Siyaset24 Haziran 2005 00:00

Türkiye Nereye Gidiyor? - Yiğit Bulut

Soruya samimi cevap vermek gerekirse; algıma kriterlerine veya nasıl bir Türkiye görmek istediğimize göre vardığımız sonuç değişiyor. Bugün içinde yaşadığımız bir Türkiye'ye razı iseniz zaten sorun yok! Sevgili dostlar, yukarıdaki sorunun cevabını detaylı sorgulamaya geçmeden, bazı kavramları yeniden tarif etmemiz gerekli. Neden derseniz? 'Ekonomi iyi mi' diye bana sorduklarında analizi şu şekilde detaylandırıp, sentezi sorana bırakıyorum; new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsdiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialiscleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg

- Eğer ekonomi dediğimiz dinamik finans piyasalarında oluşan sonuçlardan ibaret ise, yani döviz-faiz-borsa kriter alınırsa; ekonomimiz iyi...
- Eğer ekonomi, sonuçlar değil sebeplerin makro değişim bilimi ise, artan cari açık, rekorlar kıran ithalat ve dış ticaret açığı, inanılmaz gelirler elde eden sıcak para ve temelden değil yüzeyden devinen bir denklem içinde; ekonomimiz çok kötü...
Bu çıkarımlar sonrası senteze varmak isteyenler şu soruyu soruyorlar; siyasi tablonun nasıl geliştiği ortada, uzun yıllardır anlatılan AB masalı sona yaklaşmak üzere, Türkiye dış siyasette son 2 yılda yemediği dayağı yedi, ortada olmayan bir AB için Rum tarafı Kıbrıs olarak tescil ediliyor, üniversitelerde her gün kavga var, gasp ve kapkaç önü alınamaz bir sel oldu, işsizlik artıyor, bölücü terör her gün bizden şehit aldığı gibi şehirlerde devlete isyan şeklinde örgütlenen gösteriler var; bütün bunlar olurken 'finans piyasaları' dediğimiz sonuçlar nasıl oluyor da iyi oluyor? Daha açıkçası neyi satın alıyorlar? Cevap çok zor değil; bugün finans piyasalarında gördüğümüz sonuçları doğuran dinamik siyasi beklentiler sonucu oluştu ama alınan pozisyonlar ve edilen kârlar o kadar büyük noktalara geldi ki; pozisyon taşıyanlar 'gerçekleri algılamamayı' tercih etmeye ve diğerlerini de 'her şey çok iyi noktasına' çekmek için çaba göstermeye başladılar...
Sevgili dostlar, piyasa dediğimiz dinamiği ve hemen arkasından 'Türkiye nereye gidiyor'u sorgulayanlar ile vardığımız noktaları sizlere bütün açıklığı ile aktardım, bu noktada kendi sentezinizi size bırakıyor ve 'sentez' bağlamında düşüncelerimi sizlere aktarmak istiyorum. Hayal tacirliğinin arttığı şu günlerde, özellikle piyasalarda oluşabilecek algılama tuzakları açısından yararlı olabilir...
Sentez: 'Finans piyasaları' dediğimiz 'sonuçlar bileşkesi' makroekonomik ve siyasi gerçeklerden tamamen koptu. Bugün gördüğümüz sonuçları üreten senaryonun ana belkemiği olan AB dinamiği, birliğin oluşamayacağının anlaşılması ve Türkiye'ye yönelik atılan adımlar ile 'tam üyelikten çok uzaklaşıp, 17 Aralık sonrası bu köşede altını defalarca çizdiğimiz 'imtiyazlı ortaklık hatta ticari ilişki' noktasına kadar geriledi. Bütün bunlar olurken, sonu olup olmadığını bilmediklerini, onların da itiraf ettiği bir müzakere sürecine mahküm olan Türkiye, dış siyasette de çok büyük bir gol yiyerek Cumhuriyet'in Kıbrıs politikasını terk etme ve hiçbir şey almadan Rum tarafını Kıbrıs olarak tescil etme noktasına geriledi. Kuzey Irak ve diğer bölgelerde iddialarımız ve gücümüz tükendi. İçeride AB hayali ile başlayan etnik ayrışma, hayalin bitiği noktada kalkışmalara dönüşürken, terör örgütü de eski gücüne kavuşmaya başladı. Ekonomi de siyasetten farklı değil. Türkiye tamamen ithalata dayanan tarihinde görmediği cari ve dış ticaret açıkları ile büyüme rekorları kırdı. Son 3 yılda sıcak para dolar bazında yüzde 100-300 arasında kârlar elde ederken, iç ve dış borcumuz katlanarak arttı. Sıcak para ithal şişkinliği beslerken, Gümrük Birliği ve ithal ucuzluk sebebiyle yerli üretim durma noktasına geldi...
Sonuç: Yazıyı fazla karamsar bulabilirsiniz. Olsun bugün de koyu olsun. Aşırı pembeliğin arttığı günlerde tabloya koyu çalmak 'ortamı dengelemek' açısından yararlı olabilir...