Siyaset23 Ekim 2004 00:00
Güneydoğu''da büyük toprak operasyonu! - Arslan Bulut
Geçtiğimiz haftalar içinde, Diyarbakır''ın Bismil İlçesi''ne bağlı Sinanlı Köyü''nde başlayıp İstanbul''a ve bütün medyaya kadar uzanan ilginç olaylar yaşandı.Bir tiyatro oyunu sahneye kondu, bütün medya, olayı doğruymuş gibi yansıttı.Olay, medyaya aşağıdaki gibi yansıtıldı: "Güneydoğu Anadolu Bölgesi''ndeki feodal yaşantının irdelendiği ve başrollerini Şener Şen, Kemal Sunal, İlyas Salman ve Müjde Ar''ın paylaştığı ''Kibar Feyzo'' Şlminin konusu Sinanlı Köyü''nde yaşandı.cialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon
Bismil''e 30 kilometre uzaklıktaki 20 bin dönüm araziye sahip ve yaklaşık 200 haneli Sinanlı Köyü''nde köy meydanında toplanan aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık 400 kişi gösteri yaparak, ''ağalık'' düzenine karşı tepkilerini dile getirdi.
Civardaki herkesi ağanın adamı olmakla suçlayan köylüler, yargıya başvurduklarını gerekirse AİHM''e kadar gideceklerini söylüyor.
Sinan Köyü''nün sahibi Cengiz Sinanlı ise "İstanbul''da oturduğunu ve ağalıkla ilişkisinin bulunmadığını" anlattı ve şöyle dedi: "Sinan Köyü''ndeki topraklar Osmanlı döneminden bu yana bizim tapulu malımızdır.
Dedem, 1950''den sonra köyümüze göç kabul etmiş.
Sonradan da bu aileler yerleşmiş.
Ben köyüme yılda 2-3 kezden fazla gitmem.
İstanbul''da ticaretle uğraşıyorum.
Ağalıkla yakından uzaktan ilişkimiz yoktur.
Köydeki bazı köylülerin amacı başka.
Hazine arazilerine konmak istiyorlar.
Bunun için örgütlü organizasyon yapmışlar.
Onlara karşı hukuki tüm hakkımı kullanacağım.
Köylüye baskı yapmamız söz konusu değil.
Onlara arazilerimizin bir kısmını icara veriyoruz.
Çok cüzi bir ücret alıyoruz." Reşit Sinanlı ise "Köylüler nankörlük yapıyor.
Bizim topraklarımızı ekip gelirin 10''da birini bize veriyorlar.
Bugüne kadar sorun olmamıştı" dedi.
Bizim araştırmamıza göre de Sinanlı ailesi, Osmanlı döneminden beri sözü edilen toprakların sahibi.
Hem Osmanlı döneminden kalma tapuları var, hem de kadastro geçtikten sonra, 1957 yılında, tapuyu yenilemişler.
Yani, köylülerin "elimizde alındı" dediği topraklarda hiçbir hakları yok! Köylüler, o topraklara "yarıcı" olarak yerleşmişler ama, ekip biçtikleri toprağın gelirinin yüzde 90''ını alıp, yüzde 10''unu Sinanlı ailesine vermişler.
Öyle bir düzen kurulmuş ki, toprakların üzerine evlerini de inşa etmişler.
Yani, ağa dedikleri adamlar, kendi mallarını neredeyse köylülere devretmiş.
"Peki bunca iyilik karşısında, köylüler niçin nankörlük yapsınlar?" denilebilir.
Bir süre önce köylülerden bir grup, özel uçakla İstanbul ve Ankara''ya götürülüyor, kapalı kapılar arkasında toplantılara katılıyorlar, kısa bir eğitim alıyorlar ve köye dönerek eylemi başlatıyorlar.
Eylemin asıl amacı, buradaki toprakların tapusunun tartışmalı olduğunu göstererek ve Sinanlı köyü gibi tam 4 bin köyü harekete geçirerek, meseleyi Avrupa''nın gündemine getirmek ve Ermeni iddialarına zemin hazırlamak! Hatta, projenin arkasında Ermenistan''da faaliyet gösteren bir işadamının bulunduğu da iddialar arasında.
Eylemi başlatan 6 kişiden 4''ü Ermeni asıllı.
Yani dönme ailelerin çocukları.
Eylem yapan köylülerden bir kısmının da dönme olduğu bildiriliyor.
Tabii çoğunluk Kürt kökenli.
Görüldüğü gibi, mesele öyle "Kibar Feyzo" meselesi değil; Sinanlı köyünde baş gösteren patlamaya hazır bir çıban! Bu çıbanın içinde, dönmeler var.
Köylüler, o kadar kışkırtılmış ki, Sinanlı ailesinin bu yıl ekip biçmeleri için toprak verdikleri 12 kişiyi de tehdit ediyor ve bölgeden uzaklaştırıyorlar.
Diyarbakır''da 6 büyük ilçeden birer temsilcini katıldığı bir zenginler toplantısı yapıldı ve 100 bin dönüm üzerindeki büyük arazileri, sahiplerinden satın almak için karar verildi.
Sinanlı köyünde eylem yapan köylülerden biri, "4 bin köy bizi bekliyor" diyor.
Sinanlı ailesi ise, Atatürk''e milli mücadelede destek veren Abdullah Beyzade Sadık Bey''in torunları! 23.11.1335 tarihinde Mustafa Kemal Paşa, Sadık Bey''e bir mektup yazarak, "Asil bir ailenin evladı olduğunuzu gösteren mektubunuzu aldım.
Sizin gibi vatanperver, dinine bağlı asil zevatın, millete en büyük hizmette bulunacağına ve asırlardır olduğu gibi bundan sonra da öz kardeş olan Türk ile Kürdün sarsılmaz bir iman, izzet ve şerefle, bu kutsal vatan topraklarını koruyacağına şüphe yoktur" demiş.
Mektubun Osmanlıca bir sureti ve bugünkü Türkçeye tercümesi elimde.
Bu mektup gibi bir çok mektup var! Yani Sinanlı ailesi, milli mücadeleye destek vermiş bir aile! Öyle "Sinsi Feyzo"ların insafına terk edilecek bir aile değil! Ve zaten Güneydoğu toprakları, sahtekarlıkla Türk vatanı yapılmış değil!
Civardaki herkesi ağanın adamı olmakla suçlayan köylüler, yargıya başvurduklarını gerekirse AİHM''e kadar gideceklerini söylüyor.
Sinan Köyü''nün sahibi Cengiz Sinanlı ise "İstanbul''da oturduğunu ve ağalıkla ilişkisinin bulunmadığını" anlattı ve şöyle dedi: "Sinan Köyü''ndeki topraklar Osmanlı döneminden bu yana bizim tapulu malımızdır.
Dedem, 1950''den sonra köyümüze göç kabul etmiş.
Sonradan da bu aileler yerleşmiş.
Ben köyüme yılda 2-3 kezden fazla gitmem.
İstanbul''da ticaretle uğraşıyorum.
Ağalıkla yakından uzaktan ilişkimiz yoktur.
Köydeki bazı köylülerin amacı başka.
Hazine arazilerine konmak istiyorlar.
Bunun için örgütlü organizasyon yapmışlar.
Onlara karşı hukuki tüm hakkımı kullanacağım.
Köylüye baskı yapmamız söz konusu değil.
Onlara arazilerimizin bir kısmını icara veriyoruz.
Çok cüzi bir ücret alıyoruz." Reşit Sinanlı ise "Köylüler nankörlük yapıyor.
Bizim topraklarımızı ekip gelirin 10''da birini bize veriyorlar.
Bugüne kadar sorun olmamıştı" dedi.
Bizim araştırmamıza göre de Sinanlı ailesi, Osmanlı döneminden beri sözü edilen toprakların sahibi.
Hem Osmanlı döneminden kalma tapuları var, hem de kadastro geçtikten sonra, 1957 yılında, tapuyu yenilemişler.
Yani, köylülerin "elimizde alındı" dediği topraklarda hiçbir hakları yok! Köylüler, o topraklara "yarıcı" olarak yerleşmişler ama, ekip biçtikleri toprağın gelirinin yüzde 90''ını alıp, yüzde 10''unu Sinanlı ailesine vermişler.
Öyle bir düzen kurulmuş ki, toprakların üzerine evlerini de inşa etmişler.
Yani, ağa dedikleri adamlar, kendi mallarını neredeyse köylülere devretmiş.
"Peki bunca iyilik karşısında, köylüler niçin nankörlük yapsınlar?" denilebilir.
Bir süre önce köylülerden bir grup, özel uçakla İstanbul ve Ankara''ya götürülüyor, kapalı kapılar arkasında toplantılara katılıyorlar, kısa bir eğitim alıyorlar ve köye dönerek eylemi başlatıyorlar.
Eylemin asıl amacı, buradaki toprakların tapusunun tartışmalı olduğunu göstererek ve Sinanlı köyü gibi tam 4 bin köyü harekete geçirerek, meseleyi Avrupa''nın gündemine getirmek ve Ermeni iddialarına zemin hazırlamak! Hatta, projenin arkasında Ermenistan''da faaliyet gösteren bir işadamının bulunduğu da iddialar arasında.
Eylemi başlatan 6 kişiden 4''ü Ermeni asıllı.
Yani dönme ailelerin çocukları.
Eylem yapan köylülerden bir kısmının da dönme olduğu bildiriliyor.
Tabii çoğunluk Kürt kökenli.
Görüldüğü gibi, mesele öyle "Kibar Feyzo" meselesi değil; Sinanlı köyünde baş gösteren patlamaya hazır bir çıban! Bu çıbanın içinde, dönmeler var.
Köylüler, o kadar kışkırtılmış ki, Sinanlı ailesinin bu yıl ekip biçmeleri için toprak verdikleri 12 kişiyi de tehdit ediyor ve bölgeden uzaklaştırıyorlar.
Diyarbakır''da 6 büyük ilçeden birer temsilcini katıldığı bir zenginler toplantısı yapıldı ve 100 bin dönüm üzerindeki büyük arazileri, sahiplerinden satın almak için karar verildi.
Sinanlı köyünde eylem yapan köylülerden biri, "4 bin köy bizi bekliyor" diyor.
Sinanlı ailesi ise, Atatürk''e milli mücadelede destek veren Abdullah Beyzade Sadık Bey''in torunları! 23.11.1335 tarihinde Mustafa Kemal Paşa, Sadık Bey''e bir mektup yazarak, "Asil bir ailenin evladı olduğunuzu gösteren mektubunuzu aldım.
Sizin gibi vatanperver, dinine bağlı asil zevatın, millete en büyük hizmette bulunacağına ve asırlardır olduğu gibi bundan sonra da öz kardeş olan Türk ile Kürdün sarsılmaz bir iman, izzet ve şerefle, bu kutsal vatan topraklarını koruyacağına şüphe yoktur" demiş.
Mektubun Osmanlıca bir sureti ve bugünkü Türkçeye tercümesi elimde.
Bu mektup gibi bir çok mektup var! Yani Sinanlı ailesi, milli mücadeleye destek vermiş bir aile! Öyle "Sinsi Feyzo"ların insafına terk edilecek bir aile değil! Ve zaten Güneydoğu toprakları, sahtekarlıkla Türk vatanı yapılmış değil!