BÖLÜCÜLER DİYARBAKIRDA KAMPANYA AÇIYOR, DEVLET NE YAPIYOR?
Tarihinin en ağır kriziyle baş başa olan AB, Türkiye ile olan ilişkilerini derin dondurucuya atma kararı almışken bile PKK ile olan operasyonlara laf edebildi. Kırmızı rengi sevmediği anlaşılan AKP yönetimi kuruluverilen kürt devletine sessizlik politikasını izledi. Biti kanlanan bu örgüt yandaşları artık oturma ve ışıkları söndürme kampanyasına başlayacakmış.Öcalan sevgi gösterisine dönüşen bu şaklabanlığa ses çıkaracak hukuk ve devlet erkanını bulmak ise sanki çölde su bulmaya benziyor… escitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenacialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon
AB ile Erdoğan'dan PKK ile Mücadelede Karşılıklı Yalanlamalar
Erdoğan'ın önceki gün AB büyükelçilerine verdiği yemeğe, AB'nin Güneydoğu sorunu konusunda hükümete yaptığı uyarı, damgasını vurdu. Edinilen bilgilere göre, yemekte tüm AB üyeleri adına konuşan bir büyükelçi, “Güneydoğu'da çatışmaların başlaması nedeniyle eski kötü günlere dönüş endişesi” yaşadıklarını belirterek şunları kaydetti:
''AB'nin PKK terörüne karşı görüşleri konusunda bir yanlış anlaşılma olmamalı.AB bir entegrasyon projesidir, gelecekteki üyeleri için bir bölünme projesi değildir. Kürtleri de katılım ve modernleşme sürecine katılmaları için teşvik ediyoruz. Ancak hükümetinizin bugüne kadar bölgede yapısal barışı sağlama yönünde bir sivil alternatif ortaya koyamamasını endişeyle karşılıyoruz. Askeri seçenek, düzenin sağlanması için tercih edilebilir, ancak kalıcı çözüm olamaz.''
Tarihinin en ağır kriziyle baş başa olan AB, Türkiye ile olan ilişkilerini derin dondurucuya atma kararı almışken bu açıklamaları yapmaktan da ileri kalmadı.. Bizim(?) muhterem temsilcilerimizse çocuksu tavırlarla bunları halının altına iterek saklamaya çalışıyorlar…
DİYARBAKIRDA OLANLARA NE SÖYLENECEK?
Bugün Diyarbakır'da sivil toplum ve demokratik kitle örgütleri, İmralı Cezaevi'nde tutuklu bulunan Abdullah Öcalan'a yönelik uygulamaların sona erdirilmesi için kampanya başlattı. Kampanya çerçevesinde her salı günü oturma eylemi, akşam 21.30'da da ışık söndürme eylemleri gerçekleştirilecek. Diyarbakır'daki sivil toplum ve demokratik kitle örgütleri basın açıklaması Öcalan'a uygulanan tecride ilişkin kampanya başlattıklarını açıkladılar. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Konukevi önünde yapılan açıklamaya yaklaşık 500 kişi katıldı.
TUHAD-FED, Demokratik Toplum Hareketi (DTH), Diyar Göç-Der, Barış Anaları İnisiyatifi, Dicle Fırat Kültür Merkezi, SELİS, Bağımsız Kadın Hareketi, Cezaevi Çıkışlılar Dernek İnisiyatifi, Özgür Yurttaş Hareketi ve DEHAP'ın katılım gösterdiği kampanya için kurumlar adına açıklamayı okuyan Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği Federasyonu (TUHAD-FED) Yöneticisi Nazım Hikmet Akşahin, savaş ve savaşın yarattığı kaos ortamından beslenen güç odaklarının barış için çaba sarf eden herkesi ve her kesimi hedef haline getirdiğini belirterek, şunları söyledi:
"Ülkemizin son 5 yıldır tanıklık ettiği çatışmasızlık ortamında büyük katkıları olan Sayın Abdullah Öcalan'a yönelik evrensel hukuk normlarına uymayan keyfi ve kabul edilemez insanlık dışı uygulamalar geliştirilmektedir. Oysa ki Sayın Öcalan'ın her türlü baskı, tecrit ve yok sayma girişimlerine rağmen geliştirdiği barış projesi, ülkemizde son 6 yıldır çatışmaların durmasını sağlamıştır. Büyük halk kitlelerinin değer verip hayata geçirmeye çalıştığı bu barış projesi, maalesef AKP Hükümeti tarafından boşa çıkarılmıştır."
AK Parti Hükümeti'nin kurulduğu günden bu yana Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için her türlü girişimi yasa dışı ilan ettiğini ve tek çözüm olarak askeri yöntemleri önüne koyduğuna dikkat çeken Akşahin, "Bir yandan askeri operasyonlar yoğunlaştırılırken, öte yandan genelde cezaevleri özelde de Sayın Öcalan üzerindeki tecrit yasal dayanaklara kavuşturularak derinleştirilmiştir. Öcalan'ın yeniden yargılanması ve bunun barış platformuna dönüştürülmesi göz ardı edilmiştir. Bunun yerine tecrit ve inkar siyasetinde ısrar edilmiştir" diye konuştu.
Akşahin, Öcalan'ın avukatlarına getirilen görüşme ve savunma yasağının, toplumsal barışın gereği derhal sona erdirilmesi gerektiğini belirtti.
Sivil toplum örgütleri olarak toplumsal barışın kalıcı hale getirilmesi amacıyla Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için her türlü demokratik tepkilerini ortaya koyacaklarını dile getiren Akşahin, 150 aydın tarafından kaleme alınarak kamuoyuna duyurulan barış çağrısının da destekçisi olduklarını söyledi.
Akşahin, "Kürt sorununun kalıcı ve demokratik çözümü, cezaevlerinde ve özelde İmralı Cezaevi'ne yönelik geliştirilen keyfi ve insanlık dışı. 21 Haziran Salı Günü 21.30'da ışık söndürme eylemi başlatacaklarını ve her salı Koşuyolu Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde oturma eylemi" başlatacaklarını açıkladı.
Eyleme katılanlar sık sık "Öcalan", "Baskılar bizi yıldırımaz" sloganları attı.
DİYARBAKIRDA DEVLET YOKMU DA BU CESARETTELER?
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir şehri olmaktan çok, Kuzey Irak'taki sözde Kürdistan'ın bir parçası olmak için herşeyi yapan Diyarbakır'daki ayrılıkçı örgüt yandaşları, teröristlere ve terör örgütü üyelerine destek için hergün yeni bir yasadışı bir eylem yapıyor.
Yasadışı çünkü; teröristi övmek dünyanın heryerinde suçtur, tabii ki Türkiye hariç!..
Kırmızı çizgilerden bahsedenler, adına sözde kürt konfederasyonu dedikleri şeyin aslında hiçde söz olmadığını biliyorlar.İçinden geçtikleri süreci göremeyen politikacılar,hiç bilmedikleri geleceği nasıl görebilirler? İşte şuan Türkiye de yaşayan politika bu.. Sorunları göğüsleme biçimi de sonuçları da belirler… Ve artık sorun yaşadığımızı inkar etmenin de anlamı yok.
Marifetmiş gibi AB- demokrasi masalıyla verilen tavizler not edilirken her gün gelen şehit haberleri karşısında ise meclisin suskunluğu, acziyet görülüyor..
Hatta birde terörist başı için genel af isteyen meclis içindeki kişileri tanıyor… “Burası Türkiye, halkı kandırmakta unutturmakta kolaydır’’ diyenlere hatırlatmada bulunmak gerekir sanırım:
“Tanrıdan ve tarihten saklanacak hiçbir şey yoktur !”
Biz ne Osmanlının hangi zihniyetten battığını unuttuk nede bu ülkenin hangi imkansızlıktan nasıl varolduğunu… Ne BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR diyen büyük önderi unuttuk, ne de O’na laf eden, benzetme yapan, gömlek değiştiren kişiliksizleri !!!
Burası Türkiye… Debisi belirsiz ırmağa benzer insanlar yaşar üstünde.. Ne kadar da ırmağın yönünü değiştirmeye zorlasan hatta oldu sansan bile ; tokat gibi çarpıveren insanların varolduğunu kimseler unutmasın… Özellikle unutkan numarası yapan yetkililere duyurulur…