MAKSAT EŞKİYAYI KURTARMAK...
Dünyada Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Avrupalı Hukukçular Birliği (DXAH) Öcalan'ın yeniden yargılanmasına dikkat çekerek, mahkemede askeri yargıcın olmamasının mahkeme bağımsızlığının garantisini oluşturmayacağını, uluslararası bir zeminde yargılamanın biraz daha adil olabileceğini belirtti. Kürtlerin taleplerinin önemli bir kısmının haklı olduğu kabul edilmediği sürece sürdürülecek bir yargılamanın adil olmasının mümkün olmayacağını söyledi.... Ve bu arada bizim sözde İnsan Hakları Dernekleri de tantanalı yürüyüşüne başlamış.İstikamet TBMM..... escitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnerenovation vejle site renovaabilify idippedut.dk abilifydiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards
Türk Silahlı Kuvvetleri operasyonlarını sürdürürken; İHD, 'Analar ağlamasın barış istiyoruz' sloganıyla dün yürüyüş başlattı. Türkiye'nin beş ayrı noktasında başlayan yürüyüş sonunda Ankara'da girişimlerde bulunacak olan İHD'liler Adana, İstanbul, Trabzon, İzmir ve Diyarbakır şubeleri 'Analar ağlamasın barış istiyoruz' kampanyası çerçevesinde düzenledikleri etkinliklere start verdi.
İHD Adana Şube Başkanı Sabri Kahraman, toplumsal sorunların çözümünde silahlı eylemlerin yöntem olarak kullanılmaması gerektiğine dikkat çekti. Kahraman, 'Asker, polis, korucu, gerilla ve sivil hiç kimsenin ölmesini istemediğimiz için savaş istemiyoruz. Herkesi kalıcı barış için çaba göstermeye, TBMM'yi ülkemizde yaşanan çatışmaların durdurulması için etkin tavır almaya çağırıyoruz' dedi.
Batman Barış Platformu ve Muş Demokrasi Platformu, 140 kişilik adı-aydın grubunun 15 Haziran'da çatışmaların durdurulması amacıyla yaptığı çağrıya destek vermek amacıyla bir deklerasyon yayınladı. Deklerasyonu, 42 sivil toplum örgütü, 8 İl Genel Meclis üyesi ile 26 Belediye Meclis üyesi imzaladı.
Kalıcı barış için çağrı
İHD Batman Şube Yöneticisi Abdullah Bayter, hazırlanan deklerasyonu okudu: "15 yıllık çatışmalı dönemi tekrar yaşamak istemiyoruz. Bu anlamda son dönemlerde yoğunlaşan askeri operasyonların derhal durdurulmasını istiyoruz. ‘’
'Operasyonlara son'
Platform adına açıklama yapan KESK Dönem Sözcüsü Uğur Turan, artık çatışmalı bir ortam yaşamak istemediklerini vurguladı. Turan, şunları ifade etti: "Bizler, Avrupa'nın Türkiye'ye silah satışını durdurmasını, hükümetinin operasyonları durdurmasını, çatışmaların sona ermesini istiyoruz. Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde son aylarda artan çatışmaların durması için çift taraflı ateşkesin sağlanması, Kürt sorunun diyalogla çözümü temelinde aydınların başlattığı girişimi anlamlı bulmakla beraber önemsiyor ve destekliyoruz."
NOT:
|
|
|
|
Batman'da 'Apocu Gençlik İnisiyatifi' imzasıyla dağıtılan bildirilerle, Öcalan'ın görüşe çıkmama tavrının desteklenmesi istendi.
Bu sayıda bir bölücü propaganda yapılması da acaba İnsan Hakları kapsamında mı acaba? Allahım sen aklıma mukayyet ol.!!!!
EY HUKUK!!! DERNEKLER YASASINI DELİK DEŞİK Mİ ETTİLER BANA MI ÖLE GELİYOR? BU NE İŞ YAHU???????????
Bu arada dünkü yazımda belirttiğim DEHAP İÇSAVAŞ MI İSTİYOR ? adlı yazımda belirttiğim konuya sayın Behiç Kılıç da eklemeler yaparak konuyu irdelemiş. Bu konuyuda ilave etme lüzumu hissettim.
Maksat eşkiyayı kurtarmak
“Diyarbakır Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada, 9-12 Haziran tarihleri arasında terör örgütü PKK’ya yönelik Lice’nin kuzeyinde gerçekleştirilen operasyonda, teröristlerin faaliyet gösterdiği bölgelerde 35 ayrı alanda toplam 8 milyon 414 bin 500 kök dişi hint keneviri ele geçirildiği belirtildi."
Ayrıca operasyon sırasında 1 adet uyuşturucu imalatı yapıldığı değerlendirilen baraka içerisinde 12 kilogram tüp ve pürmüz, 1 litre asitanhidrit, kenevir ilacı ve 100 naylon poşet bulunmuştur.
''Güvenlik güçlerince imha edilen kenevirlerden yaklaşık 126 ton esrar elde edilebileceği ve piyasa değerinin 190 milyon YTL (190 trilyon TL) olduğu tespit edilmiştir."
Bu ele geçirilen...
Terör şebekesi su gibi para harcıyor
Finanse ettiği parti, sivil kuruluş adı altında yan örgütleri var. Avrupa’da Türkiye’de ABD de rahatça lobi yapabiliyor..
Değirmenin suyu akıyor!..
Kimlere akıyor?!.
Değirmenin suyu aktıkça, kan da akıyor, şehitler veriyoruz... Türkiye’nin bu çetenin kökünü kazıtması engellenmek isteniyor..
Derin hesaplar bitmiyor...
Türkiye’de elde silah gezen çetelerin, emperyal istila güçlerine taşeron olarak hizmet ettiklerinin açık seçik ortaya çıktığını belirtmiştik. Hatırlanacak olursa, birkaç gün önce AB’li dört beş büyükelçi Başbakan’dan bu eşkıya sürülerine karşı yapılan operasyonlara derhal son verilmesini istemişlerdi.
Daha önce de ABD’li general, Washington’da Genelkurmay 2.Başkanı Başbuğ’dan benzer talepte bulunmuştu.
Başbakan Erdoğan, AB büyükelçilerinin Güneydoğu'daki operasyonlarla ilgili eleştirilerine yönelik olarak, "Bizim evlatlarımızı bunlar şehit edecekler, siz de operasyonu durduracaksınız. Bunun izahı var mı?" demişti.
Doğru söylemişti...
İki yıl kadar önce eşkiya yeniden silahlı harekete başladı. Van ve Diyarbakır’da şehir merkezlerine uzanan güç gösterileri ortaya konuldu.Valiler başta olmak üzere devlet görevlilerine saldırılar düzenlendi. Eylemlerin beraberinde kadınlı çocuklu bindirilmiş kıtalar meydanlara sürüldü ve İmralı’daki Eşkiyabaşı’nın adının zikredildiği, ayrılıkçı sloganlar, talepler içeren gösteriler düzenlendi. Bu talepler silahlı eylemlerle tehdit edilerek gündeme getirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri bu nedenle arazide operasyonlara başladı. Bu bekleniyormuş gibi AB’den Türk askerine hakaretler, tehditler geldi. Bunun eşliğinde, üyeliğe kabul için Türkiye’den yeni tavizler isteyen “pazarlıklar” sonucu teslimiyet istendi.Bu arada Türk topraklarında gözü olan bölücü guruplar da, Türkiye’ye AB baskısı yoğunlaştıkça ve Irak’taki ABD politikalarına güvenerek amaçlarına ulaşmak üzere olduklarını hesaplamaya başladılar.Ve aralarında paylaşım savaşı çıktı!..
Türk askerine silah sıkan çetelelerin Batı’nın sömürgeci politikalarına hizmet ettiğini biliyoruz da... Bunların ardında daha çok İmralı’daki Eşkiyabaşı mı, yoksa Barzani-Talabani’nin maskeli yüzleri mi hakimdir, işin bu bölümü ayrı bir yazı konusudur..
Bu arada teröre karşı yapılan operasyonlar, istilacıların yayılma planlarını engellemeye başladı... Silahlı guruplar ağır kayıplar vermeye başlayınca çetenin “yan kuvvetleri” devreye girdi!.. Suret-i haktan görünerek, ''Barış!” sloganları ile ve devleti saldırgan göstererek “ateş kes(!) kampanyası” başlattılar.
Şimdi size bir haber daha sunacağım...
“DEHAP İstanbul İl Örgütü'nün Çağlayan'da, Figaro Yemek Salonu'nda yaptığı toplantıya katılan, Parti Genel Başkanı Bakırhan, Türk Silahlı Kuvvetlerinden; dağdaki teröristlerinin üzerine daha az sayıda asker göndermesi gerektiği çağrısında bulundu. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Terör Örgütü PKK'yı hala "muhatap almamasını" ise şu sözlerle eleştirdi... (Kelime kelime) : "Siz silahları, güçleri muhatap almazsanız,... sorunu nasıl çözeceksiniz?" !!!
Parti Genel Başkan Yardımcısı Orhan Miroğlu şu teklifte bulundu: “PKK, demokratik süreci rahatlatmak için silahlı güçlerini ülke dışına çıkarmalı. Sonra aftan yararlanabilenler Türkiye’ye dönsün; diğerleri Kuzey Irak’ta vatandaşlığa geçsin. AK Parti hükümetinin de yöreye halkla sıcak ilişkiler kurabilen valileri atadığını kaydeden Miroğlu, Özellikle Batman ve Diyarbakır valilerinin son derece olumlu çalışmaları var. Bölgede görev yapan bürokratların çoğu iyi niyetli'' dedi.
Diyarbakır belediye başkanı Osman Baydemir yaptığı açıklamalarda “Öncelikle operasyonlar durmalı. Tabii bu da yetmez. Çünkü Kürtleri her cepheden yalnızlaştırmaya çalışıyorlar. İkinci seslerin de kendini ifadesi önünde ciddi engeller var. Öcalan'ın tecridi, süren savaş hali, demokratik Kürt siyasetinin yetersizlikleri ciddi bir muhatap sorunu da yaratıyor….''
Çatışmasızlık hali ve silahlı güçlerin pratik yaşama katılması, Kürt sorununun bittiği anlamına gelmeyecektir. Bu iki gelişme sadece Kürt sorunun demokratik çözümünün ön koşuludur. Kürt sorunu, demokratik mücadeleyle, sokaktaki sivil itaatsizlik eylemleriyle çözülecektir.
''Bizler de, bu konuda daha ciddi girişimler içinde olmaya devam edeceğiz. Kürt sorunu çözülünceye kadar ve halkı temsil ettiğimiz müddetçe, bu doğrultuda katkı sunmaya devam edeceğiz…..”
Teröristlerle yapılan mücadele ve operasyonlar nedeni ile çok ciddi korku ve sıkıntılar yaşadığını belirten GÖÇ-DER Van Şube Başkanı Caroline Camgöz,(ABD'li Caroline (60), altı yıl önce Bahçesaray'a yerleşti. Burada evlenen Caroline, Camgöz soyadını aldı, adını da Fatma olarak değiştirdi. Bir yıl sonra boşanan Caroline Fatma, hayatını sürdürebilmek için bir eczane açtı. Caroline, ilçeden ayrılmayı düşünmediğini söylüyor )operasyonların durdurulmasını ve Türkiye Başbakanı R.Tayyip Erdoğan'ın sorunların çözümü için ciddi yaklaşmasını istedi. Camgöz, "Sayın Başbakanın göç zedelerin sorunlarına ciddiyetle eğilmesini Kürt halkını kucaklamasını istiyorum. Ermeni Soykırımı'nda bölgede yaşayan bir Ermeni olarak Ermeni halkının yaşadığı trajediyle, yeni bir savaş tehlikesi nedeni ile Türk halkının da karşı karşıya olması beni korkutuyor. Aydınların çağrısını son derece olumlu fakat yetersiz Avrupa'ya ulaşamıyor, Avrupa'da Kürt sorununun çözümü ve çatışmalar konusunda son derece etkili çalışmalar yapabilirler, bir ses olabilirler. Fakat bir çalışma yok sadece söylemler yetmiyor. Gelin AB Parlamentosu'na birlikte gidelim. Birlikte bir demokrasi ve barış mücadelesini Avrupa'nın tam merkezinde yapalım. Daha fazla akacak kanımız kalmadı. Bu Vatan 1.5 milyon Ermeni'nin kanı ile hemen akabinde 2 milyon Kürdün kanı ile besleniyor, bunu sona erdirebiliriz."
Bu Caroline Camgöz adlı kadın medyamızın pek sevdiği bir şahsiyettir. .!
Şu sözleri “ 1,5 milyon Ermeni kanı yanında 2 milyon kürt kanı “ rahatça söyleyip tahriklerde bulunması yanına kar kalmıştır..!
Bölücü çete, AB’deki lobilerinde kendilerini Türk Devleti ile barış masasına oturmaya hazır “hak savaşçıları” olarak gösteriyor..! AB kulislerine Türk topraklarında yaşayan vatandaşların kendileri ile aynı görüşte olduklarını pompalayan hayali bildiriler pompalıyor. Bu hayali derlemeler Türkiye kaynaklı olarak hazırlanıyor. Cezası olmadığı için de, Türkiye’yi bölücü çıkarlarına kolayca alet edebiliyorlar...
Mesela “ Ahmet Gönen adlı işçi silah bırakılması istenen 10 bin kişi çok büyük riski, başta hayat riski göze alıp gitmişler ve çok büyük bedel ödemişler. Bunların umduklarının hiç olmazsa bir kısmını net bir şekilde görmedikçe, silah bırakmasını beklemek en başta hayalcilik olur. Bu sorunun muhatapları onlardır. Onlarla görüşsünler dedi“gibi senaryolar hazırlıyorlar.
Demokrat maskeli ırkçı bir kalkışma Türkiye’şi tehdit ediyor..!
Derin tezgahın şaşırtan ilişkilerine devam edeceğiz..
‘’ Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden,içerideki cephenin suskunluğudur!’’ M. KEMAL ATATÜRK