunda domates, hıyar gibi tarlada yetişen bir bitki değil mi, üretim aşamaları bunlara benzemez mi, maliyeti -domatesin satış fiyatı 1-2 YTL civarında olduğuna göre- bununki de aşağı yukarı o kadar olmalı değil mi” diye sordum. Bu garip sorulardan garip sonuçlara da ulaştım. Satış fiyatını hıyarla değil altınla kıyaslayabileceğiniz narkotik uyuşturucuyu, discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisnaproxennatrium site naproxen kruidvatcialis forum link cialis bez receptarenovation vejle site renovaarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

1-Üzerinden abuk subuk paraların kazanıldığı,

2-Kullanıcıya kendi kurduğu dünyalarda yaşama imkanı verirken sağlığını kısa sürede bozan, alışkanlık yapan,

3-Herkesin üretip satmasına izin verilmeyen,

4-Ticaretini yapanların ve bu işten para kazananların kendisi ile mücadele ediliyormuş izlenimi verilen,

bir madde olarak tanımladım. Bu püsür mereti böyle tanımlamama itiraz yoksa düşünmeye devam edeceğim. Kumar diyeceğim, bak bu da bu tanıma uyuyor, sonra milli ya da gayri-milli piyango çekilişleri, bir depo benzin alana arabalar verme, borsalar vs. diyeceğim. Bunlar da tanıma uyar mı acaba?

1- Borsa veya döviz-faiz oyunlarıyla bir anda abuk subuk paralar kazanabilirsiniz. Benzer olarak marka adı altında satılan mal Nişantaşı veya Paris’in bilmem neresinde tonlarca para ederken aynı mal  pazarda üç kuruştur. (Örnek: meşhur spor giyim markalarının malları, taşeron kullanılarak üretilirler biliyorsunuz İstanbul’un Merter’inde veya Bursa’da, Ankara’da vs. Marka veya değil maliyetleri aynıdır.) Demek ki fahiş kazanç bu alanda da olabiliyor.

2- Piyango bileti, bir depo benzin alana araba veya para ödüllü yarışma programları, meşhur eden TV programları, çekilişler size garip getiriler sağlayabilir, bu getirileri edindiğimizi düşünerek, tatilimizi nerede geçireceğimizden hangi arabayı veya evi alacağımıza kadar bizi hayaller alemine sürükler. “Ulan” dersiniz “madem bir yolu var ben de hesapsız harcama yapmak istiyorum, ben de bu çemberin içinde olmak istiyorum.” Ahlak kavramının yozlaşmasına sebep bu rezil yapılanmadır. Birbirinin üstüne basarak yükselme bu kazanç anlayışının çocuğudur. Çağımızın hastalığı strese sebep bu hengamedir. Demek ki sağlığı da bozar. Daha kötüsü artık başka bir dünya olmayacağına dair inanışı kemikleştirir, yani alışkanlık da yapar.

3- Herkes bu dünya içinde var olabilir mi? Bunun cevabını mafya dizilerinden bilebiliyoruz ancak ve herkese izin verilmeyeceğini çıkartıyoruz. Ayrıca işadamlarımıza yapılan suikastler bu kanımızı güçlendiriyor.

4- Ahlaki çöküntüden terör örgütlerinin beslendiği kaynağa kadar herkes gelir dağılımındaki bozukluğu gösteriyor ve şikayet ediyor. Samimi olarak şikayet edenleri ayırırsak, bu işi düzeltme güç ve yetkisi olanların kılını kıpırdatmadıklarını, hatta asgari ücretin yüksek olduğunu savunduklarını görürüz. Üretim yapan fabrikaların haraç mezat satışı alkışlanıyor, çiftçi-işçi-üretim yapan sermaye azarlanıyor. Demek ki bu çarpık yapılanmadan birileri kazanırken mücadele ediliyormuş izlenimi de yaratılma çalışılıyor.

 

O zaman şu mu oluyor? Kumarhane kapitalizminin narkotik uyuşturucudan mahiyet itibarıyla bir farkı yoktur. Fark zamanla ilgilidir. Birisinin olumsuz etkilerini 3-5 senede görürken diğerininki bir-iki nesil sonra ortaya çıkar.

 

Behiç Gürcihan’ın dediği gibi Sorosgillerin şu aşamada Türkiye’de rengarenk bir devrime ihtiyacı olmayabilir; yalnız yazısını bitirirken,

Neticede FERMAN onların elinde olsa da; KARAR BİZİM;        

Kız Kulesi'ne karşı çayımızı içerken;

O çayda UYUŞTURUCU tadı almak;

İstiyor muyuz...

İstemiyor muyuz...?

çok anlamlı tesbitine ve sorusuna vereceğimiz cevap netleşmeye başlayıncaya dek. Son bir şey daha: Acaba 2.Dünya Savaşı’nda gizlenen, Nazileri besleyip büyütüp dünyanın başına bela edenlerin hedefinin, kurdukları yapılanmayı tehdit edebilecek, diğer mazlum milletleri peşlerinden sürükleyebilecek Sovyet ve Anadolu Devrimlerinin emperyalist düzenle anlaşma zeminine kaydırmak projesi midir?