YABANCI OKULLAR DÖNEMİNE DÖNÜŞ MÜ? Sadi SOMUNCUOĞLU
ABD ÜNİVERSİTESİ "ESNEK GENÇLER" YETİŞTİRECEK Meseleye galiba öncelikle AB boyutunda bakmak gerekiyor.Çünkü ilginç gelişmeler var.Mesela büyük gazetelerimizden birinin, çok normalmiş gibi yayınladığı şu habere ne dersiniz? 95 yıllık geçmişe sahip ABD devlet üniversitesi Kent State, Avrupa Eğitim Vakfı işbirliğiyle, İstanbul''da anaokulu ve ilköğretim koleji açmış.İlk gün 90 öğrencinin kaydolduğu okulda, Kent State''e bağlı eğitim yapılacakmış.Müfredatı Türk ve Amerikalı uzmanlarca, Türk müfredatına Amerikan müfredatının eklenmesiyle oluşturulmuş.Okul, "uygulama okulu" niteliği taşıyacakmış ve çok dilli, çok kültürlü gençler yetiştirilecekmiş.new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponscialis coupons printable link discount prescription drug carddiscount drug coupons site printable coupons for cialisbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus
İktidarı muhalefetiyle, TCK''nın, "kanuna aykırı eğitim" başlıklı maddesi üzerindeki tartışmalar "kaçak Kuran kurslarına" odaklandı, Cumhurbaşkanı Sezer de, beklendiği gibi veto etti.
İktidar, kanunu tekrar aynen çıkartacağını açıkladı.
Bu durumda Sezer ikinci defa veto edemeyeceğinden, Anayasa Mahkemesi''ne götürecek, buradan iptal kararı çıkarsa, boşluk doğacak, neticede "kanuna aykırı eğitim kurumu açma" suçu cezasız kalacak.
Meseleyi kısaca hatırlayalım.
Tasarıda, kaçak eğitim kurumlarının kapatılmasının yanı sıra, açanlara ve burada çalışan öğretmenlere 1-3 yıl hapis cezası öngörülmüştü.
TCK, Eylül 2004''te yasalaştığında, öğretmenlerin cezalandırılması, "bu kurumların kaçak olduğunu bilmeleri" şartına bağlandı, hapis cezasının alt sınırı 6 aya çekildi ama kapatılması hükmü korundu.
1 Haziran''da yürürlüğe girmesi öncesinde ise bizzat Başbakan Erdoğan''ın "Ne dediysek o!.." talimatıyla son dakika değişikliği yapılıp, kapatılma ve öğretmenlerin cezalandırılması hükümleri çıkartıldı.
Sadece açan ve işletenlere 3 ay ila 1 yıl hapis, bunun da para cezasına çevrilmesi kararlaştırıldı.
Ve Kuran kursu tartışmalarıyla, bu düzenlemenin önünü açacağı tehlikeler perdelendi.
Mesela o günlerde, "Şimdi Fener Rum Patriği, bu hükme dayanarak, Ruhban Okulunu açsa ne olur? diye sormuştum.
Öyle ya, AB ve ABD destekliyor, Lozan''ı ve kanunlarımızı çiğniyor, fiilen ekümenliğini ilan ediyor, kimse dokunamıyor.
Devlete meydan okuyan Patrik, okul açtı diye hapis veya para cezası talebiyle mahkemeye mi verilecek? İktidarın, bu okulu açmak için AB ve ABD''ye sözü varken kim ne yapabilir? Yapıldı diyelim, cezası paraya çevrilebiliyor, ama okul kapatılamıyor.
ABD ÜNİVERSİTESİ "ESNEK GENÇLER" YETİŞTİRECEK Meseleye galiba öncelikle AB boyutunda bakmak gerekiyor.
Çünkü ilginç gelişmeler var.
Mesela büyük gazetelerimizden birinin, çok normalmiş gibi yayınladığı şu habere ne dersiniz? 95 yıllık geçmişe sahip ABD devlet üniversitesi Kent State, Avrupa Eğitim Vakfı işbirliğiyle, İstanbul''da anaokulu ve ilköğretim koleji açmış.
İlk gün 90 öğrencinin kaydolduğu okulda, Kent State''e bağlı eğitim yapılacakmış.
Müfredatı Türk ve Amerikalı uzmanlarca, Türk müfredatına Amerikan müfredatının eklenmesiyle oluşturulmuş.
Okul, "uygulama okulu" niteliği taşıyacakmış ve çok dilli, çok kültürlü gençler yetiştirilecekmiş.
Bu gençler de, ileriki yaşlarında dünya ekonomisi ve siyasetinde lider konuma gelerek, sorunları esnek bir anlayışla çözeceklermiş. BOP''a dahil edilip, "ılımlı İslam modeli" diye sunulduğumuz, tüm dikkatlerin İstanbul''a çevrildiği bir dönemde, ABD üniversitesince, böyle bir projenin uygulamaya konması ilginç değil mi? Burasının seçilme gerekçesini de Üniversite Rektör Yardımcısı Kenneth Cushner''ın ağzından aktaralım: İstanbul büyük bir gezegen.
Yıllar boyu kültürlerarası iletişimin çok yoğun olduğu bir şehir.
Doğu ile Batı''nın arasında Müslümanlarla Müslüman olmayanlar arasında Asya ile Avrupa''yı bütünleştiren bir şehir olarak İstanbul''un böyle bir proje için müthiş olacağını düşündük.
Bu proje, bölgedeki diğer ülkelerde açılacak okullar için de iyi bir model olur.
Peki bu mümkün mü? Öncelikle, uluslararası nitelikte bir okulun açılabilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı''na müracaat, Bakanlar Kurulu izni, ayrıca okulun yeri, branşları ve eğitim-öğretim seviyesinin Bakanlıkça belirlenmesi gerekiyor.
Ama bunların hiçbiri yapılmamış.
Burada egemen bir devlet ve yasalar yokmuş gibi. Mevzuatımıza göre, müfredatın Türk Devletinin milli güvenlik ve menfaatlerine aykırı olmaması, Bakanlıkça onaylanması, Türk milleti ve milli değerler aleyhinde eğitim-öğretim yapılmaması şartı var.
Ama onlar karma bir müfredat hazırladıkları gibi, "çok dilli, çok kültürlü" eğitim yapacaklarını ilan ediyorlar ve öğrenci kaydına da başlamışlar. İşte A''dan Z''ye "kaçak" bir eğitim kurumu.
Ne yapacaksınız? Tam da Ruhban Okulu örneğinde izah etmeye çalıştığımız durum değil mi? Arkasında koca ABD''nin olduğu, bir devlet üniversitesinin okuluna müdahale mümkün mü? Edilebilse açılabilir miydi? Hele böylesine, "çok dilli, çok kültürlü" gibi süslü ifadelerle yapılan takdimlerden sonra, buna karşı çıkacak olanlara, en önce Brüksel milliyetçilerimiz, "çağdışı, marjinal" damgası vurmaz mı? Hem de oralarda okul açmamıza asla izin verilmediğini bile bile. Ve bu yol açılırsa, arkası mantar gibi bitmez mi? Yabancıların kontrolünde, kültür emperyalizmini, anaokulundan itibaren damardan enjekte eden, hatta sadece misyonerlik amaçlı, "Türk''ü devşirme" okulları.
Aynen Osmanlı''nın son dönemi gibi.
Atatürk, yabancıların niyetini çok iyi teşhis ettiğinden, daha Milli Mücadele döneminde, ABD''nin okul açma talebi Bakanlar Kurulu''nca reddedilmiş, 1924''te 1 ay içinde sadece İstanbul''da kurallara uymayan 44 yabancı okul kapatılmış.
Sert tepkiler gelmiş, hatta Fransa nota göndermiş, ama genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti''nin cevabi notası daha sert olmuş: "Konu bir iç mesele olduğundan, yabancı hükümetlerin protestoları dikkate alınmayacaktır." Yoksa, 85 yıl sonra yine birileri, Osmanlı''nın son yıllarını özledi de, "Nerede kalmıştık" mı demek istiyor?