Siyaset25 Haziran 2005 00:00

400 ''IŞILDAK'' KONFERERASYON GÖRÜŞMELERİ İÇİN YER GÖSTERİYOR !

Yaklaşık 1 aydır devam eden sözde "silah bırakmaya davet", "barış" gibi teröristle-devletin masaya oturması isteklerini içeren sözler, ne acıdır ki "psikolojik olarak sürekli bölünmüşlük vurgusuyla", "taraflarca" dile getiriliyor...   Lüks mekanlarda, kameraların önünde "Türk Halkına yönelik psikolojik izler bıraktırmaya yönelik sözler" yumuşak, usul ve allı pullu şekillerde enjekte ediliyor, ışıltısı kendinden menkul köşeciler tarafından heyecanla alkışlanıyor, servis ediliyor...  Ardı sıra, yeni inisiyatifler(!) oluşuveriyor!... symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena

Yeni film vizyona girdi.

400'e yakın "ışıldak" Konfederalizm görüşmeleri için "yer gösteriyor"...

 

Bilemiyorum tabii ki ne kadar farkındasınız...

Terör Örgütü PKK / Kongra-Gel eliyle yürüttürülen son "stratejilerden", "hedeflerine!" yürürken aldıkları mesafeden haberiniz var mı?

Peki, kimler tarafından gizli, kimler tarafında açık desteklendiğinden?

Ya bu bölücü hareketlerin "karşısında" nasıl bir yol haritasıyla yüründüğünden?

Nasıl bir strateji, nelere neden olabilecek ya da başka deyişle nasıl bir sonuç doğuracak stratejiler uygulanıyor?..

Görüp, duyabiliyor musunuz?

 

 

 

 Yaklaşık 1 aydır devam eden sözde "silah bırakmaya davet", "barış" gibi teröristle-devletin masaya oturması isteklerini içeren sözler, ne acıdır ki "psikolojik olarak sürekli bölünmüşlük vurgusuyla", "taraflarca" dile getiriliyor... Lüks mekanlarda, kameraların önünde "Türk Halkına yönelik psikolojik izler bıraktırmaya yönelik sözler" yumuşak, usul ve allı pullu şekillerde enjekte ediliyor, ışıltısı kendinden menkul köşeciler tarafından heyecanla alkışlanıyor, servis ediliyor...

 Ardı sıra, yeni inisiyatifler(!) oluşuveriyor!... En cicisi Demokratik Toplum Hareketi.. Leyla Zana, Selim Sadak, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Sırrı Sakık, Celal Doğan, Tuncer Bakırhan, Murat Bozlak, Ahmet Turan Demir, Mehmet Abbasoğlu, Ahmet Türk, Feridun Yazar, Cabbar Leygara, Doğan Erbaş, Aysel Tuğluk ve Senanik Öner gibi isimlerden oluşturulmuş, ve servise çıkarılmış... (Partileşirken adı değişecekmiş ama önemsiz bir detay)

 M.A.Birand, Ertuğrul Özkök, Yalçın Doğan, Derya Sazak gibilerinin de kimi bir gün önce kimi aynı gün, köşelerinde alkış sesleriyle karşıladıkları DTH!... Etnik temele dayanmayan, İmralı'dan bağımsız, PKK ve Apo'dan uzak, DEHAP'a benzemeyen... Bütün toplantıları kesinlikle sorunsuz ve gürültüsüz patırtısız olan bir hareket...

Nasıl?    DTH, ne kadar şirin değil mi? Bıkkınlık veren tüm "görsel efektlerden" temizlenmiş... Yepyeni bir yapım! Tamam, oyuncular ve karaktersizler, pardon, karakterler aynı gibi gelebilir ama baksanıza ne kadar akça pakça söylemleri var!?!..

 Bu servis edilirken Birand'ın düştüğü ince nota da dikkat etmek lazım! "Artık yeni bir döneme girdik. Kimse çatışma istemiyor. Eğer, bu tip demokratik oluşumların önünü tıkarsak, PKK'nın veya aşırı Kürtçü akımların önünü açmış oluruz. Onlar kazanır, bizler kaybederiz..." (M.A.Birand, Posta-Milliyet,23.06.2005)

Ne de olsa "işi", "işbirliğinin ehlinden"(!) dinlemek daha bir başka! Daha açıklayıcı oluyor...

Uyarıya ve mesaja bakınız : "... oluşumların önünü tıkarsak.. Onlar kazanır, bizler kaybederiz." (Ölümü gösterip hastalığa razı etmek... Bu bölüm bir klasiktir... Hep tutar.)

 Tabii bu; "işin, halka medya eliyle servis bölümü".

 Demek ki, DTH kesinlikle kabul görmeli...

Demek ki artık "yeni bölüm" başlamış... Seyredelim bakalım..

 Bir ipucu da AB'den geliyor...

 

Avrupa Birliği dönem Başkanı Lüksemburg adına, Birliğin Ankara’daki büyükelçilerinin sözcülüğünü yapan Hollanda Büyükelçisi Sjoerd Gosses : "...Kürtleri de modernleşmeleri ve üyeliğe (AB üyeliğinden bahsediyor) katılmaları için yüreklendirdik..." Aslında Türkiye'nin sadece Batı Bölgelerinin AB'ne alınmasının planlandığı zaten hissediliyordu.. Ancak elçi, bundan vazgeçilip, Türkiye'yi bir bütün halinde alır gibi yaparken, Doğu-Güneydoğu bölgelerimizin Kürdistan'la birleşmesini engelleyen çabalarından(!) söz ediyor... "Yüreklendirdik" diyor(!).. Devam ediyor: "..Ne var ki yörede yapısal bir barışın kurulması için hükümetin bir sivil seçeneğe sahip olmaması (işte beklenen an: çözüm için lazım gelen eksikliği buldular!..) endişeyle kaydedilmesi gereken bir husustur." Yani ya yeni sivil bir inisiyatif bulur ve yaşatırsınız  (kanaatimce DTH) ya da "..endişe duyarım.." (aklını başından alır, sana cehennem azabı yaşatırım) diyor...

 

Barzani'nin Kürdistan Yerel Parlamentosunda Başkan seçilmesi ve Diyarbakır'daki kutlamalar!..

Özü şu elbette ki: "Biz elimizden geleni yaptık... Parçalamaktan vazgeçtik, ancak bir şekilde bölmekten vazgeçmedik..." (Irak'daki Barzani'nin Federasyonu'na dahil edebilme süreci için bir ara geçiş yöntemi sadece...) Bu kadar basit.

 Elbette dağdaki teröristler tarafından bu oluşum öyle bir anda pek de istenecek gibi değil. Çünkü para ve mevki terörden sağlanıyor. Terör olmazsa dağda kurulan bu çark işlemez. Bu kurulan tezgaha çomak sokabilecek olan en etkin taraf da aslında dağdaki Terör Örgütü PKK...

 Eğer bu ışıldaklar, pardon aydınlar(!), onu ikna edemezlerse ("silahları bırak da gel, vallahi burada çözeceğiz bak anlaştık bile... vallahi söz verdiler.. hadi barışıp öpüşelim, demeleri bu yüzden..") bölücüler ve resmi izni veren işbirlikçilerinin iş biraz daha zorlaşacak gibi!

 Ama bizim için fark eden bir durum yok aslında. Çünkü her halükarda kaybımız söz konusu.

Çünkü kurulan tezgahın işleyişi; Türkiye Cumhuriyetini federatif bir biçime sokmaya çalışan zihniyetin başarısını her gün bize gösteriyor. En azından bakmakta olanlara...

 Öyle ki; Doğu ve Güneydoğu'dan ya kar yağışı, ya şehit, ya trafik kazası haberi gelir. Başka bir şey görmeniz mümkün değildir. Öyle bir set çekilmiş ki; hadise iyice pişmeden asla önünüze getirilip size asla gösterilmeyecek... Gördüğünüzde de "evet yaa.. bu böyle yürümez.. görüşmeler başlasın artık... bitsin bu sivil isyan.." diye düşündürtecek kimilerine... Daha öte, daha açık kelimelerle tanımlamıyorum, ancak... düşünmeye davet ediyorum herkesi...

 

 

Ellerden düşmeyen "Koma Komalen Kürdistan Demokratik Konfederasyon" bezi!

DEHAP ve İHD liderliğinde onlarca parti-dernek almış eline dizginleri istediği şekilde, müthiş bir sivil isyan-ayaklanma faaliyeti yürütüyor.

 

PKK / Kongra-Gel'in "ilan ettiği", Aponun lideri olduğu "Koma Komalen Kürdistan Demokratik Konfederasyonu'nun" bezleri ellerde, evlerde, terörist taşıyan belediye araçlarında, pankartlarda...

Siz onlara PKK bezi diye bakın durun hala... Alakası yok. PKK-HPG dağda. Kongra-Gel/PWD Almanya vs.. dışarıda.. Bunlar ise şehirde, ülkende (Türkiye Cumhuriyeti! Ya!).. İlan ettikleri Konfederasyonlarını açıkça kutluyor, ilan ediyor, gözünüzün içine sokuyorlar...

 Gömülmüş cesetleri topraktan geri çıkartıp, (terörist leşlerini) tekrar buna sararak kilometrelerce böğürerek yürüyüp, polise askere saldırıp, isyanlarını, ayaklanmalarını (onların deyimiyle Serhildan:başkaldırı) ifade edip, bu ayaklanmanın büyümesi için yandaş toplatabilecek nitelikte prim yaptıracak acındırmalar yapıyorlar... Ve katılımı da başarıyla sağlıyorlar... İsyan büyüyor!.. Yayılıyor... Seyirci de değişmeyen sükunetiyle verilen bu izni ve sonucunu seyretmeye devam ediyor...

 Bu "ayaklanmanın sonucunda muhatap olarak görünecek" ve "görüşmeler yapması planlanan" DTH ise, ayaklanmalarla aynı hızda, büyük desteklerle organize olmaya devam ediyor...

 Son söz : "Devlet"; Doğu ve Güneydoğu'daki "topraklarından geri çekilmiş", yerine sadece asker ve polis bırakmıştır.

 Uzun uzun düşünmek gerekiyor...

 

 

H E D D A M